76. “İnananlar Allah yolunda savaşırlar, İnkâr edenler ise şeytan yolunda harp ederler. Şeytanın dostlarıyla savaşın, esasen şeytanın hilesi zayıftır.” Mü’minler, inananlar Allah yolunda savaşırlar, kâfirler, küfredenler de tâğutun yolunda savaşırlar. Kâfirler küfür yolunda savaşırlar. Evet bu sûre indiği dönemde Allah yolunda savaşanlar Medineli Müslümanlar, tâğut yolunda savaşanlar da Mekkeli müşriklerdi. Allah yolunda savaşanlar Medine’de Rasulullah’ın yanı başında, Rasulul-lah’ın riyasetinde savaşan Müslümanlar, tâğut yolunda savaşanlar da küfrün ve şirkin egemenliği altında yaşayan tüm dünyadır. Evet dünyada her devirde, her dönemde mutlaka bu iki tür savaş hep olagelmiştir. Biri imanın savaşı, ötekisi de küfrün ve şirkin sa-vaşı. Zaten dünyadaki tüm savaşlar inancın savaşıdır. Bu inancın da iki tarafı vardır. Bir tarafta Allah’ın dini yücelsin, Allah’ın iradesi, Allah’-ın yasaları hâkim olsun, egemenlik Allah’a ait olsun için savaşan müslümanlar, öbür tarafta da küfrün, şirkin, insanların yasalarının, insanların egemenliklerinin hâkimiyeti için çırpınan kâfirler, müşrikler vardır ki Kur’an buna tâğutlar der. Öyleyse haydi ey Müslümanlar, şeytanın dostlarıyla savaşın! Unutmayın ki şeytanın hilesi pek zayıftır. Dünya üzerinde belki şeytan taraftarları güçlü görülebilir. Şeytanın hilesi belki güçlü, etkili görülebilir. Şeytan taraftarlarını da yanına alarak tüm dünya egemenliğine soyunmuş olabilir. Şeytan ve dostları şeytan ve aveneleri tüm dünyayı saltanatları altına almış, tüm dünyaya hâkim olmuş olabilirler. Meselâ o gün Bizans imparatorluğu, bugün Amerika, Avrupa, Rusya, İngilte-re, Çin, Japonya şeytanlıkları, daha önce Firavunların şeytanlıkları, daha önce Âd kavminin, Semûd’un şeytanları, şeytanlıkları ne oldu? Allah’ın güç ve kudreti karşısında, Azîz olan, Cebbâr olan Allah’ın desteğindeki Müslümanlar karşısında ne duruma düştüler bir düşünün. Hepsi mağlup olmadılar mı? Hepsi perişan olmadılar mı? Hepsi helâk olmadılar mı? Yeryüzünün en büyük şeytanları bile, yeryüzünün en süper orduları, güçleri bile Allah safında yer almış bir avuç Müslüman karşısında yok olup gitmiştir. Allah desteğindeki mü’minler karşısında şeytanlar da, şeytanların yeryüzündeki çömezleri, aveneleri de çok zayıf kalmaya mahkûmdur. Çünkü işte Allah buyuruyor ki şeytan çok zayıftır. Şeytanın hileleri, şeytanın tuzakları, tedbirleri, gücü, kuvveti pek zayıftır. Allah safındaki, Allah desteğindeki mü’minlere karşı onun yapabileceği hiçbir şey yoktur. Tabii elbette şeytanın kendisi bu kadar zayıf olunca, o-nun orduları, onun çömezleri, onun safında yer alanlar haydi haydi zayıf ve güçsüz olacaktır. Öyleyse gücü olan Allah, mutlak güç ve kudret sahibi olan Allah kendi safında yer alarak, kendi yolunda, kendi desteği altında şeytan ve dostlarıyla savaşmamızı emrediyor. Bu savaşta hep yanımızda olacağını, düşmanlarına ve düşmanlarımıza karşı bizi destekleyeceğini vaad ediyor. Bundan daha büyük bir şeref, bundan daha büyük bir müjde olur mu?