24,25. “Onun ve milletinin Allah'ı bırakıp güneşe secde ettiklerine gördüm. Göklerde ve yerde gizli olanları ortaya koyan, gizlediğiniz ve açıkladığınız şeyleri bilen Allah'a secde etmemeleri için şeytan kendilerine yaptıklarını güzel göstermiş, onları doğru yoldan alıkoymuştur. Bunun için, doğru yolu bulamazlar.” Onu ve kavmini buldum ki güneşe secde ediyorlar, Allah’ın berisinde. Allah’ı kabul edip bir de güneşe secde ediyorlar anlaşılmaz her halde. Eğer ifade “Maallah” olsaydı belki böyle düşünme imkâ-nımız olurdu. Kur’an’daki: “İttehaze maallah, yescudüne maal-lah” İfadelerini böyle anlıyoruz. Allah’la beraber başka İlâhlar ediniyorlar, Allah’la beraber başkalarına da secde edip kulluk ediyorlar şeklinde anlıyoruz. Ama burada öyle değil de “Min dünillah” olunca diyoruz ki insanlar Allah’ın berisinde bir şeylere dua edip dâvetiye çıkarıyorlarsa, onlar Allah’ı da kabul ediyor şeklinde de görünüyor Kur’an’da, Allah’ı reddedip O’nun berisinde bir şeylere dua edip secde ediyorlar şeklinde ikisi de anlaşılacaktır bundan. Yâni hem Allah’ı biraz biliyorlar hem de güneşe de secde ediyorlarmış. Allah’ın berisinde güneşe secde ediyorlarmış. Güneşe namaz kılıyorlar demek değildir tabii bu. Secde ve rüku namaz dışında zikredilince mutlak başlı başına bir ibadettir. Yâni onlar güneşi dinliyorlar, güneşe tapıyorlar, güneşten yanalar, güneşin emrine boyun eğiyorlar. Tabii güneşi kendilerince konuşturuyorlar. Güneş sizden bunu ister, şunu ister dedirtiyorlar ve o dediklerini de yapıyorlar. Meselâ: "Olmaz arkadaş, bu yönetmeliğe aykırı" diyor müdür efendi. Yâni bu yönetmenlik dediğin ne? Kim koydu onu? Senden değil mi o? Geçen senekiler bu sene kalkmadı mı? Öyle anlamıyor adam, yönetmeliğe aykırı diyor tamam. Toplum ne der adama? diyor. Olur mu? Bu yaptığın şey âdetlere terstir diyor. Bu yasalara aykırıdır diyor. Ne o toplum dediğin? Meselâ düğünlerde görürsünüz. Kız evi İslâm dense razı olacak, ama âdet deyince mahvoluyor, eziliyor, oğlan evi de masrafın altında eziliyor aslında. Her iki tarafta ezim ezim eziliyorlar, ama ne olur ne olmaz diyorlar, âdet diyorlar, rüsum diyorlar ve o olmayanın sözünü dinli-yorlar, olmayanın dediklerini yapıyorlar. Yâni güneşe tapınan, güneşe secde eden, güneşin dediklerine, ya da güneşe dedirttiklerine tabi olan, onu dinleyen bu adamların hiç mi kafası yok? Hiç mi akılları yok bu adamların. Evet şeytan bu işi onlara süslü, mantıklı gösteriyordu ve: Şeytan onlara amellerini süslü gösterdi ve de onları yoldan saptırdı da onlar hidâyete ermediler, eremeyecekler, yollarını şaşırmışlar, yol bulamayacaklardır. Şeytanın secde ettirmediği bu Allah; kendisine hiç bir şey gizlenmeyendir. Yâni Allah öyle bir Allah ki, O’na yönelik hiç bir gizlilik söz konusu olmayacaktır ve de O Allah gizlediklerini de, açığa çıkarttıklarını da elbette bilendir. Bir kere Allah onların gizlediklerini de, açığa çıkardıklarını da bilir deniliyor, ayrıca da deniliyor ki Allah gökyüzü ve yeryüzündeki gizlilikleri de ortadan kaldırır, açığa çıkarır. Şeytan onlara amellerini süslü gösterdi, kınaladı, boyaladı, böylece onlar yoldan saptılar, sapıttılar, yol bulmadılar, yollarını bulamadılar. İşte bu insanların saptırılmalarının nedeni Allah’a secde etmesinler diye ki o Allah gizliliği açığa çıkarandır. Şeytan insan hayatına öyle program çiziyor ki onun Allah’a gitme ihtimali baştan bitiyor. Meselâ tıp fakültesi bugün öyle gözüküyor. Kişinin bütün gününü kapsıyor. Ama meselâ Hukuk fakültesi pek öyle değil gibi. Ondan dolayıdır ki Hukuk öğrencileri kimi olaylara girebiliyorlar da ötekiler giremiyorlar. Öyle bir program ki bunsuz olmaz deniyor, gece gündüz talebenin tüm hayatını bitiriyor. Başka şey dü-şünemez hale getiriyor. Veya sistemlerde de Kominizim Kapitalizme göre İslâm’la yarışabilecek bir sistemdir. Yâni bütün hayat programı hakkında söz sahibidir. Gençlik hakkında konuşuyor, cinsellik hakkında konuşuyor, aile hakkında konuşuyor, ekonomi hakkında konuşuyor, kendine göre tabi. Ama kapitalizm öyle değildir. O kimi dünya işlerini düzenler ama meselâ din işi serbesttir, dilersen Müslüman ol, dilersen Hıristiyan ol fark etmez demeye çalışır. Şeytan da ya önce: İnsanların dine girmemeleri için, insanların dinleriyle, kitaplarıyla tanışmamaları için elinden ne geliyorsa yapar. Yeryüzündeki iki ayaklı şeytanları da kullanarak dinle insanların arasına engeller koyuyorlar. İnsanların dinlerine ulaşma imkânlarını kaldırıyorlar. Her taraftan kapatıyorlar o yolu. Din eğitimini yasaklıyorlar. Filan yaşa kadar Kur’an öğrenimi yasaktır diyorlar. İnsanların dinlerinin temel kaynakları olan kitap ve sünneti duyma yollarını kapatıyorlar. Böylece insanlara dini duyurmayarak, din eğitiminden mahrum bırakarak onları Allah yolundan alıkoymaya çalışıyorlar. İlk planda şeytanın ve dostlarının yaptıkları budur. Dine giden tüm yolları ve imkânları kapatmak. Ama bütün bu tedbirlerine rağmen, bütün bu engellemelerine ve aleyhte propagandalarına rağmen yine de insanlar bu barikatları aşarak dinleriyle tanışmaya, kitaplarıyla buluşmaya muvaffak olmuşlarsa, bu sefer de dinde eğrilik büğrülük meydana getirirler. Yâni o insanların önüne öyle bozuk bir din sunarlar ki bu dinin İslâm’la uzak ve yakından hiç bir ilgisi yoktur. Yâni böyle hayata karışmayan, hayatta hiç bir etkinliği olmayan, camiye veya vicdanlara hapsedilmiş, sadece sözden ibaret bir din, ya da hayatın bazı bölümlerine karışan, ama öteki bölümlerine karışmayan, işte sadece törenlerde hatırlanan, salonlarda konuşulan ama onun dışında hayatta hiçbir geçerliliği olmayan bir din sunarlar. Hukuka karışmayan, eğitime karışmayan, kılık kıyafete karışmayan, kazanmaya harcamaya karışmayan, hayatta hiç bir etkinliği olmayan resmi bir din. Özellikle kendilerince şekillendirip biçimlendirdikleri bu dini ders kitaplarına koyarlar ve işte din budur diye insanlara bunu su-narlar. İnsanların kafalarını allak bullak ederler. İnsanlar bu karmaşa içinde neyin Allah dini, neyin başkalarının dini olduğunu anlayamaz hale gelirler. Ve böylece insanların dinlerini eğri büğrü yaparak onları Allah dinine ulaşmaktan alıkorlar. Bunun neticesi olarak da insanlar öyle bir din yaşarlar ki bu din Allah dini değil, resmi ideolojinin şekillendirip biçimlendirdikleri bir dindir. Evet şu anda acı acı bunu seyrediyoruz. İnsanlar bir din ya-şıyorlar, ama bu din Allah’ın dini değil, şeytanın tahrikiyle resmi ide-olojinin kendilerine dayattıkları bir dindir. Ve ne acıdır ki din yaşadı-ğını zanneden bu insanlar aldanıyorlar. Evet demek ki şeytan ne yapar, yapar karşısındakinin yolunu İslâm’dan saptırır. Bunu beceremezse eğer, yâni o muhatabı her şeye rağmen illa da İslâm’a girerse bu sefer de girdiği yolu, girdiği İslâm’ı eğri büğrü hale getirir. Yâni İslâm’ını bozar adamın. Burada da anlatılan biraz ikisinin bütünleşmesi gibi sanki. Yâni Allah’a secde etmesinler diye yollarını saptırır, başka başka yollar buluverir onlara. Kendilerine, güneşe, ya da güneş gibilerine secde etmelerini sağlar. Güneş aslında büyük yıldızdır, en büyük yıldız. İşte şu anda piyasada böyle nice yıldızı parlayanlar, doğanlar batanlar söz konusu. Onlara secde etmeye çalışan nice insanlar görüyoruz Allah korusun. İşte bu şeytanın en büyük taktiğidir. İnsanlar Allah önünde secde etmesinler de kimin önünde secde ederlerse etsinler. Allah’a kul olmasınlar da kime ve neye kul olursa olsunlar. Allah’ı dinlemesinler de kimleri dinlerlerse dinlesinler. Allah’ın yasaları hayatlarına hakim olmasın da kimin yasaları hakim olursa olsun.