Nisâ Suresine Dön

Nisâالنساء

110. Ayet

110Nisâ Suresi

وَمَنْ يَعْمَلْ سُٓوءًا اَوْ يَظْلِمْ نَفْسَهُ ثُمَّ يَسْتَغْفِرِ اللّٰهَ يَجِدِ اللّٰهَ غَفُورًا رَح۪يمًا

Her kim bir kötülük yapar yahut nefsine zulmeder, sonra Allah’tan bağışlanma dilerse Allah’ı (günahları bağışlayan, örten ve günahların kötü akıbetinden kulu koruyan) Ğafûr ve (kullarına karşı merhametli) Rahîm olarak bulacaktır.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

110. “Kim kötülük işler veya kendine yazık eder de sonra Allah'­tan bağışlanma dilerse, Allah'ı merhamet sahibi olarak bulur.” Kim bir kötülük işler de, kim bir başkasına kötülük yapar veya şirkten başka bir günah işler, yahut kendi kendine zulmeder, yâni şirke düşerek kendi kendisine zulmederse. Arkadaşlar insanın kendi nefsine zulmetmesi, kendi kendisine zulmetmesi demek insanın ken­disini Allah’a kulluk ortamının dışına çıkarması, Allah’ın istemediği bir hareket tarzının içine girmesi, Allah’ın kendisini görmek istemediği bir atmosferde bulunması demektir. Allah’ın kendisi için çizdiği yaşam bi­çiminin dışında nefsinin hevâ ve hevesleri istikâmetinde bir hayat ya­şaması demektir. Allah’ın kitabını bırakarak, Resûlünün örnek kullu­ğunu terk ederek bir kişinin kendi istek ve arzuları peşinde bir hayata yönelmesi onun hayrına değildir. Bir insanın hayrı onun yaratıcısının belirlediği hayatın içinde olmasıdır. Eğer bir insan hayatını, zamanını, imkânlarını, fırsatlarını, elini, ayağını, gözünü, kulağını, aklını, fikrini, kalbini, düşüncesini, iradesini, seçimini yaratıcısının emrine teslim eder, kendisi adına yaratıcısının seçimini seçim kabul ederse işte bu onun hayrınadır. Ama tüm bunları Allah’ın emrine değil de kendi aklının, düşüncesinin emrine teslim ederse işte bu da onun için hayır değil, kazanç değil kayıptır. Evet Allah’a teslim olmayarak, Allah’ın belirlediği bir hayata yönelmeyerek, günah işleyerek, kendi kendisine zulmeden, kendi kendisini cehen­nem yolunda tutan, kendi kendisini ateşe götüren, kendi kendisine yazık eden, kendi kendisini boşa harcayan, ama sonra da aklını ba­şına alarak bu yaptığından vazgeçerek Allah’tan mağfiret dilerse, ba­ğışlanmasını dilerse Allah’ın kendisine Ğafûr ve Rahîm olduğunu gö­recektir. Allah böyle günahlarından dönen kulunu affedecektir. Arka­daşlar, gerçekten biz kullarına Rabbimizin en büyük lütfu-dur bu. Çünkü insan yaratılış gereği, fıtrat gereği günah işleyebilme özelliğindedir. Öyle yaratılmıştır. İnsan melek gibi tamamen günah işleme özelliğinden uzak bir varlık değildir. İşte bizi böyle yaratan, bi­zim fıtratımızı herkesten daha iyi bilen yaratıcımız bize din gönderir­ken bi-zim bu fıtratımızı göz ardı etmiyor. Bizim fıtratımıza uygun bir din, bir hayat programı gönderiyor. Bizim günah işleyebileceğimizi bi­lerek günahtan kurtulma yollarını da bize gösteriyor. Öyleyse asla unutmayalım ki Rabbimiz bizi böyle sürekli bir günah psikozu altında ezilmekten kurtarıyor, bize arınma yollarını, tevbe ve dönüş yollarını da gösteriyor. Şu anda herkesin günahtan kurtulma yolları açıktır. Eğer kul olarak biz bizi zarara götürecek, bizi cehenneme götürecek bir hare-kette bulmuşsak hemen arkasından tevbe eder, Rabbimize döner, bu yaptığımızdan pişman olur ve bir daha yapmamak üzere yalvarır yakarırsak, Rabbimizin bağışlamasına teslim olursak, kesinlikle bile­lim ki Allah bizi affedecektir. Bu sadece Müslümanlar için değil top yekun insanlık için bir lütuftur. İnsanlar, işledikleri günahlar ne olursa olsun, ne kadar olursa olsun eğer ondan vazgeçip bir daha o günah­lara dönmemek üzere Allah’a yönelirlerse Allah’ı Ğafûr ve Rahîm bu­lacak-lardır. Ama kesinlikle Allah’ın Ğafûr ve Rahîm oluşu da sizi al­datma-sın. Çünkü: