150,151. “Allah'ı ve peygamberlerini inkâr eden, Allah'la peygamberleri arasını ayırmak isteyen “Bir kısmına inanır, bir kısmını inkâr ederiz” diyerek ikisi arasında bir yol tutmak isteyenler, işte onlar gerçekten kâfir olanlardır. Kâfirlere ağır bir azab hazırlamışızdır.” Muhakkak ki Allah’ı ve peygamberlerini küfredenler, örtenler, örtbas edenler. Allah’ı ve elçilerini örtüp gündemlerinden düşürenler. Allah’ı ve elçilerini reddedenler, tanımayanlar, inkâr edenler, Allah’a ve peygamberlere küfredenler. Allah’la elçilerinin arasını ayırmak isteyenler. Bazen Allah’ı kabul edip peygamberi reddetmek biçiminde, bazen Allah’ı da peygamberleri de reddetmek biçiminde, bazen da peygamberlerden bazılarını kabul edip bazılarını reddetmek biçiminde Allah’ı ve elçilerini inkâr edenler, Allah’a ve elçilerine Allah’ın ve elçilerinin istediği gibi iman etmeyenler, işlerine geldiği zaman Allah’a, işlerine geldiği zaman işlerine gelen peygambere iman ettiklerini iddia edenler diyorlar ki: Biz bir kısmına inanır bir kısmını reddederiz. Bir kısmını kabul eder bir kısmını kabul etmeyiz diyerek böylece bu ikisi arasında bir yol tutmak istiyorlar bu adamlar. Yâni hayatlarında Allah’ın ve elçilerinin varlığını, varlık sebebini kendilerince yorumlamak istiyorlar alçaklar. Allah’ın ve elçilerinin getirmiş oldukları dini, getirmiş oldukları hayat programını kendilerince yorumlamak istiyorlar. Allah bir din göndermiş ve bu din “Elhamdü lillahi Rabbil âlemin” diye başlıyor, “minel cinneti vennas” diye bitiyor. Evet Allah’ın dini, Allah’ın kitabı ve o kitabın pratiği olan, tebyini olan Resûlünün sünnetiyle tamamlanmıştır. Ama kâfirler o dini kendilerince yorumlayıp algılamak istiyorlar. Halbuki Allah’ın dinine göre Kur’an’da ismi geçen tüm peygamberlere inanmak zorundayız. Hayatları yasal olarak Kur’an’da anlatılmış, örneklenmiş tüm peygamberlerin örnekliliğini kabul etmek zorundayız. Çünkü yasal olarak Allah bu kitabında onların hayatlarını bize haber vermiştir. Onların tümünün örnekliğine iman onları bize anlatan Allah’a demektir. Yâni bu bir iman konusudur, iman gereğidir. Peygamberlerden bir kısmına iman edip bir kısmını reddetmek küfürdür. Ben Allah’a inanırım ama peygamberlere ya da falan peygambere inanmam demek küfürdür. Veya peygamberin hayattaki peygamberlik misyonunu, peygamberlik örnekliğini reddetmek de küfürdür. Ben Allah’a inanırım ama peygamberin bize sadece Allah’ın mesajını, Allah’ın âyetlerini bize ulaştırmanın dışında başka hiçbir özelliğinin olmadığına inanırım. Peygamberin varlığı, misyonu sadece kitabı bize ulaştıran bir postacıdan öteye geçemez. Onun hayatı, onun yapıp ettikleri beni bağlamaz. Ben onun örnekliğini kabul etmek zorunda değilim demek de küfürdür. Bu peygamberin varlık sebebini reddetmektir. Evet, Allah’la Resullerinin arasını ayırmak küfürdür. Allah’a evet, Allah’ın kitabına evet ama peygambere hayır demek küfürdür. Tıpkı kitabın bir kısmına evet ama bir kısmına hayır demek gibi. Veya meselâ Fâtiha’yı kabul edip Bakara’yı reddetmek, Bakara’nın 280 âyetini kabul edip 6 âyetini kabul etmemek, Âl-i İmrân’ın yarısını kabul edip yarısını reddetmek, Mâide’ye hoşuma gitmiyor demek, En’âm’a olmadı demek, Enfâl bu devirde geçerli olamaz, çünkü orada savaştan, ganîmetten söz ediliyor, bu devirde böyle şeylerin yeri yoktur demek, Nisâ’daki miras âyetlerini, yahut birden fazla kadınla evlenme ruhsatını bu devirde asla kabul edemem demek küfürdür. Yâni böyle bir orta yol tutarak işine gelen âyetleri kabul edip işine gelmeyenleri reddetmeye hiç kimsenin hakkı yoktur. Veya peygamber (as)’in şu şu işleri, şu şu yönleri kabul ama şu şu yönlerini beğenmedim. Peygamberin Mekke’deki dönemi tamam ama Medine’-deki dönemi hoşuma gitmedi demeye hiç kimsenin hakkı ve selahi-yeti yoktur. Bu din Allah’ın dinidir. Bu dini koyan Allah’tır. İslâm’ı, dini Allah’ın koyduğu gibi, Allah’ın istediği gibi kabul etmeyenler âyetleri seçiyorlar, peygamberleri seçmeye çalışıyorlar, peygamberin sözlerinden, peygamberin sünnetinden işlerine gelenleri gelmeyenleri seçiyorlar, şunlar şunlar tamam ama şunlara şunlara hayır diyorlar. Kimileri diyorlar ki efendim İslâm gerçekten çok güzel bir ahlâk yasası belirlemiş, vazetmiştir. Binaenaleyh İslâm’ın ahlâk yasalarını alalım ama İslâm’ın siyasetini reddedelim. Veya İslâm’ın namazını kabul edelim ama hukukunu reddederiz. Veya İslâm’ın orucunu, haccını kabul edelim ama ekonomik düzenlemelerini reddedelim. İslâm’ın temizlik yasalarını kabul edelim ama eğitim yasalarını reddedelim. Veya İslâm’ın ölüm ötesi hayatla ilgili haberlerini bu devirde kabul etmek mümkün değildir. Veya ölüm ötesi anlayışını kabul deriz ama yaşadığımız bu dünya hayatıyla ilgili yasalarını kabul edemeyiz. İslâm’ın hayatımıza karışmasını kabul edemeyiz diyenlerin tamamı kâfirdir. Kendilerinin istediği gibi bir dine, kendi hevâ ve heveslerine uygun bir hayat programına evet, ama Allah ve Resûlünün istediği bir dine, bir hayat programına evet diyenlerin tamamı kâfirdir. Evet yahudiler diyorlar ki biz Mûsâ’yı kabul ederiz Ama Îsâ’yı ve Muhammed (a.s)’ı kabul etmeyiz. Hıristiyanlar diyorlar ki biz Îsâ’yı ve Mûsâ’yı kabul ederiz ama Muhammed (a.s)’ı asla kabul etmeyiz. Müslümanlar da diyorlar ki biz Adem (a.s) dan buyana Mûsâ’yı, Îsâ’yı, Muhammed (a.s)’ı ve tüm peygamberlere iman ederiz. Biz peygamberlerin arasını ayırmayız. Aslında biz Mûsâ’yı ve Îsâ’yı kabul ederiz diyen yahudi ve hıristiyanlar doğrusu bu peygamberlere de Allah’ın istediği bir imanla iman etmiyorlardır. Çünkü Allah’ın istediği şekilde olmayan bir imana iman denmez. Veya başka bir ifadeyle bu konuda iman mutlak sûrette bir kitaba müstenit olmalıdır. Şu anda ellerinde kitap olmayan, kitaplarına ve peygamberlerine olmadık iftiralarda bulunmuş, kitaplarını tahrif edip hayatı düzenleme özelliğini bozmuş, İlâhi kitap olma vasfını değiştirmiş, peygamberlerinden kimilerini öldürüp kimilerine olmadık işkencelerde bulunmuş bu adamlar kalkacaklar ve diyecekler ki biz Mûsâ’ya iman ediyoruz, biz Îsâ’ya inanıyoruz ama Muhammed (a.s)’ı reddediyoruz desinler, bu zaten baştan bâtıldır. Evet yahudiler ve hıristiyanlar böyledir. Bizim içimizde de şu anda dini parçalayanlar, hayatı parçalayanlar ve hayatın bazı bölümlerinde Allah’ı bazı bölümlerinde de kendi hevâ ve heveslerini, ya da Allah’tan başkalarını dinlemeye çalışanlar. Bazen Allah’a bazen da başkalarına kulluk edenler. İmanı parçalayanlar, kitabı parçalayanlar, ahlâkı, siyaseti, hukuku, ekonomiyi parçalayan, bunları Allah ve Resûlünün istediği şekilde değil de kendi hevâ ve heveslerine göre yorumlamaya çalışan, yaşadıkları hayatın programını Allah ve Resûlüne sormadan kendi kendilerine belirlemeye çalışan, Allah’ı, Allah’ın kitabını, Allah’ın elçilerini reddeden, işlerine geldiği zaman Allah ve Resûlüne, işlerine gelmediği zaman da kendi hevâ ve heveslerine müracaat edenler de Allah ve elçilerinin arasını ayıranlardır. Ve böyle yapanlar: İşte bunlar gerçek kâfirlerdir. İşte hak kâfirler bunlardır. Ve onlara alçaltıcı bir azap vardır. Evet Allah’a hayır diyen, peygamberlere hayır diyen, Rasulullah’a hayır diyenler, Allah’ı ve Resûlünü hayatlarına karıştırmayanlar, Allah’la elçilerinin arasını ayıranlar, dini parçalayanlar, hayatı parçalayanlar, peygamberin hayatını parçalayıp işine gelenleri kabul edip işine gelmeyenleri reddedenler gerçek kâfirlerdir. Ve böyle kimseler için dünyada alçaltıcı bir azap, âhirette de acımasız, tam kendi hayatlarına uygun bir azap onların olacaktır.