109. “İşte siz dünya hayatında onları savunuyorsunuz ama, kıyamet günü onları Allah'a karşı kim savunacak? Veya onların vekaletini kim üzerine alacaktır?” Bu hainler, bu Allah yasalarını reddedenler, Allah’ı atlattıklarını zannedenler, bu Allah düşmanları Müslümanların aleyhinde gizli gizli komplolar düzenlerlerken, Müslümanların aleyhinde kendi aralarında toplantılar düzenleyerek gizli gizli, haince planlar hazırlarlarken gelin görün ki Müslümanlar halâ bu adamlar hakkında iyi şeyler düşünüyorlar. Müslümanlar halâ bu insanlar şöyle iyidir, böyle insancıldır filan diyorlar. Onlara dostluktan yana bir tavır sergiliyorlar. Onlarla iyi ilişkiler kurmadan yanalar. Bakın Allah Müslümanlara diyor ki: İşte ey Müslümanlar, sizler öyle kimselersiniz ki bu tür hainleri dünya hayatında savunuyorsunuz. Farz edin ki bu dünya hayatında bu adamları savundunuz, onlar adına savunmada bulundunuz. Peki ya kıyamet gününde Allah’a karşı onları kim savunacak? Yahut Allah huzurunda kim vekil olabilecek onlara? Allah’ın bu tür hainlere vaki olacak azabından kim kurtarabilecek onları? Dünyada avukatlığını yaptığınız bu insanlara Allah huzurunda da avukatlık yapabilecek misiniz? Savunabilecek misiniz onları? Ya da haydi dünya hayatında zâhirlerine bakarak, kalplerindeki size olan kinlerini, size karşı gizli gizli kurdukları komploları bilmediğiniz için onları savunup onlar lehine bir hüküm verseniz bile ve bu hainler yalan beyanlarıyla sizi kandırarak dünyada kendilerini kurtarmış olsalar bile öbür tarafta ne yapacaklar? Her şeyin açığa çıktığı bir günde Allah’ın sorgulamasından ve azabından kim kurtaracak onları? Neyine güveniyor bu adamlar? Öyleyse ey haksızları, hainleri, suçluları, günahkârları savunanlar, bilesiniz ki dünyada onlar adına yaptığınız savunmalarda, mücadelelerde asla onları kurtarmış olmadığınız gibi, aksine onların sorumluluklarına ortak olarak onların veballerini yüklenerek kendi kendinize zulmetmiş olduğunuzu unutmayın diyor Rabbimiz. Bununla beraber böyle bir yanlışlığa düştüğünüz zaman da büsbütün ümitlerinizi de kesmeyin: