138. “Münâfıklara, kendilerine elem verici bir azab olduğunu müjdele.” Münâfıklara müjdele ki onlar için acıklı bir azap vardır. Dikkat ederseniz Rabbimiz onlara azabı müjdele buyuruyor. Azap müjdelenir mi? Azabın müjdesi olur mu? Ama istihza olsun diye, hayatlarına, yaptıklarına münâsip olsun diye Rabbim azabı müjdele onlara diyor. Bu hainler Allah’a inanmadıkları halde, Müslüman olmadıkları halde iman gösterisinde bulunarak Müslümanlara karşı olmadık entrikalar çevirerek Müslümanları aldatan, Müslümanları saptıran, onları sapıklığa sevk eden, onları kendi sapık hayat anlayışlarına çağıran bu alçaklar için elbette elem verici dayanılmaz bir azap olacaktır. Alçaklar inanmadıkları halde inandık dediler. Ağızlarıyla başka hayatlarıyla başka bir hayat sergilediler. Dilleriyle ortaya koydukları imanın kokusuna bile rastlanmayan bir hayat yaşadılar. Bu halleriyle görenler onları haktan yana, imandan yana zannettiler. Dinleyenler onları barıştan yana zannettiler. Görenler onlara insancıl dediler, hümanist dediler, fedâkar dediler, insanlığın hayrına çalışıyorlar, insanları doyurmaya çalışıyorlar, insanların huzurunu, düzenini sağlamaya say ediyorlar, hayatlarını insanlığın hayrına vakfetmişlerdir dediler. Ama onların içleriyle dışları farklıydı. Ağızlarıyla hayatları farklıydı. Onların kalplerinde zerre kadar iman yoktu. Allah’ın yanında da onların, sineğin kanadı kadar bir değerleri yoktu. Allah’a Allah’ın istediği gibi iman etmemişler, hayatlarını Allah için değil başkaları için yaşamışlardır. İşte onlara elim bir azabı müjdele peygamberim diyor Rabbimiz. Peki kimmiş bunlar? Ne özellikleri varmış bu insanların? Nasıl tanıyacakmışız onları? Bakın bundan sonraki âyetinde Rabbimiz onların sıfatlarını şöylece ortaya seriyor: