63. “İşte bunların kalplerinde olanı Allah bilir. Onlardan yüz çevir, onlara öğüt ver, kendilerine tesirli sözler söyle.” Ama Allah onların kalplerini bilmektedir. Kalplerinde dilleriyle söylediklerinden farklı şeyler taşıdıklarını Allah çok yakından bilmektedir. Onların kalplerini bilen Rabbimiz peygamberimize ve Müslümanlara buyuruyor ki onlar yalancıdır, yüz çevir onlardan. Değer ver-me onlara. Birlikte iş yapma onlarla. Ama nasihat et onlara. Muhak-kak ki Allah’ı asla atlatamaz, asla kandıramazlar onlar. Çünkü Allah her şeyi bilir. Peygamberi kandırmak isteyenler de peygamberi kandıramazlar. Her şeyi bilen Allah peygamberine bildirmektedir. Müslümanları kandırmaya çalışsalar da onları da kandıramazlar, çünkü Allah’ın kitabı ve Resûlünün sünnetiyle bilgilenen Müslümanlar ferasetli olurlar ve asla bu tür insanların oyunlarına gelmezler. Bunlar sadece kendilerini kandırabilirler. Öyleyse gelin ey Müslümanlar Allah ve Resûlüyle beraber olalım. Eğer samimi Müslümanlar olursak, Allah ve Resûlünün bilgisiyle bilgilenirsek hiç kimse bizi kandıramaz. Ve gelin ey İslâm düşmanları, ey münâfıklar kesinlikle bilin ki sizler ne yaparsanız yapın Allah’ı kandıramazsınız, Müslümanları da kandıramazsınız. Her halinizle Allah ve Resûlüne düşmanlığınız belidir. Konuşmalarınızla, yaşadığınız hayalarınızla kendinizi ele veriyorsunuz, bir de utanmadan biz de Müs-lümanız filan diyorsunuz. Gelin yapmayın bu işi demek zorundayız. Yâni onların anlayacakları dilden onlara vaaz ve nasihatte bulunmak zorundayız. Kendi enfüslerinden, kendi dünyalarından, kendilerinin anlayacağı dilden onlara “kavlen beliyğa” yapmak zorundayız. Yâni kavlen beliyğa adamın kendi dünyasından, kendi hayatından söz söylemektir. Meselâ adam fâizin içine batmış, biz gidip ona kendi dünyasından konuşmuyoruz da, kendi problemini, kendi bozukluğunu gündeme getirmiyoruz da selâmın faziletlerinden söz ediyorsak bu beliy-ğa bir söz olmayacaktır.