Nisâ Suresine Dön

Nisâالنساء

148. Ayet

148Nisâ Suresi

لَا يُحِبُّ اللّٰهُ الْجَهْرَ بِالسُّٓوءِ مِنَ الْقَوْلِ اِلَّا مَنْ ظُلِمَۜ وَكَانَ اللّٰهُ سَم۪يعًا عَل۪يمًا

Allah, kötü sözün açıktan söylenmesinden hoşlanmaz. Zulme uğrayan müstesna. Allah (işiten ve dualara icabet eden) Semî’ ve (her şeyi bilen) Alîm’dir.

Dipnot

Zulme uğrayan insanın meşru olan üç hakkı vardır;

a. Misliyle karşılık verip, hakkını almak. (bk. 2/ Bakara, 194)

b. Yapılan zulmü affetmek. (bk. 16/Nahl, 126; 42/Şûrâ, 40)

c. Yapılan kötülüğe iyilikle mukabelede bulunmak. (bk. 41/ Fussilet, 34-35)

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

148. “Allah zulme uğrayan kimseden başkasının, kötülüğünü sözle bile açıklamasını sevmez. Allah işitir ve bilir.” Rabbimiz zulme uğrayanların dışında kötü sözün açıkça söy­lenmesinden hoşlanmaz. Ancak zulme uğrayanlar bunun dışındadır buyuruyor Rabbimiz. Allah kötülüğün fiiline de sözcülüğüne de gazap eder. Allah kötülüğü asla sevmez. Ancak mazlum kişi, zulme uğrayan kişi bunun dışındadır. Zulme uğramış, hakları gasp edilmiş kimse kendisine zulmeden karşısındaki muhatabına karşı uğradığı o zulmü açıktan açığa ifade edip gündeme getirmesinde, karşısındakinin kötü sözlerine aynen karşılık vermesinde, feryad ü figan etmesinde bir ve­bal yoktur. Zalimin zulmünü de, zulme uğrayanın feryad-ü figanını da Allah bilmektedir. Tabi yeryüzünde insanlara zulmeden, hak hukuk tanımayarak, din diyanet tanımayarak, Allah yasalarını, kitap sünnet yasalarını çiğ­neyerek yeryüzünde kendi arzularını kendi hırslarını tatmin için çırpı­nan insanlara karşı mü’minlere yol vardır diyor, Rabbimiz. Onları dur­durmak, onların zulümlerine engel olmak, onların ellerini kırmak bir izin değil, emirdir. Zalimlerin zulümlerine engel olmak mü’minlerin tü­müne bir emirdir. Nerede bir zulüm varsa, yeryüzünün neresinde Al­lah kullarına yönelik bir haksızlık söz konusuysa onu defetmek için mü’minler sürekli hareket halinde olmalıdırlar. Değilse Allah korusun mü’minler sadece kendi ülkelerini, sa­dece kendi durumlarını görüp ben iyiyim, ben zulme maruz değilim, bizim durumumuz iyidir diyerek yan gelip rahat yataklarında yata­maz-lar. Geçtiğimiz dönemlerde ecdadımız yeryüzünün neresinde bir zulüm bir haksızlık söz konusu olmuşsa ülkelerinin zalimlerinden şi­kâ-yette bulunan insanların feryatlarını duymuşlarsa hemen onların imdatlarına gitmişler ve onları zalimlerin zulümlerinden kurtarmışlar­dır. Ecdadımız hem kendi toplumlarını ıslah etmişler, hem de çevrele­rindeki zalimlerin burunlarını kırmışlardır. Rabbimiz Müslümanlara bu görevi yüklemiştir. Hem kendi toplumlarında Allah kullarına zulmeden, Allah kullarının kulluğuna engel olmaya çalışan zalimlere karşı hem de tüm yeryüzünde zulmeden insanlara karşı savaşmayı onları dü­zeltmeyi Müslümanlara bir hak ve görev olarak vermiştir, Rabbimiz.