24. “Yoksa, her umduğu şey insanın mıdır?” Yoksa her düşündüğü, her hayal ettiği, her umduğu, her arzu ettiği, her temenni ettiği şey insanın mıdır? İnsan her istediğine ulaşa-bileceğini mi zannediyor? Güç ve kuvvetinin sınırsız olduğunu mu zannediyor bu insan? Kendilerini yaratan Allah’ın kendi arzularına teslim olduğunu, onlar ne isterlerse, neyi münasip görürlerse Allah’ın onlardan razı olmak zorunda olduğunu mu zannediyorlar? “Allah bizim arzularımıza teslimdir, bizim münasip gördüğümüzü elbette o da münasip görecektir” demeye mi çalışıyor bu insanlar? Ya da Allah katında şefaatlerini umdukları için diktikleri bu putlarından temenni ettikleri şefaate ulaşacaklarını mı umuyor bu insanlar? Bu putlarının kendilerini kurtaracaklarını mı bekliyorlar? Allah sistemine alternatif olarak geliştirdikleri bu sistemlerinin bu dünyada kendilerini mutlu edeceğini, huzur ve sükuna kavuşturacağını mı bek-liyorlar? Her arzu ettikleri şeyin hemen gerçekleşivereceğini mi zannediyorlar? Kendilerinin dilediklerine hükmedebilecek Allah yetkilerine sahip olduklarını mı iddia etmeye çalışıyor bu insanlar? Rabblerini, mâbudlarını kendi kendilerine belirlemeye mi kalkışıyorlar? Kendilerini bu yetkinin sahibi mi zannediyorlar? Böyle yaratıcılarına kafa tutarak, kendi hevâ ve heveslerini Allah vahyinin önüne geçirerek, küfür ve şirk içinde bir hayat yaşadıkları halde yine de kendilerinin hidâyette olduklarını temenni etmelerinin kendilerini kurtaracağını mı umuyorlar? Sadece temenni ettikleri şeyin gerçekleşeceğini mi zannediyorlar? Hidâyeti, imanı sadece temenniden ibaret mi zannediyorlar? Allah yasalarını bir kenara bırakarak kendi kendilerine hayat programı yapmaya mı çalışıyorlar? Nereden, kimden almışlar bu yetkiyi? Halbuki: