Neml Suresine Dön

Nemlالنمل

12. Ayet

12Neml Suresi

وَاَدْخِلْ يَدَكَ ف۪ي جَيْبِكَ تَخْرُجْ بَيْضَٓاءَ مِنْ غَيْرِ سُٓوءٍ ف۪ي تِسْعِ اٰيَاتٍ اِلٰى فِرْعَوْنَ وَقَوْمِه۪ۜ اِنَّهُمْ كَانُوا قَوْمًا فَاسِق۪ينَ

“Elini koynuna sok. Hiçbir kötülük/hastalık olmaksızın bembeyaz olarak çıkacak. (Bu,) Firavun ve kavmine gönderilmiş dokuz apaçık mucizeden biridir. Şüphesiz ki onlar, fasık bir topluluktur.”

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

10-12. “Değneğini at!” Mûsâ, değneğinin yılan gibi hareketler yaptığını görünce, arkasına bakmadan dönüp kaçtı. “Ey Mûsâ! Korkma; Benim katımda peygamberler kork-maz; yalnız haksızlık eden bunun dışındadır. Kötü hali iyiliğe çeviren kimse bilsin ki Ben şüphesiz bağışlarım, merhamet ederim. Elini koynuna sok, Firavun ve milletine gönderilen dokuz mûcizeden biri olarak kusursuz, bem-beyaz çıksın. Gerçekten onlar yoldan çıkmış bir millettir.” Asanı bırak, Asanı at. Hangi Asadır bu Asa? Mûsâ (a.s) nın Medyen’de Şuayb (a.s) ın koyunlarına çobanlık yaptığı on yıllık dö-neminde elinden bırakmadığı bir asadır bu. Kupkuru bir ağaç parçasıdır bu Asa. On yıl boyunca elinde taşıdığı, kullandığı ama kendisinde o güne kadar başka asalara göre hiçbir farklılık görmediği bir asa. İşte orada Rabbimiz elçisi Mûsâ (a.s)’a diyor ki: Ey Mûsâ asanı yere bırak. Mûsâ (a.s) Onu yere bırakınca bir de ne görsün asa hareket etmeye başladı tıpkı kıvrak, hızlı hareket eden bir yılan gibi. Küçük bir yılan gibi hareketlenmeye başladı. Çok görkemliydi. Yâni aslında büyük bir ejderha gibiydi ama hareketlilikte sanki küçük bir yılan çevikliği sergiliyordu. Evet evet Mûsâ (a.s) nın gözlerinin önünde elinde taşıdığı on yıllık asa şu anda bir yılana dönüşmüştü. Mûsâ(as) korktu ve arkasına bakmadan geriye doğru kaçtı. Gördüğü bu manzara karşısında şaşkınlığa düşen Mûsâ (a.s) ne yapacağını bilemedi ve kaçtı. Gerçekten de çok garip bir durum. Bir gece vakti uzakta gördüğü bir ateşe doğru gidiyor, ağaçtan çıkan bir ateş, sonra bir nida, bir ses, sonra o sesin istediği gibi asa yere bırakılıyor ve elindeki asa birdenbire bir yılana dönüşüyor. Ve bu harikulade manzara karşısında Mûsâ (a.s) nın korkup kaçıyor. Ve yine bir ses, ey Mûsâ korkma, korkmana, kaçmana ge-rek yok diyor. Çünkü Benim huzurumda, Benim katımda elçilere korku yoktur. Sen korkmayacaksın, çünkü Sen elçilerden olacaksın. Ben seni korumam altında tutuyorum der Rabbimiz. Sen hiç korkma. Ama kim zalim olursa işte korkacak olanlar onlardır. Zalimlerin korkmaya hakkı var, zalimler korksun Benden. Ama kim de kötülükten sonra iyiliğe yönelirse, kötülük içinde yaşadığı hayatını iyiliğe doğru döndürürse Ben onlar için Ğafûrum, bağışlayanım. Evet böyle bir gece vakti, soğuğu şiddetli bir gece yolunu şa-şırmış bir Müslüman Mûsâ (a.s) eşi ve çocukları bıraktığı yerde ken-disini bekliyorlar. Ateşe yaklaşacak, orada kendisine bir ses gelecek, o sesle irkilecek, elindeki asayı yere bırakacak ve bir anda asa yılan olacak. Korkup kaçacak, arkasından kaçma diye bir ses Onu uyaracak, elçilerin korkmalarına gerek olmadığına dair bir müjde alacak. Ve arkasından kıyâmete kadar bir tevbe yasası konulacak. Sonra kötülük yapanlara azabı gelecek. Ama kötülük işleyip dururlarken bundan vazgeçip iyiliğe yönelenler için de bir bağışlanma gündeme getirilecek. Bundan sonra Rabbimiz şöyle buyuruyor: Ey Mûsâ elini koynuna sok ki bir hastalık olmaksızın bembeyaz çıksın. Dokuz âyetle birlikte Firavun ve toplumuna git. Muhakkak ki onlar fâsık, itaatten çıkmış, günâhkâr, Allah’a isyan eden bir kavimdir. Öyleyse ey Mûsâ, haydi sen bu dokuz âyetle, bu dokuz mûcizeyle Firavun ve kavmine git ve onları uyar. Onlar günâhta ileri gitmiş bir toplumdur. Git ve onları uyar ki akılları başlarına gelsin. Evet Rabbimiz Firavun ve azgın toplumu tarafından yüzyıllardır köleleştirilmiş, her şeylerini kaybetmiş köle bir Müslüman topluma, İsrâil oğullarına özgürlüğün habercisi olarak, kurtuluş muştusu olarak Kutlu bir elçisini, Mûsâ (a.s)’ı gönderiyor bu âyetlerle. Ve gerçekten de o kutlu elçinin mücadelesi zorlu olacaktı. Firavun ve topluyla kavgası zorlu olacaktı. Hem Firavun oğullarıyla, hem de yıllar yılı köleleşip her şeylerini kaybetmiş bir toplum olan, özgürlüğe susamış bir toplum olan İsrâil oğullarıyla uzun ve yorucu bir mücadele içine girecekti. Bir taraftan azgın Firavun oğullarını uyarırken, diğer taraftan kölelik ruhlarına sinmiş İsrâil oğullarını köle olmadıklarına ikna edecekti. Yâni alınlarına kölelik damgası vurulmuş bu insanların kölelik yazgısını kazımak, silmek kolay olmayacaktı. Firavun ve sisteminin zulmü altında bu insanlar her ne kadar özgürlüğe susamış olsalar da kölelikten de memnundular. Çünkü onları bu hayata mahkum etmiş güçlü bir sistem, güçlü bir devlet vardı. Allah’ın elçisi Mûsâ bunlarla baş edecekti. Zâhiren bakıldığı zaman Mûsâ (a.s) nın başarı şansı hiç yok gibiydi. Ama sonuç Al-lah’ın elindeydi. Matematik hesabına göre Mûsâ (a.s) nın hiç bir şansı yok gibiydi ama Allah hesabına göre bu iş çok kolaydı. Başka sûrelere de baktığımız zaman görürüz ki Allah desteğindeki Mûsâ (a.s) nın başarılı olduğuna şahit oluyoruz. Büyük irade kulu ve elçisi Mûsâ (a.s)’ı başarılı kılmıştır.