29-32. “Sebe melikesi: “Ey ileri gelenler! Bana merhamet eden, merhametli olan Allah'ın adıyla başlayan ve sakın bana karşı başkaldırmayın ve teslim olarak gelin diyen Süleyman'dan gönderilen önemli bir mektup bırakıldı. Ey ileri gelenler! Vereceğim emir hakkında bana fikrinizi söyleyin; siz benim yanımda bulunmadıkça, bir iş hakkında kesin hüküm veremem” dedi.” Danışmanlarını, müsteşarlarını, şûra heyetini topladı ve onlarla bu durumu istişare etti. Dedi ki: Ey ileri gelenler! Ey benim danışmanlarım! Ey ülke yönetiminde bana yardımcı olan dostlarım! Muhakkak ki bana önemli bir mektup bırakıldı. Kadının bu ifadelerinden anlaşılıyor ki gerçekten çok akıllı, çok dirâyetli bir kadın. Bu mektubun muhteviyatından hemen onun çok güzel, çok değerli bir mektup olduğunu anlıyor ve sözlerine böyle başlıyordu. Bana çok Kerîm, çok üstün, ikrama değer, hürmete lâyık bir mektup bırakıldı. O mektup Süleyman’dandır ve o mektup bismillahirrahmânirrahîm ile başlamaktadır. Ya kadının sözü burada bitiyor, bundan sonrası mektubun okunmasıdır, mektubun muhtevasıdır, yahut da kadının sözü devam ediyor. Dünya üzerinde bu kadar özlü bir ifade görmek mümkün değildir. Mektubun ifadeleri aynen şöyle: Süleyman’dan. O Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla başlar. Bana karşı üstünlük taslamaya kalkışmayın. Bana karşı büyüklenmeyin. Ve bana Müslümanlar olarak gelin, teslim olun. Bana karşı teslimiyetinizi, Müslümanlığınızı haber verip bildirin diyordu Allah’ın elçisi Süleyman (a.s). İşte bir Melik, işte bir peygamber ve işte bir ilim sahibi. Kuşların, karıncaların dilinden anlayan, cinlerin, şeytanların emrinde bulunduğu bir hükümdardan bir başka dünyanın hükümdarına bir mektup. Evet bir Allah elçisinden gelen, Rahmân ve Rahîm olan Allah adına gelen bu mektubu okuduktan sonra kadın dedi ki, bu mektup gerçekten çok Kerîm bir mektuptur. Ey dostlarım, bu işimde bana yol gösterin, bana görüşünüzü belirtin, ben ne yapayım? Siz olmadığınız sürece ben hiçbir işe karar veremem. Bunu siz biliyorsunuz. Sizinle istişare ettikten sonra ancak karar vereceğim. Söyleyin ne yapalım? İşte mektup ve işte durum ortada.