171. “Ey Kitap ehli! Dininizde taşkınlık etmeyin, Allah hakkında ancak gerçeği söyleyin. Meryem oğlu Îsâ Mesih, Allah'ın peygamberi, Meryem'e ulaştırdığı kelimesi ve kendinden bir ruhtur. Allah'a ve peygamberlerine inanın, “Üçtür” demeyin, vazgeçin, bu hayrınızadır. Allah ancak bir tek İlâhdır, çocuğu olmaktan münezzehtir, göklerde olanlar da yerde olanlar da O’nundur. Vekil olarak Allah yeter.” Ey ehl-i kitap! Ey yahudi ve hıristiyanlar! Dizinizde aşırılığa gitmeyin. Allah hakkında da ancak hak söyleyin, hakkı ve doğruyu söyleyin. Allah ve dini konusunda bidatlerden ve aşırlıklardan sakının. Kendinizce peygamberlerinize çok yüce makamlar vereceğiz diye, onlara saygı ve ihtiramlarda bulunacağız derken, kitabınızı herkesin saygı duyacağı bir mevki takdir edeceğiz derken aşırılıklara gitmeyin. Hakkın ötesine aşmayın. Allah hakkında da, kitaplar hakkında da, peygamberler hakkında da bidatlere gitmeyin. Peygamberi tanrılaştırmaya kalkmayın. Doğru neyse, hak neyse onu söyleyin. Allah, kitap ve peygamberler hakkında doğru sözleri, hak sözleri ihtiva eden elinizdeki İncil’i bozdunuz, Tevrat’ı tahrif ettiniz. Bütün bu konularda doğruyu öğrenebilecek kaynaklarınızı kuruttunuz. Sap gibi ortada kaldınız. Şimdi Rabbiniz size tek doğru sözü, tek doğru bilgiyi öğretecek, sizin tarih içinde sapıklıklarınızı, sapma noktalarınızı gösterecek son bir kitap gönderdi. Gelin bu son kitaba karşı da eski davranışlarınızı sergilemeyin. Gelin bu son hakkınızı da kaybetmeyin. Gelin Rab-binizden gelen bu son kitapla kendilerinizi bir sorgulayın. Bakın bu son kitapta Rabbinizin size haber verdiği bir yanlışınız, bir sapak noktanız şöyledir: Muhakkak ki Mesih, Îsâ (a.s) Allah’ın Meryem’den İlâhi bir yasa olarak babasız dünyaya getirdiği bir elçisidir. O, Allah’ın bir kelimesi, bir yasası, bir âyeti, bir mûcizesi, bir ruhudur ki onu Meryem’e ilkah etmiştir. Rabbinizin Cebrâil (a.s)’ı görevlendirerek Meryem’e gönderdiği ve onu oluşturacak olan ruhu Meryem’e ilkah ettiği ve Meryem’in rahminde meydana getirdiği bir ruhudur. Böyle mûcizevi olarak babasız dünyaya getirdiği Allah’ın bir âyeti, bir yasasıdır o. Öyleyse gelin ey ehl-i kitap, aşırılıklara giderek Îsâ (a.s) hakkında bundan başka söz söylemeyin. İşte Rabbinizin peygamberiniz hakkında söylediği hak söz budur. Gelin Îsâ (a.s)’ı Allah, ya da Allah’ın oğlu kabul etmeyin. Gelin Allah’ı üçlemeyin. Allah’a ortaklar, yardımcılar izafe etmeyin. Hâşâ hâşâ Allah’ın kulu olan Meryem’i ve Onun oğlu olan peygamberi Allah’a yardımcılar yapmayın. Eğer hakkınızda hayırlı olan bu son kitaba iman eder, bu son kitabın uyarılarına kulak vererek bu sözlerinizden, bu iftiralarınızdan vazgeçerseniz bilesiniz ki bu sizin hakkınızda hayırlı olacaktır. Çünkü Allah tek İlâhtır. Yardımcıya, karıya ve oğula ihtiyacı olmayandır. Meryem gibi bir kulunu, bir yaratığını kendisine yardımcı edinecek kadar, Îsâ (a.s) gibi bir kulunu kendisine oğul edinecek kadar Allah’ı güçsüz bilmekten, aciz tanımaktan vazgeçin. Evet bu âyetiyle Rabbimiz Îsâ Allah’ın oğludur, Üzeyr Allah’ın oğludur diyerek kendileri bir yanlışın içine düşerek kâfir olurlarken bir de üstelik tüm dünya insanlığını kendi yanlışlarına, kendi Cehennem-lerine çağıran, yeryüzünde hak bir kitabın sahibi olan Müslümanlara hayat hakkı tanımayan yahudi ve hıristiyanlık dünyasına sesleniyor Rabbimiz. Gelin ey zavallılar! Bu sapıklıklarınızdan vazgeçin. Gelin geceli gündüzlü tüm dünyada toplantılar yaparak insanları kendi sapıklığınıza, kendi cehenneminize çağırmaktan vazgeçin. Gelin Müslüman olun da hem kendinizi, hem de saptırdıklarınızı kurtarın. Geceli gündüzlü, hummalı çalışmalarınızla sapık anlayışlarınızla hem kendinizi hem de insanlığı cehenneme nasıl sürükleyeceğinizin hesabını yapacağınıza gelin Müslüman olun da kurtulun. Dünyanızı da âhireti-nizi de berbat etmekten vazgeçin çağrısında bulunuyor Rabbimiz. Sizler istediğiniz kadar Îsâ tanrıdır, Îsâ Allah’ın oğludur, melekler Allah’ın kızlarıdır diye sapıklıklarınıza devam edin. İstediğiniz kadar bu herzelerinizden vazgeçmeme konusunda dayanın, direnin. İstediğiniz kadar Allah’ın dediği hakkın ve hayrın dışında bâtıl inanışlarınızı sürdürmeye devam edin. İstediğiniz kadar kulları ilâh yerine koymaya çalışın. Ama unutmayın ki: