126. “Göklerde olanlar da, yerde olanlar da Allah'ındır. Allah her şeyi kuşatır.” Göklerde ve yerde ne vara hepsi Allah’ındır. Mülkün sahibi Allah’tır. Mülkün sahibi Allah’sa, mülke mâlik olan o ise elbette o mülk konusunda söz sahibi de o olacaktır. Mâlik o ise elbette kulluk edilmeye lâyık olan da o olacaktır. Hayatın sahibi o ise elbette hayatın karışıcısı, hayatın program yapıcısı da o olmalıdır. Mâlik Allah’sa Rab da, İlâh da o olmalıdır. O her şeyi kuşatmıştır. Öyleyse ey Allah’a teslim olmayanlar, ey Allah’a kulluktan kaçarak nefislerine, şehvetlerine tâğutlarına, şeytanlara kulluk yapmaya, onlara teslim olmaya çalışanlar, çıkın çıkabilirseniz Allah’ın mülkünden? İşte cennete gidişin yolu, cennete gidişin pasaportu budur. İşte cennetin sahibinin hükmü, değerlendirmesi budur. İşte böylece inanan, böylece Allah’a teslim olan ve böylece ihsan içinde bir kulluk yaşayan kimselere Müslüman denir ve bu dine de İslâm denir. Ve işte cennete kesinlikle girecek olanlar da bunlardır, bunlardan başkaları asla değildir. İşte cennete gidecek olanların temel özellikleri budur. Allah’a Allah’ın istediği iman, Allah’a Allah’ın istediği teslimiyet, Allah’a Allah’ın istediği salih amel, İbrahim’in yoluna, İbrahim’in dinine girmek. Bir kimse istediği kadar ben Mûsâ (as) nın yolundayım, ben Mûsâ (a.s)’a iman etmişim, ben Îsâ (a.s)’a iman ettim, Îsâ (as) nın yolundayım veya ben Muhammed (a.s)’a inanmışım, ben Muhammed (as) in yolundayım desin, istediği kadar bu peygamberlere inandığını iddia etsin değil mi ki o kimse İbrahim (as) in pratikte uyguladığı ve İbrahim dininin temelleri üzerine gelmiş son elçi Muhammed (as) in yaşadığı bir hayatı kabul etmedikçe, Muhammed (as) in örnekliğinde bir Müslümanlık yaşamadıkça o dünyada da kaybedecektir âhirette kaybedenlerden olacaktır. Ama şu anda Rasulullah Efendimizin pratikte uyguladığı bir dini, bir hayatı yaşarsa o kişi mutlaka cennete gidecektir. Demek ki cennete gidecek olanların Allah’a tümüyle teslim olmaları yâni Müslüman olmaları ve de Allah Resûlünün pratikte gösterdiği bir salih ameli gerçekleştirmeleri gerekecektir. Bunun başka yolu yoktur. Kitap ve sünnete teslim olup sürekli bunlarla kendisini kontrol eden kişiler ancak cennete gideceklerdir. Vahye teslim olup vahiy rehberliğinde bir hayat yaşayanların hakkıdır cennet. Yâni Allah diyor ki cennete Müslüman olanlar girecektir. Biz inanıyoruz ki Hz. Mûsâ dönemindeki yahudiler de Müslümandı ve onlar da gireceklerdir bu cennete. Hz. Musa aleyhisselâma iman eden, ona gönderilen kitaba iman eden ve onlar rehberliğinde bir hayat yaşayanlar cennete gideceklerdir. Ve yine inanıyoruz ki Hz. Îsâ dönemindeki Hz. Îsâ’ya ve ona gönderilen İncil’e inanan hıristiyanlar da Müslümandı ve onlar da cen-nete gireceklerdir. Ve yine Hz. Muhammed (a.s)’a ve onun şahsında tüm insanlığı kıyamete kadar hidâyete ulaştırmak üzere inen Kur’an’a inanan ve onunla amel eden, onun istediği şekilde bir hayat yaşayan ve onun gösterdiği yoldan giden Müslümanlar da cennete gireceklerdir. Cennete gidebilmenin temel şartı budur. Allah’a iman, Allah’ın hayata karıştığına iman ve bu imanın gereği olarak Allah’ın gönderdiği kitaplara ve peygamberlere iman ederek onlar rehberliğinde yaşanacak bir hayatın neticesidir cennet. Sadece salt bir iman iddiasının neticesi ola-rak Allah kimseye cennet vermiyor. Ama bu kitabı tahrif eden, bozan veya bu kitaptan habersiz yaşayan, ona karşı nötr davranan, böyle bir kitap yeryüzüne ha gelmiş ha gelmemiş fark etmez yaşayan veya bu âyetlerin gösterdiği yolun dışında hareket edenler de cehenneme gideceklerdir diyoruz. İşte bu âyetler grubunun bize anlattığı budur.