146. “Ancak tevbe edenler, nefislerini ıslah edenler, Allah'ın kitabına sarılanlar ve dinlerine Allah için candan bağlananlar müstesnadır. Onlar inananlarla beraberdir. Allah mü'minlere büyük ecir verecektir.” Kim tevbe edip dönerse. Güneş batıdan doğmadan, ölüm gelip çatmadan, yâni ya evrensel kıyamet kopmadan, ya da kişinin ferdi kıyameti dediğimiz ölümü onu yakalamadan önce kim tevbe edip Rabbine dönerse, Rabbinin istediği hayata dönerse, Rabbine kulluğa yönelirse. Önceki kıblesini değiştirirse. Nefsinin, şeytanın ve tâğutla-rın yörüngesinde günahlara doğru giderken bir anda yönünü Allah’a çevirirse. Allah’tan habersiz toplum için yaşadığı önceki hayatından, önceki küfründen, şirkinden, nifakından, isyanından vazgeçip Allah’ın istediği bir hayata yönelir; “Ya Rab!” derse. Affet Allah’ım! Kaçak kulun sana yöneldi derse. Yepyeni bir iman ve teslimiyet atmosferine girebilirse. Ve durumunu ıslah ederse. Hayatını ıslah ederse. Halini dü-zeltir ve Allah’la barışabilirse. Allah’la arasını düzeltebilirse. İçlerindeki nifak hastalıklarını atıp, nifak ve toplum için yaşama pisliklerinden arınıp amellerini ve niyetlerini ıslah edip Allah’ın istediği bir hayatı yaşamaya yönelebilirse. Allah’a da sarılırsa. Allah’a bağımlı olabilirse. Tüm sevgisini, kabulünü, reddini Allah’a bağımlı kılabilirse. Allah’a, Allah’ın kitabına, Allah’ın yoluna, Allah’ın dinine, Allah’ın Resûlüne Allah’ın hayat programına sımsıkı sarılıp O’na bağımlı, O’na ait olabilirse. Ve dinini de Allah için ihlâslı hale getirirse. Dinde muhlisler olarak sadece duasını dâvetiyesini, kulluğumuzu ona yaparsa. Halis bir din sahibi, katışıksız bir din sahibi olursa. Din kişinin hayat programıdır. Din kişinin yaşam biçimidir. Öyle bir din yaşayacağız ki, öyle bir hayat programımız olacak ki o hayatın tümünde sadece Allah’ı dinleyecek ve başka şeyleri katıp karıştırmayacağız. Yâni hayatımızın bazı bölümlerinde Allah’ı, bazı bölümlerinde de başkalarını dinleyerek, hayatımızın bazı bölümlerinde Allah’ın yasalarını, bazı bölümlerinde de başkalarının yasalarını uygulayarak katışıklı bir din, şirket içinde bir hayat yaşamayacağız. Şirke düşmeyeceğiz. Yirmi dört saatimizin tümünü Allah’a ait kılacak, sadece O’nu dinleyecek ve sadece O’na kulluk yapacağız. İşte eğer onlar böyle katışıksız bir din sahibi olurlarsa. Dinlerini karıştırmaz, dinlerini paramparça etmezler, hayatlarının tamamında Allah’ın hayat programının içine girerlerse. Yâni tanrılar sistemini reddeder, yalnız ve yalnız Allah’a kulluğa yönelmenin hesabını yaparlarsa. Artık onlar mü’minlerle beraberdirler. Artık onlar mü’min olmuşlardır. Artık eski hayatları, eski dünyaları silinmiş, küfürleri, şirkleri bitmiştir. Yeter ki dönüş Allah için olsun. Allah onların tüm geçmişlerini sıfırlayacak, onları analarından doğdukları gündeki gibi tertemiz hale getirecektir.