105. “Ey Muhammed! Doğrusu, insanlar arasında Allahın sana gösterdiği gibi hükmedesin diye Kitabı sana hak olarak indirdik; hakkı gözet, hainlerden taraf olma.” Kitabın Rasulullah Efendimize hak olarak indirilişi ve hak bir kitapla Rasulullah Efendimizin insanlar arasında bu kitapla hak olarak, âdil olarak hükmetmesi gerektiği anlatılıyor. Bir kere bu kitabın indirilişi haktır, kitap hak olarak, hukuk olarak, tüm hakları, hukukları belirleyici olarak, haklı olarak indirilmiştir. Hak Allah’ın kitabıdır. Hak sadece Allah’tan gelendir. Allah’tan gelen bu hakka istinat etmeyen her şey bâtıldır, her şey haksızlıktır. İnsanlar arasındaki tüm ihtilaflar bu kitapla çözümlenecek, tüm hakları bu kitap belirleyecektir. Kur’an’ın belirlediği hükümlerin dışında kim hüküm verirse, kim bir yasa belirlemeye kalkışırsa o haindir. Hainlerin yasalarına sahip çıkıp onları savunmak ta hakkı terk etmek olduğundan küfürdür. Evet ben Müslümanım diyen bir kimseye düşen hakka sarılmak, hakla hükmetmek ve bâtıl ehlini ve onların Hakka istinat etmeyen yasalarını savunmaktan uzak durmaktır. Allah peygamberine ve onun yolunun yolcusu olan Müslü-manlara hak bir kitap göndermiştir. Allah’ın gönderdiği bu hak kitabın savaşın içinde de, savaşın dışında da Müslümanların hayatında hakim olması gerekmektedir. Peygamber ve Müslümanlar savaşın içinde de savaşın dışında da bu kitapla hükmedecekler, bu kitaba sarıla-caklar, savaş ortamında da barış ortamında da kitapsız bir hayat sür-meleri, kitabı ellerine almadan bir hayat yaşamaları, kitaptan habersiz hüküm vermeleri kesinlikle mümkün olmayacaktır. Peygamber ve Müslümanlar kitapla hükmedecekler, kitapla karar verecekler. Kitap-sız Müslümanların başarıya ulaşmaları, huzur içinde bir hayat yaşa-maları asla mümkün değildir. Kitapsız problemlerin çözümü mümkün değildir. İşte Allah bu kitabı peygambere bunun için göndermiştir. Peygamber ve Müslümanlar yaşadıkları hayatın hangi prob-lemiyle karşı karşıya bulunurlarsa bulunsunlar, ister ekonomik bir kavganın, ekonomik bir problemin çözümüyle, ister eğitim problemi, ister hukuk problemi, ister siyasal bir savaşın içinde, ister sıcak bir savaşın, ister soğuk savaşın içinde olsunlar, hangi ortamda, hangi problemin çözümüyle karşı karşıya olurlarsa olsunlar problemlerini ancak Allah’ın kitabıyla çözecekler, Allah’ın kitabıyla hükmedecekler ve başarıya ulaşacaklardır. Allah bu kitabı işte bunun için gönderiğini anlatıyor. Dikkat ederseniz bu âyette ve bu âyetten sonra gelecek âyetlerde anlatıldığına göre Rabbimiz peygamber Efendimize kendisiyle hükmetsin, insanlar arasında adâletle hüküm versin diye hem bu kitabı gönderiyor hem de aynı zamanda bu kitapla nasıl hükmedileceğini, bu kitabın pratik hayatta nasıl uygulanacağını, bu kitabın hayata nasıl indirgeneceğini, bu kitapla hayatın problemlerinin nasıl çözüme kavuşturulacağını da ayrıca peygamberine öğretiyor, gösteriyor. “Bi-ma erakellah” buyuruyor. Allah’ın sana gösterdiği şekilde bu kitapla hükmedeceksin diyor. Dün Allah’ın Resûlü bu kitapla Allah’ın kendisine gösterdiği şekilde hükmediyor, hayatın problemlerini çözüyor, insanlar arasında adâletle hükmünü gündeme getiriyordu. Elhamdülillah ki bugün bizim de elimizde hem kendisiyle hayatı düzenleyeceğimiz Allah’ın kitabı var, hem de şu anda bu kitabın hayatta nasıl uygu-lanacağını, nasıl pratize edileceğini bize gösteren Rasulullah Efendimize Allah’ın öğrettiği onun sünneti var. Öyleyse peygamber yolunun yolcuları olarak bizler de sürekli kitap ve sünnetle beraber olacak, kitap ve sünneti elimizden hiç bırak-mayacak ve hayatın hangi problemiyle karşı karşıya bulunursak bulunalım, savaş problemi mi, barış ortamı mı, ekonomik bir problemin çözümü mü, hukuk probleminin halli mi, kılık kıyafet probleminin halli mi, siyasal bir bakış açısı geliştirme derdi mi, toplumsal bir tavır belirleme, ailevi bir geçimsizliğin çözüme kavuşturulması mı, hayatın nasıl değerlendirileceği, nasıl yorumlanacağı konusu mu, hangi problemle karşı karşıya bulunursak bulunalım Allah’ın kitabı ve onun pratiği olan Resûlünün sünnetine başvurmak zorundayız. İşte Allah kitabı bunun için indirmiştir. Bu âyetten anlıyoruz ki Rasulullah Efendimizin insanlar arasında Allah’ın gösterdiği şekilde hüküm verme, içtihatta bulunma yetkisi vardır. Ve işte bu bölüm Rasulullah Efendimizin Allah’ın kitabına dayanarak ve Allah’ın kendisine gösterdiği biçimde insanlar arasında verdiği bir hükümle alâkalı inmiştir. O hükümle alâkalı Rabbimizin bir uyarısını ihtiva etmektedir. Rabbimiz burada Rasulullah Efendimize ve kıyamete kadar onun örnekliğinde bir hayat yaşamak zorunda olan bizlere insanlar arasında hükmederken âdil davranmamızı, hainleri asla savunmamamızı, hainlerden yana olmamamızı emrediyor. Ey peygamberim, ve ey peygamber yolunun yolcuları, ben size bu kitabı onunla aranızda hükmedesiniz, bu kitaba sarılasınız ve tüm problemlerinizi onunla çözümleyesiniz diye gönderdim. Sakın ola ki bu kitabı bir kenara bırakıp da, bu kitabın pratiği olarak peygambere öğrettiğim bilileri, peygamberin sünnetini bir kenara alıp ta birilerinden bilgilenmeye kalkışmayın. Birilerinin yasalarıyla hükmetmeye, birilerinden çözüm önerileri dilenmeye kalkışmayın. Sakın ha sakın Allah kitabını, Allah yasalarını beğenmeyen zalimlerin hainlerin hükümlerine tabi olmayın. Zalimlerin, hainlerin hayat tarzlarını benimseyerek, onların istedikleri gibi bir hayattan yana olarak onları desteklemeyin, onların savunucusu olma-yın. Allah’ın gönderdiği hayat programından razı olmayarak kendi he-vâ ve heveslerini din kabul edip kendi kendilerine hainlik yapanlardan olmayın. Onlarla birlik olarak, onların bu tavırlarını kabul ederek onlara destek vermeyin. Allah diyor ki peygamberim, kesinlikle hainlerin savunucusu olma. Hangi milletten, hangi dinden olursa olsun hainleri savunarak hak sahiplerine düşmanlık etme. Hainlerin avukatlığını yapma. Çünkü kendisini savunmayan birisinin savunulması hiç de doğru değildir. Başkalarına karşı böyle davranan bir kimse aslında kendisine karşı namus dışı davranmış demektir. Kendi vicdanına karşı haince davranan elbette başkalarına karşı da aynı davranışı sergilemekten çekinmeyecektir. Medine’de Ensâr’dan bir Müslümanın yanında misafir olarak bulunan Zafer oğullarından Tu’me Bin Ümeyrik isminde bir zât komşusu Katade Bin Mumanın evinden bir un dağarcığı ve içinde bir zırh çalar ve onu bir yahudi’ye emânet olarak bırakır. Sonra çalınan bu zırh yahudi’de bulununca, yahudi bunun kendisine Tu’me tarafından teslim edildiğini, kendisinin hırsızlıkla ilgisinin olmadığını söyler. Tu’-menin kabilesi, akrabaları da Rasulullah Efendimize gelerek akraba-ları olan Tu’menin temiz olduğuna, asla böyle bir şeyi yapmadığına, hırsızın yahudi olduğuna şehâdette bulunurlar. Allah ve Resûlüne iman etmiş bir Müslüman olan Tu’me ve onun dini adına yahudilerle mücadele etmesi konusunda Rasulullah Efendimizden ricada bulunurlar. Allah’ın Resûlü de onların bu şehâdetlerine inanarak yahudi’-nin aleyhine hüküm vermeye yönelince Rabbimiz işte bu âyetleri indiriyordu. Peygamberim sakın hainleri savunma buyurarak Tu’me ve kavminin bu konudaki hainliklerini ilan ediyordu. Bunun üzerine Tu’me tevbe edip yaptığından dönecek yerde Mekke’ye kaçıp müşriklere katılmıştır.