114. “Ancak sadaka vermeyi yahut iyilik yapmayı ve insanların arasını düzeltmeyi gözeten kimseler müstesna, onların gizli toplantılarının çoğunda hayır yoktur. Bunları Allah'ın rızasını kazanmak için yapana büyük ecir vereceğiz.” Onların fısıltılarının, gizli gizli konuşmalarının pek çoğunda hayır yoktur. O insanlar kendi kavimlerinden birisinin işlediği suçu başkalarının üzerine atarak arkadaşlarını temize çıkarmak için toplanıyorlar, hak hilafına komplolar kuruyorlar, kendilerince birtakım hesap kitap içine giriyorlardı. Rabbimiz buyuruyor ki bu adamların böyle gece gizli gizli fesatçılık adına toplanıp başkaları üzerinde yaptıkları konuşmalarının çoğunda hayır yoktur. Rabbimiz onların böyle gizli gizli toplanarak, hile ve tuzaklar düşünerek, bu hırsızlık olayıyla alâkalı yanlış ve düzmece beyanlar hazırlayarak, hile ve tuzaklar kurarak peygamberi saptırmaya yönelik gerçekleştirdikleri bu toplantılarının hiçbirisinde hayır olmadığını anlatıyor. Dün peygamberi yanıltacak bu tür toplantıları münâfıklar yapıyorlardı, şu anda da Müslümanların önünü tıkamak, Müslümanların nefesini kesmek, Müslümanlara hayat hakkı tanımamak, Müslümanların defterini dürmek, yeryüzünde, Allah’ın arzında Allah’ın kullarının Allah’a kulluklarını engellemek, Müslümanlara Allah egemenliğinde Müslümanca bir hayatı yasaklamak üzere şu anda da kâfir ve müşrik dünyada yapılan tüm toplantıların hiçbirisinde hayır yoktur. Müslümanları yok etmek üzere alınan kararların, düzenlenen komploların hiçbirisinde hayır yoktur. Peki bunlarda hayır yoktur demek ne demektir? Yâni bunların, bu toplantıların, bu birlikteliklerin, bu planların, bu tuzakların hiçbirisi başarıya ulaşmayacaktır. Kâfirlerin Müslümanlara yönelik tüm toplantıları, tüm plan ve programları boşa çıkacaktır. Bu toplantıların hiçbirisi kâfirlere bir hayır getirmeyecektir. Bunların kendi kazdıkları kuyuya kendilerinin düşeceğini ve Müslümanlara asla bir zarar veremeyeceklerini anlatıyor Rabbimiz. İnsanların gece ya da gündüz, gizli ya da açık yaptıkları toplantılardan sadece şunların hayırlı olduğunu ve başarıya ulaşacağını, diğerlerinden istisna ederek şöyle anlatıyor Rabbimiz: Ancak bir sadaka vermeyi, yahut bir iyilik yapmayı, bir maruf gerçekleştirmeyi veya insanların arasını ıslah edip düzeltmeyi emreden toplantılar başkadır. Bu üç işten başka sebeplerle toplanıp gizlice konuşanların konuşmalarında hayır yoktur diyor Rabbimiz. Bir toplantı ki o toplantının hedefi bir sadaka gerçekleştirmek-se. Eğer bir toplantı da sadaka emrediliyorsa, yâni o toplantıda tasdik ehli olmaya çağrıda bulunuluyorsa, gelin Allah’ı tasdik edelim, gelin Allah’a iman iddialarımızda sadakat ehli olalım, gelin mallarımız ve canlarımız konusunda Allah’ın söz sahipliğini kabullenelim, gelin daha iyi Müslüman olalım, gelin bu hayatı Allah için yaşayalım, gelin Allah için fedâkârlıkta bulunalım diyerek sadakaya, sadakate çağrının olduğu toplantılarda hayır vardır, bu tür toplantılar ancak başarıya ulaşacaktır bir. Bir de hedefi marufu emretmek olan toplantılar. Allah’ın güzel dediklerini, maruf dediklerini emretmek, Allah’ın emirlerini hayata geçirmek, Allah’ın yasaları istikâmetinde hayatı düzenlemek, Allah egemenliğinde bir hayata teşvik etmek, Müslümanları daha iyi Müslümanlaştırmak, kâfirleri de Müslümanlığa dâvet etmek üzere yapılan toplantılarda da hayır vardır, bereket vardır, Allah o toplantıları başarıya ulaştıracaktır iki. Bir üçüncüsü de, bir toplantı ki o toplantı da insanların arasını ıslah, insanların arasını bulmak niyeti varsa işte bu toplantıda da hayır vardır. Yâni eğer Müslüman bir toplumda insanlar birbirlerine dargın hale gelmişlerse, insanlar birbirlerine karşı problemli bir hale gelmişler, kardeşlik ilişkileri bozulmuş ve beraberlikleri birbirlerinin cehennemine sebep olacak bir noktaya gelmişse, birbirlerine zulmetmeye başlamışlarsa, kardeşlikleri zedelendiği için Allah’ın gazabını celp edecek bir toplum yapısına dönüşmüşse toplumları o zaman onların aralarını ıslah ederek, onlar arasında sulh ve barışı gerçekleş-tirecek bir toplantı yapılıyorsa işte bu toplantı da başarıya ulaşacaktır. Tabii sadece insanların kendi aralarını bulup ıslah değil, aynı zamanda insanların Allah’la araları açılmışsa, Allah’ın kitabıyla araları dargınlaşmışsa, peygambere küsmüşler ve ilgiyi kesmişlerse bu konuda da arayı bulmak üzere yapılan toplantılar hayırlı ve bereketli olacaktır. Ama unutmayalım ki her kim de bunları Allah için yaparsa ona büyük bir ecir verilecektir. Bu eylemler toplumda yapılıyor ama Allah için ve Allah’ın gösterdiği ölçüler içinde yapılmıyorsa bunlarda da hayır yoktur, bunlar da başarıya ulaşmayacaktır. İşte görüyoruz, Müslümanlar arasında toplantılar yapılıyor, kararlar alınıyor, yığınlarla sada-kalar, zekâtlar toplanıyor, aman şuraya şu kadar verelim, aman şu hizmeti destekleyelim deniyor, milyarlarca para toplanıyor ama bu paralar Allah’ın istediği yerlere Allah’ın istediği biçimde harcanmadığı için, hattâ kimi zalimlerin el attıkları kurban derileri ve yardımlar Allah’ın istemediği bir hayat programını toplumda egemen kılmak üzere kanalize ediliyor ve sonunda hiçbir hayrı olmuyor. Sadakalar Allah’ın istediği yerlerde harcanmak üzere olacak, maruf da Allah’ın dini olacak. Maruf diye insanlara emredilenler Allah’ın kitabı ve Resûlünün sünneti değilse, falanların kitaplarını, filanların sözlerini insanlara anlatmak üzere toplantılar yapılıyorsa bunların da hayrı olmayacaktır, olmamaktadır işte görüyoruz. Sulh da her şeyden önce Allah’la olacaktır. Allah’la barışmadan, Allah’ın kitabıyla barışmadan, Allah’ın elçisinin sünnetiyle barışık bir duruma gelmeden, Allah’ın diniyle aramızı ıslah etmeden, dinle, kitap ve sünnetle aramızdaki ayrılığı kaldırmadan, küskünlüğe son ver-meden, insanları ilk önce buna dâvet etmeden sun’i beraberliklerin de hiçbir değeri olmayacaktır. Tirmizi’nin rivâyet ettiği bir hadislerinde Rasulullah Efendimiz şöyle buyurur: “Ademoğlunun Allah’ı zikretmesi, marufu emredip münkerden nehy etmesi hariç tüm sözleri aleyhinedir.” Yine bir başka hadislerinde Allah’ın Resûlü şöyle buyurmaktadır. “Oruçtan, namazdan ve sadakadan daha hayırlı amel insanların arasını düzeltmektir” İnsanların gerek birbirleriyle aralarını ıslah edip düzeltmek, gerekse Allah’la aralarını düzeltmek çok hayırlıdır. Tabi unutmayacağız ki Allah ile arası bozuk olanların insanlarla aralarının iyi olması mümkün değildir. Allah’la barışık olmayanların insanlarla barışık olmaları kesinlikle mümkün değildir. Öyleyse önce insanları Allah’la barışık ve tanışık hale getirmeye çalışacağız. İnsanları Allah’ın kitabı ve elçisinin sünnetiyle tanıştıracağız ki kendi aralarında barış sağlansın.