73. “Allah'tan size bir nîmet erişse, andolsun ki, sizinle kendi arasında bir dostluk yokmuş gibi: “Keşke onlarla beraber olsaydım da ben de büyük bir başarı kazansaydım” der.” Ama size Allah için katıldığınız bir savaşta Allah’tan bir fazl, Allah’tan bir zafer isabet ettiği zaman da o savaşa gitmeyenler, savaş konusunda ağır davrananlar, Allah için fedâkârlığı göze alamayanlar, tıpkı İsrâil oğulları gibi inandıkları Allah uğrunda fedâyı mal ve fedâyı cana değmez olanlar, böyle bir Allah’a inananlar, Müslümanlarla birlikte savaşa gitmedim diye, Müslümanlarla birlikte olmadım diye Allah için bir zarara uğramadıklarına sevinenler, biz akıllıyız, biz onlar gibi pisipisine ölüp yaralanmadık diyenler, ama Allah’ın fazlıyla, Allah’ın yardımıyla zafere koşan, ganîmetlere ulaşan Müslümanları gördükleri zaman da bu insan tipleri sanki o savaşa katılan Müslümanlarla aralarında hiçbir yakınlık yokmuş gibi, sanki onlar Müslüman kardeşleri de-ğilmiş gibi diyorlar ki bakın: Keşke ben de onlarla beraber olsaydım, onlarla aynı hayatı, aynı imanı, aynı teslimiyeti paylaşmış olsaydım da, onlarla birlikte Allah’ın aynı dâvetine icabet etseydim de, ben de büyük bir başarıya, büyük bir kurtuluşa ermiş olsaydım. Tabii bu tür münâfıkların mutluluk dediği, başarı dediği şey yine maldır, yine mülktür, yine saltanattır, yine ganîmettir, paradır, puldur, şandır, şöhrettir. Elbette Allah ve Resûlüne inanmayan, Allah’ın kitabı ve Resûlünün sünnetinden habersiz bir hayat yaşayan insanın, dünya mallarına mülklerine, dünya saltanatlarına aldanıp cennete sırt çeviren bir insanın hayatı sağlıklı bir şe-kilde değerlendirmesi mümkün değildir. Dünyayı da âhireti de bileme-yen bu insan ne anlar Allah yolunda savaşarak, Allah yolunda her şeyini fedâ ederek Allah ve Resûlünün vaâdettiği ebedî bir hayatı ka-zanmaktan? Ne anlar cennetten? Öyleyse ey Müslümanlar: