101. “Yolculuk ettiğinizde, kâfirlerin size bir fena-lık yapmasından korkarsanız, namazı kısaltmanızda size bir sorumluluk yoktur. Zira kâfirler, size apaçık düşmandırlar.” Eğer bir yolculuğa, bir sefere çıkmışsanız. Allah adına bir savaş gerçekleştirmek üzere, Allah dinini hâkim kılıp, kelimetullahı yüceltmek üzere, veya yeryüzünde Allah’ın dinini insanlara tebliğ etmek, ulaştırmak, öğretmek ve böylece Allah’a kullar kazandırmak üzere, cennete aboneler bulmak üzere, cehennemle kullar arasına barikatlar koyup insanların dirilişine sebep olmak üzere veya bir rızık aramak, bir ticaret yapmak maksadıyla yola çıktığınız zaman kasr’us salat yapmanızda, namazı kısaltmanızda sizin için bir beis yoktur. Böyle bir durumda kâfirlerin size bir zarar vermelerinde kâfirlerin sizi bir fitneye düşürüp, bir sıkıntıya sokmasından korkuyorsanız yine namazı kısaltabilirsiniz. Unutmayın ki kâfirler sizin için apaçık bir düşmandır. Evet seferde ve düşman korkusu altında namazların kısaltılabileceğini anlatıyor Rabbimiz. Bu işin pratik örneklenmesini, pratikte uygulamasını da Rasulullah Efendimizin hayatında görüyoruz. Seferilik konusunu biliyorsunuz. Bir kişinin sürekli ikâmet mahalli olan vatanını terk ederek en az üç günlük, takriben doksan kilometrelik bir uzaklığa gitmesi ve gittiği yerde de on beş günden daha az bir süre kalması halinde gerek yolda gerekse misafir olarak kaldığı yerde dört rekatlı farz namazları iki rekat olarak kılmasında bir beis yoktur. İki rekatlık sabah namazını yine iki rekat, üç rekatlık akşam namazını yine üç rekat olarak kılarken dört rekatlık farzları iki rekat olarak kılacaktır. Farzlar böyle. Sünnet namazlara gelince Allah’ın Resûlü sefer halindeyken de sabah namazının iki rekatlık sünnetini ve yatsı namazından sonra kılınan üç rekatlık vitir namazını kılmıştır. Diğer sünnetler terk edilebilir de kılınabilir de. Ve yine seferdeyken Rasulullah Efendimizin uygulamalarında şunu da görüyoruz: Öğle namazının dört rekatlık farzıyla ikindi namazının dört rekatlık farzını birleştirerek, bazen öğle vaktinde cem’i takdim yaparak, bazen de ikindi vaktinde cem’i tehir yaparak kılmıştır. Yine Allah’ın Resûlü akşamla yatsıyı birleştirerek bazen akşam vaktinde bazen da yatsı vaktinde birlikte kılmıştır. Sünnette bunlar açıkça ortaya konmuştur. Müslümanların bunları uygulamasında da bir beis yoktur. Bundan sonra yine namaz konusu ama savaş esnasında namaz konusu anlatılacak: