51. “Kendilerine kitap verilmiş olanların, puta ve şeytana kanıp, inkâr edenlere: "Bunlar, inananlardan da-ha doğru yoldadırlar" dediklerini görmedin mi?” Şu kendilerine kitap verilenlere bir baksana peygamberim, onlar cibt ve tâğuta iman ediyorlar. Arkadaşlar cibt konusunda sihirdir, Allah sisteminin dışındaki sistemlerdir, Allah yasalarının dışında yasa-lardır, putlardır, şeytandır, Allah yerine ikâme edilip kendisine itaat edilen Ka’b Bin Eşreftir deniyor. Tâğut da Allah yasalarını beğenmeyerek, Allah karşısında bilgi iddiasında, güç iddiasında bulunan ve Allah kullarını Allah’a kulluktan koparıp zorla kendisine kulluğa, kendi yasalarına itaate çağıran azgın kimselerdir, insanlar üzerinde egemenlik iddiasında bulunan tanrı taslaklarıdır deniyor. Yâni bu adamlar hem Allah’a inandıklarını söylüyorlar, hem Allah bize kitap gönderdi, bizim kitabımız var diyorlar, bizim peygamberimiz var diyorlar, biz Mûsâ’nın, Îsâ’nın aleyhimesselâm yolundayız di-yorlar, biz Muhammed (a.s) in izindeyiz diyorlar hem de utanmadan cibt ve tâğuta iman ediyorlar. Allah’tan başka kendilerinin egemen olduklarını, ilâh olduklarını, tanrı olduklarını iddia eden, hâkimiyet bizdedir diyen bir kısım tanrı taslaklarına da iman ediyorlar. Onların da egemenliklerini kabul edip, hayatlarına karışma yetkisi veriyorlar. Ve bir de üstelik: Kâfirlere, inkâr edenlere bunlar, inananlardan daha doğru yoldadırlar diyorlar. Kâfirleri, müşrikleri Müslümanlara tercih edip üstün tutuyorlar. Âyetin nüzûl sebebiyle alâkalı tefsir kitaplarında şöyle bir rivâyet var: Bir ara yahudi âlimlerinden İslâm düşmanı zalim Ka’b Bin Eşref müşriklere geliyor ve peygambere karşı tavır almış bulunan müşrikler bu kâfire soruyorlar. Ey Ka’b! Bu Muhammed ve beraberindeki ona inanmış Müslümanlarla aramız şöyledir. Sizler kitap ehli kim-selersiniz. Din konusunda, Allah konusunda, peygamber konusunda bilgi sahibi bizim üstatlarımızsınız. Bize söyler misin biz mi hayırlıyız, yoksa bu Müslümanlar mı? Biz mi doğru yoldayız, yoksa Müslümanlar mı? Alçak diyor ki hayır, siz onlardan daha hayırlı ve daha doğrusunuz. Görüyor musunuz? Güya Allah’a inandığını, Tevrat’a inandığını, Mûsâ (a.s) in yolunda olduğunu iddia eden adam kâfirleri Müslümanlardan hayırlı ve üstün kabul ediyor. Alçak herif kendi inanç sistemini reddediyor, kendi bindiği dalı kesiyor. Sebep ne? Sebep, bu son elçi kendi ırklarından, kendi familyalarından çıkmadı. Bu peygamber İsrail oğullarından değil de ümmîlerden çıktı diye. Yâni öyle bir insan tiplemesi çıkıyor ki karşımıza, benim kitabım var diyor. Benim Tevrat’ım, benim İncil’im, benim Kur’an’ım var diyor, benim peygamberim var diyor, ama öyle bir düşüncenin sahibi oluyor, öyle bir hayat yaşıyor ki yaşadığı hayat mahza kâfirlere, müşriklere endeksli. Kâfir ve müşrik dünyadan kaynaklanan bir inancın, bir yaşantının içinde. Allah’a inanıyorum dediği halde kendisine kendisi gibi iman eden mü’minler daha yakın olması gerekirken yaşadığı pislik içindeki hayatından dolayı, kâfir ve müşrik dünyadan devşireceği menfaatlerinden dolayı Müslümanları kötü kâfirleri daha hayırlı gö-rüyor. Gerçekten şu anda bunun örneklerini çok görüyoruz. Müslümanlara olmadık iftiralarda bulunan, olmadık isimler takarak, onları terörist, kan dökücü ilân eden yahudi ve hıristiyan dünyanın, kâfir ve müşrik dünyanın güdümünde hareket eden, güya adı Müslüman olan kimi zavallıların Müslümanları haksız, karşılarındaki kâfirleri haklı gör-düklerini, kâfirlerin daha doğru yolda olduklarını söyleyebiliyorlar, yazıp çizebiliyorlar. Kâfirler daha doğru yoldadırlar ve zaten dünyada onlarsız bir hayat yaşamak mümkün değildir diyebiliyorlar zavallılığın zirvesinde olanlar. Hayır hayır, kim ne derse desin, doğru yolda olanlar, hakta o-lanlar Müslümanlardır. Her ne kadar güçsüz olmaları sebebiyle, zayıf oldukları için seslerini duyuramasalar da. Allah yeryüzünde Müslü-manları seviyor, Müslümanlardan razıdır ve kâfirlere, müşriklere de, adı ne olursa olsun, ister yahudi, ister hıristiyan kâfirlere de lânet ediyor Rabbimiz.