Nisâ Suresine Dön

Nisâالنساء

5. Ayet

5Nisâ Suresi

وَلَا تُؤْتُوا السُّفَهَٓاءَ اَمْوَالَكُمُ الَّت۪ي جَعَلَ اللّٰهُ لَكُمْ قِيَامًا وَارْزُقُوهُمْ ف۪يهَا وَاكْسُوهُمْ وَقُولُوا لَهُمْ قَوْلًا مَعْرُوفًا

Allah’ın, işlerinizi göresiniz diye verdiği malları, (aklı tam olgunlaşmamış) sefihlere vermeyin. O maldan onları yedirip giydirin ve onlara güzel söz söyleyin.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

5. “Allah'ın sizi koruyucu kılmış olduğu mallarınızı, beyinsizlere vermeyin, kendilerini bunların geliriyle rı-zıklandırıp giydirin ve onlara güzel söz söyleyin.” Mallarınızı onu doğru dürüst kullanmaya ehil olmayan sefih­lere vermeyin. Servetleri israf ederek kullanılmaması, harcanmaması gereken yerlerde harcayarak, israf ederek toplumun sosyal, ekonomik ve ahlâkî yapısını bozacak sefihlere mallarınızı teslim etmeyin. Rabbinizin size dünya hayatınızı Onun istediği bir güzellik içinde sür­dürmeniz adına lütfettiği o mallarınızı hayrını şerrini, faydasını zara­rı-nı, menfaatini zararını bilemeyen sefihlere vermeyin diyor Allah. Burada anlatılan sefihlerden kasıt az evvel bahsi geçen, mal­ları konusunda dikkatli olmamız istenen yetimler olabileceği gibi top­lumda fayda ve zarar mekânizmasını işletemeyecek durumda olan tüm insanlardır. Tüm erkekler ve kadınlardır. Veya burada anlatılan sefihler kadınlarınız ve çocuklarınızdır deniyor. Toplumda israf ede­rek, harcanmaması gereken yerlerde mal harcayarak içtimaî dengeyi bozacak herkestir. Böyle durumda olan kimselerin velîleri onlara ge­rek kendi mallarını gerekse başka malları vermeyecektir. Tamam ki­şinin özel mülkiyet hakkı vardır, bunu kimse-nin ihlâl etmesi caiz değil­dir, onların hayati ihtiyaçları söz konusu olduğu zaman harcayabilirler, ama kişi toplumun ekonomik düzenini, kültürel yapısını ve ahlâkî an­layışlarını bozacak kadar ileri gitmişse İslâm toplumunda ona izin ve­rilmez. Hattâ böyle savurgan kişilerin mallarına sadece temel ihtiyaç­larına harcanmak kayd u şartıyla devlet el kor. Buna hacr denir. Ço­cukluktan, delilikten, akıl ve din noksanlığından, ya da iflas durumun­dan ötürü devlet kişinin tüm mallarına el koyar. Küfür toplumlarında, cahiliye toplumlarında olduğu gibi İslâm toplumunda kişiye malı konu­sunda sınırsız yetki verilmez. Meselâ adam malını nerelerde ve nasıl kullanırsa kullansın, bu tasarrufunun topluma ne tür zararları olursa olsun mutlak tasarruf hakkı tanımaz İslâm. Böyle hayrını, şerrini bile­meyerek malını israf eden kişinin tüm ferdi mülkiyet haklarından mah­rum eder. Böyle sefihlerin mallarında tasarruf hakkı toplumundur. Veya âyetin bir başka mânâsı da ailenin reisi olan erkeklere di­yor ki Rabbimiz, malını tut, malın senin elinde olsun, karıyın ve ço­cuklarının ihtiyaçlarına harcayan sen ol. Böylece onların hem Rablerine karşı, hem de kendinize karşı itaatlerini sağlamış olursunuz. Her şeyi ellerine veriverirseniz onlar ne sizin meşru dairedeki isteklerinize, ne de Rablerine karşı sorumlu oldukları görevlerini yerine getirmeme konusunda cesaret bulabilirler. Onları örfe uygun bir şekilde güzellikle rızıklandırıp doyurun, giydirip kuşatın ve kendilerine de güzel söz söyleyin, maruf söz söy­leyin. Ona Allah’ın istediği biçimde malın kazanç, iktisap ve sarf yolla­rını gösterin, malın hukukuyla alâkalı Allah’ın, İslâm’ın kendisinden beklediklerini ona anlatın diyor Rabbimiz. O zaman buradaki velîler onların en yakın akrabaları olan velîleri olabileceği gibi Allah yasala­rını bilen, Allah âyetlerinin bilincinde olan, Rabbimizin mala ilişkin biz­den istediklerine muttali olmuş vahyi tanıyan akıllı Müslümanlar da olabilecektir. Bunlar böyle kimselerin mallarında tasarruf hakkına sahip olacaklar­dır. Meselâ işte görüyoruz, adam daha almadığı, daha hak etme-diği gelecek maaşına güvenerek belki de bazen o maaşının iki, üç, beş misli miktarda borçlanarak taksitle çok lüzumsuz bir şeyler alarak hem kendini, hem de çoluk çocuğunu çok kötü bir duruma dü­şürebil-mektedir. Kapitalist tüketim ekonomisinin ürünü olarak İslâm dışı şeyler yapabilmektedirler. Aklı başında din bilenlerin buna engel olmaları gerekir. Veya adam ay başında maaşı alıyor ama ayın iki­sinde cebinde metelik kalmıyor. Kumara harcıyor, oyuna harcıyor, lü­zumsuz şeylere harcıyor ve anında tüketiyor parasını. Aslında böyle kimselerin elinden alınacak malları ve kendilerine Müslümanca bir harcamanın yolları iyice anlatıldıktan sonra vereceksin. Böyle bir top­lumda kime yapılacak bu diyor insan içinden. Böyle İslâmî olmayan, sosyal, ekonomik ve ahlâkî yapılan­ması, her şeyi İslâm’a ters olan bir toplumda bunu yapmak çok zor­dur, biliyorum. İslâmî bir otoritenin olmadığı böyle bir toplumda kim kimi dinleyebilecek de? Doğrusu toplumun fertlerinin tümüne, topyekün insan­lara Allah’ın dinini bilen kimseler tarafından bu konuda ciddi bir eğitim verilerek insanların kalplerine, zihinlerine bunu yerleştirebilirsek belki bu problem o zaman çözülebilecektir. O zaman toplumda israfın önü alınabilecektir. O zaman insanlar kendi mallarında sınırsız bir özgürlüklerinin olmadığını, toplumun diğer fertlerine karşı sorumlu olduklarını anlayacaklar ve bu tür ahlak dışı tasarruflardan va geçebileceklerdir. Evet, bunu önce böyle israfçı kimselerin velileri yapacak, sonra da toplumun bütün fertleri yapmaya çalışacaktır.