31. “Göklerde olanlar ve yerde olanlar Allah'ındır ki O, kötülük yapanları yapmakta oldukları kötülüklerle cezalandırır, güzel davranışta bulunanları da daha güzeliyle ödüllendirir.” Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah’ındır. Göklerin ve yerin mülkü Allah’a aittir. Göklerde ve yerde ne varsa hepsinin sahibidir Allah. Göklerde ve yerde ne varsa hepsine egemen olan, tüm varlıklar üzerinde söz sahibi olan, yönetme hakkı sadece kendisine ait olan Allah’tır. Tüm varlıkların boyunlarındaki kulluk iplerinin ucu elinde olan mutlak güç ve kudret, mutlak tasarruf sahibi Allah’tır. Göklerde ve yerde yegane söz sahibi, yegâne Mâlik O’dur. O Mâliktir, her şey O’-nun mülküdür. Mülkünde tasarruf hakkı sadece O’na aittir. Göklerde ve yerde kendisinden başka İlâh, kendisinden başka egemen yoktur. Varlıkları üzerinde kendisinden başka söz sahibi, kendisinden başka etkili, yetkili yoktur. Kendisinden başka kulluk edilecek, çektiği yere gidilecek, yasaları uygulanacak varlık yoktur. Kendisinden başka hatırı kazanılacak, rızası peşinde gidilecek, arzularına teslim olunacak varlık yoktur. Çünkü varlık O’nundur, varları var eden, öldüren, dirilten O’dur. Hayatın sahibi O’dur. Hayatı veren de alan da O’dur. Göklerde ve yerde hayatın sebebi O’dur Göklerde ve yerde, canlı-cansız ne varsa hepsini yaratan, hepsini hayata getiren ve hepsinin hayatını düzenleyen sahip O’dur, Mâlik O’dur. Bir karış toprakta, zaman ve mekânın bir karış diliminde O’ndan başka hiç kimsenin mâlikiyeti, hâkimiyeti yoktur. Allah kötülük yapanlara, günah işleyenlere işledikleri günahların karşılığını verir. Muhsinlere, Allah’ın kendilerini gördüğü şuuru içinde bir hayat yaşayanlara, Allah’a lâyık ameller işleyip Rabblerinin rızası uğrunda hareket edenlere de unutkanlıkları, bir anlık gafletleri, insan oluşları sebebiyle yaptıkları ufak-tefek kabahatleri bir yana büyük günahlardan ve hayasızlıklardan kaçınanlara da işlediklerinden daha iyisiyle karşılığını verir. Kötülük yapanlara, günah peşinde koşanlara işledikleri kötülüklere benzer cezalar verecektir Rabbimiz. Bire bir cezalar verecektir. Ama muhsin davrananlara, iyilik yapan mü’minlere yaptıkları iyiliklerinin kat kat fazlasını, ya da mükafatların en güzeli olan cenneti verecektir Rabbimiz. Çünkü mutlak Mâlik O’dur, sahip O’dur. Mülkü konusunda mutlak tasarruf ta O’nundur. Mülkü konusunda yarattıklarından hiç kimseye yetki vermemiştir. Kurduğu bu dünyada yarattığı kullarına cezayı da, mükafatı da sadece kendisinin takdir ettiğini bildirmektedir. Bir dünya yarattığını, imtihan için kullarını getirdiğini ve kullarına bu dünyada irade, seçim özgürlüğü verdiğini, insanların iyiliği de kötülüğü de seçme hakkına sahip olduklarını, ama bu seçimlerinin sonucuna kendilerinin katlanmak zorunda olduklarını anlatıyor Rabbimiz. Kötülerin kötülüklerinin karşılığı kötülükle cezalandırılacaklarını, iyilerin de hüsnaya ulaşacaklarını anlatıyor. Peki kimlermiş bu hüsnaya ulaşacak olanlar? Ne özellikleri varmış onların?