64. “Biz her peygamberi ancak, Allah'ın izniyle, itaat olunması için gönderdik. Onlar kendilerine yazık ettiklerinde, sana gelip Allah'tan mağfiret dileseler ve Peygamber de onlara mağfiret dileseydi, Allah'ın tevbeleri daima kabul ve merhamet eden olduğunu görürlerdi.” Müslümanım dediği halde, Allah ve Resûlüne inandığını iddia ettiği halde böyle bir yahudi’yle arasındaki davasında Allah’ın gösterdiği şekilde peygambere gitmeyen, peygamberin hükmüne razı olmayan, peygambere itaat etmeyen ve peygamberin gösterdiğinin ötesinde bir hayat yaşamaya yönelen bir münafığın cezası elbette ölümdü. Çünkü zaten Allah’ın peygamber göndermesinin sebebi de buydu. Peygamber ancak Allah’ın izniyle kendisine itaat edilsin diye vardır. Peygamberin varlık gâyesi kendisine her konuda itaattir. Biz peygam-berleri ancak kendilerine itaat edilsin diye gönderdik. Yâni Rabbimiz burada peygamber göndermesinin sebebini anlatıyor. Biz ancak onları Allah’ın izniyle kendilerine itaat edilsin diye gönderdik. Öyleyse pey-gambere itaat etmeyen, peygamberin hükmüne boyun büküp teslim olmayan bir münafığın cezası ölümdür, çünkü Rabbimiz peygamberini itaat edilsin diye göndermiştir. Kendisine itaat edilmeyen bir pey-gamber, peygamber değildir. Bugün de her ne kadar peygamber (a.s) aramızda yoksa da onun sünneti, onun yolu, onun getirdiği kitap aramızdadır ve ona itaat vaciptir. Kur’an ve sünnet dimdik ayaktadır. Kur’an ve sünnetle hayatımızı düzenlemek zorundayız. İşte böylece peygambere itaat etmek zorundayız. Biz Kur’an’a itaat ederiz, Kur’an’a itaat peygambere itaattir diyerek Peygambere sadece bir postacı gözüyle bakamayız. Öyle değil mi? Eğer peygamberin görevi sadece Kur’an’ı bize ulaştırıvermek olsaydı Rabbimiz bu âyetinde bir de ayrıca peygambere itaat edin der miydi? Bakın Rabbimiz kendisine itaati, kitabına itaati emrettikten sonra peygamberine de itaati emretmektedir. Bugün kimileri Rasulullah’ı devreden çıkararak kendi sosyal hayatlarına, ekonomik hayatlarına, siyasal hayatlarına, kendi zevk ü sefalarına çok rahat bir şekilde fetva bulabilmenin derdindeler. O zaman Kur’an’ı kendi istedikleri gibi yorumlayabilecekler, keyiflerine göre bir din yaşayabilecekler. Çünkü Kur’an genel naslar ihtiva eder. O genel nasların pratikte uygulaması Rasulullah’ın hayatındadır. Peygamberi devreden çıkardınız mı ortada ne Kur’an kalır ne din? Çünkü peygamberi devreden çıkardınız mı genel özellikleriyle bir din ortaya çıkacaktır ve insanlar bu dinle alâkalı kendi yorumlarını din kabul edecekler ve sanki Kur’an’ın pratiğiymiş gibi bir hayat yaşayacaklar. Sonra da insanları kendilerine, kendi anlayışlarına, kendi dinlerine çağıracaklar, gelin bizim gibi olun, gelin bizim gibi yaşayın diyecekler, gerçekten bu çok yanlış bir şeydir. Öyle yapmayalım da, kendi yorumlarımızı, kendi anlayışlarımızı, kendi hevâ ve heveslerimizi bir kenara bırakalım da, kendimizi ve kendimiz gibileri bir tarafa bırakalım da Allah’ın onayladığı Rasu-lullah Efendimizin, Kur’an’ın ve Rasulullah Efendimizin onayladığı öteki peygamberler örnekliliğinde, yine Allah ve Resûlünün onayladığı sahâbe örnekliliğinde bir hayat yaşayalım. Bakın Allah diyor ki: Eğer bu insanlar Allah’ın ve peygamberin hükmüne razı olmayarak kendilerine zulmettikten sonra sana gelseler ve senin huzurun-da işledikleri bu suçlardan sonra Allah’a istiğfar etselerdi, yaptıkların-dan pişman olup Allah’a yönelselerdi, işlediklerinden dolayı Allah’tan mağfiret dileselerdi, Resul de onlara mağfiret dileseydi gerçekten o zaman Allahı Tevvab ve Rahîm bulacaklardı. Eğer Allah’a yönelip yal-varıp yakarsalardı, peygamber de onlar için Allah’a istiğfarda bulunmuş olsaydı, ya Rabbi bunları affet deseydi gerçekten Allah onları affedecekti, Allah onların tevbelerini kabul edecekti. Bugün de Müslümanlar Allah ve Resûlünün istediği şekilde hayatlarını düzenleme kavgası verirlerken hata edip Allah ve Resûlünün istemediğine düştükleri zaman Allah’a yönelip tevbe etseler, Allah’a istiğfar etseler, birbirleriyle birlikte top yekun Allah’a tevbe edip ya Rabbi biz daha iyi Müslüman olmak istiyoruz, biz bu haksız hükümlerimizden, haksız yaşantılarımızdan, insanlara vermiş olduğumuz haksız kararlarımızdan vazgeçip sana ve senin hükümlerine yöneliyoruz diyebilirsek bilelim ki Rabbimiz bizleri de affedecek, bizim toplumuzda da adâleti, hakkı hâkim kılacak, bizim hayatımızı da güzelleştirecektir.