Nisâ Suresine Dön

Nisâالنساء

105. Ayet

105Nisâ Suresi

اِنَّٓا اَنْزَلْنَٓا اِلَيْكَ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ لِتَحْكُمَ بَيْنَ النَّاسِ بِمَٓا اَرٰيكَ اللّٰهُۜ وَلَا تَكُنْ لِلْخَٓائِن۪ينَ خَص۪يمًاۙ

İnsanlar arasında Allah’ın sana gösterdiği şekilde hükmedesin diye bu Kitab’ı sana hak olarak indirdik. Hainlerin savunucusu olma!

Dipnot

Kur’ân’ın indiriliş gayesi şu ayetlerde açıklanmıştır: İnsanlar arasındaki ihtilafı gidermek (2/Bakara, 213), anayasa kabul edilip insanlar arasında onunla hükmetmek (4/Nisâ, 105), müminleri onunla müjdeleyip kâfirleri korkutmak (19/Meryem, 97), tüm varlığı uyarmak ve Allah’ın (cc) hücceti olmak (6/En’âm, 19; 25/Furkân, 1), ayetleri üzerinde düşünüp öğüt almak (38/Sâd, 29), insanları Allah’ı (cc) birlemeye ve yalnızca O’na ibadete sevk etmek (11/Hûd, 1-2), insanları karanlıklardan aydınlığa çıkarmak (14/İbrahîm, 1), müminleri sebat ettirmek ve onlara yol göstermek (16/Nahl, 102), müminlere şifa ve rahmet olmak (17/İsrâ, 82)...

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

105. “Ey Muhammed! Doğrusu, insanlar arasında Allahın sana gösterdiği gibi hükmedesin diye Kitabı sana hak olarak indirdik; hakkı gözet, hainlerden taraf olma.” Kitabın Rasulullah Efendimize hak olarak indirilişi ve hak bir ki­tapla Rasulullah Efendimizin insanlar arasında bu kitapla hak olarak, âdil olarak hükmetmesi gerektiği anlatılıyor. Bir kere bu kitabın indiri­lişi haktır, kitap hak olarak, hukuk olarak, tüm hakları, hukukları belir­leyici olarak, haklı olarak indirilmiştir. Hak Allah’ın kitabıdır. Hak sadece Allah’tan gelendir. Allah’tan gelen bu hakka istinat etmeyen her şey bâtıldır, her şey haksızlıktır. İnsanlar arasındaki tüm ihtilaflar bu kitapla çözümlenecek, tüm hakları bu kitap belirleyecektir. Kur’an’ın belirlediği hükümlerin dışında kim hüküm verirse, kim bir yasa belirlemeye kalkışırsa o haindir. Hainlerin yasalarına sahip çıkıp onları savunmak ta hakkı terk etmek olduğun­dan küfürdür. Evet ben Müslümanım diyen bir kimseye düşen hakka sarılmak, hakla hükmetmek ve bâtıl ehlini ve onların Hakka istinat et­meyen yasalarını savunmaktan uzak durmaktır. Allah peygamberine ve onun yolunun yolcusu olan Müslü-manlara hak bir kitap göndermiştir. Allah’ın gönderdiği bu hak kitabın savaşın içinde de, savaşın dışında da Müslümanların hayatında ha­kim olması gerekmektedir. Peygamber ve Müslümanlar savaşın içinde de savaşın dışında da bu kitapla hükmedecekler, bu kitaba sa­rıla-caklar, savaş ortamında da barış ortamında da kitapsız bir hayat sür-meleri, kitabı ellerine almadan bir hayat yaşamaları, kitaptan ha­bersiz hüküm vermeleri kesinlikle mümkün olmayacaktır. Peygamber ve Müslümanlar kitapla hükmedecekler, kitapla karar verecekler. Ki­tap-sız Müslümanların başarıya ulaşmaları, huzur içinde bir hayat ya­şa-maları asla mümkün değildir. Kitapsız problemlerin çözümü müm­kün değildir. İşte Allah bu kitabı peygambere bunun için göndermiştir. Peygamber ve Müslümanlar yaşadıkları hayatın hangi prob-lemiyle karşı karşıya bulunurlarsa bulunsunlar, ister ekonomik bir kavganın, ekonomik bir problemin çözümüyle, ister eğitim problemi, ister hukuk problemi, ister siyasal bir savaşın içinde, ister sıcak bir savaşın, ister soğuk savaşın içinde olsunlar, hangi ortamda, hangi problemin çözümüyle karşı karşıya olurlarsa olsunlar problemlerini ancak Allah’ın kitabıyla çözecekler, Allah’ın kitabıyla hükmedecekler ve başarıya ulaşacaklardır. Allah bu kitabı işte bunun için gönderiğini anlatıyor. Dikkat ederseniz bu âyette ve bu âyetten sonra gelecek âyet­lerde anlatıldığına göre Rabbimiz peygamber Efendimize kendisiyle hükmetsin, insanlar arasında adâletle hüküm versin diye hem bu ki­tabı gönderiyor hem de aynı zamanda bu kitapla nasıl hükmedilece­ğini, bu kitabın pratik hayatta nasıl uygulanacağını, bu kitabın hayata nasıl indirgeneceğini, bu kitapla hayatın problemlerinin nasıl çözüme kavuşturulacağını da ayrıca peygamberine öğretiyor, gösteriyor. “Bi-ma erakellah” buyuruyor. Allah’ın sana gösterdiği şekilde bu kitapla hükmedeceksin diyor. Dün Allah’ın Resûlü bu kitapla Allah’ın kendi­sine gösterdiği şekilde hükmediyor, hayatın problemlerini çözüyor, in­sanlar arasında adâletle hükmünü gündeme getiriyordu. Elhamdülil­lah ki bugün bizim de elimizde hem kendisiyle hayatı düzenleyeceği­miz Allah’ın kitabı var, hem de şu anda bu kitabın hayatta nasıl uy­gu-lanacağını, nasıl pratize edileceğini bize gösteren Rasulullah Efen­dimize Allah’ın öğrettiği onun sünneti var. Öyleyse peygamber yolunun yolcuları olarak bizler de sürekli kitap ve sünnetle beraber olacak, kitap ve sünneti elimizden hiç bı­rak-mayacak ve hayatın hangi problemiyle karşı karşıya bulunursak bulunalım, savaş problemi mi, barış ortamı mı, ekonomik bir proble­min çözümü mü, hukuk probleminin halli mi, kılık kıyafet probleminin halli mi, siyasal bir bakış açısı geliştirme derdi mi, toplumsal bir tavır belirleme, ailevi bir geçimsizliğin çözüme kavuşturulması mı, hayatın nasıl değerlendirileceği, nasıl yorumlanacağı konusu mu, hangi problemle karşı karşıya bulunursak bulunalım Allah’ın kitabı ve onun pratiği olan Resûlünün sünnetine başvurmak zorundayız. İşte Allah kitabı bunun için indirmiştir. Bu âyetten anlıyoruz ki Rasulullah Efendimizin insanlar ara­sında Allah’ın gösterdiği şekilde hüküm verme, içtihatta bulunma yet­kisi vardır. Ve işte bu bölüm Rasulullah Efendimizin Allah’ın kitabına dayanarak ve Allah’ın kendisine gösterdiği biçimde insanlar arasında verdiği bir hükümle alâkalı inmiştir. O hükümle alâkalı Rabbimizin bir uyarısını ihtiva etmektedir. Rabbimiz burada Rasulullah Efendimize ve kıyamete kadar onun örnekliğinde bir hayat yaşamak zorunda olan bizlere insanlar arasında hükmederken âdil davranmamızı, hainleri asla savunmamamızı, hainlerden yana olmamamızı emrediyor. Ey peygamberim, ve ey peygamber yolunun yolcuları, ben size bu kitabı onunla aranızda hükmedesiniz, bu kitaba sarılasınız ve tüm prob­lemlerinizi onunla çözümleyesiniz diye gönderdim. Sakın ola ki bu ki­tabı bir kenara bırakıp da, bu kitabın pratiği olarak peygambere öğret­tiğim bilileri, peygamberin sünnetini bir kenara alıp ta birilerinden bil­gilenmeye kalkışmayın. Birilerinin yasalarıyla hükmetmeye, birilerinden çözüm önerileri dilenmeye kalkışmayın. Sakın ha sakın Allah kitabını, Allah yasalarını beğenmeyen zalimlerin hainlerin hükümlerine tabi olmayın. Zalimlerin, hainlerin hayat tarzlarını benimseyerek, onların istedikleri gibi bir ha­yattan yana olarak onları desteklemeyin, onların savunucusu olma-yın. Allah’ın gönderdiği hayat programından razı olmayarak kendi he-vâ ve heveslerini din kabul edip kendi kendilerine hainlik yapanlardan olma­yın. Onlarla birlik olarak, onların bu tavırlarını kabul ederek onlara destek vermeyin. Allah diyor ki peygamberim, kesinlikle hainlerin savunucusu olma. Hangi milletten, hangi dinden olursa olsun hainleri savunarak hak sahiplerine düşmanlık etme. Hainlerin avukatlığını yapma. Çünkü kendisini savunmayan birisinin savunulması hiç de doğru değildir. Başkalarına karşı böyle davranan bir kimse aslında kendisine karşı namus dışı davranmış demektir. Kendi vicdanına karşı haince davra­nan elbette başkalarına karşı da aynı davranışı sergilemekten çekin­meyecektir. Medine’de Ensâr’dan bir Müslümanın yanında misafir olarak bulunan Zafer oğullarından Tu’me Bin Ümeyrik isminde bir zât kom­şusu Katade Bin Mumanın evinden bir un dağarcığı ve içinde bir zırh çalar ve onu bir yahudi’ye emânet olarak bırakır. Sonra çalınan bu zırh yahudi’de bulununca, yahudi bunun kendisine Tu’me tarafından teslim edildiğini, kendisinin hırsızlıkla ilgisinin olmadığını söyler. Tu’-menin kabilesi, akrabaları da Rasulullah Efendimize gelerek akra­ba-ları olan Tu’menin temiz olduğuna, asla böyle bir şeyi yapmadı­ğına, hırsızın yahudi olduğuna şehâdette bulunurlar. Allah ve Resû­lüne iman etmiş bir Müslüman olan Tu’me ve onun dini adına yahudilerle mücadele etmesi konusunda Rasulullah Efendimizden ri­cada bulunurlar. Allah’ın Resûlü de onların bu şehâdetlerine inanarak yahudi’-nin aleyhine hüküm vermeye yönelince Rabbimiz işte bu âyetleri indiriyordu. Peygamberim sakın hainleri savunma buyurarak Tu’me ve kavminin bu konudaki hainliklerini ilan ediyordu. Bunun üze­rine Tu’me tevbe edip yaptığından dönecek yerde Mekke’ye kaçıp müşriklere katılmıştır.