Nisâ Suresine Dön

Nisâالنساء

80. Ayet

80Nisâ Suresi

مَنْ يُطِعِ الرَّسُولَ فَقَدْ اَطَاعَ اللّٰهَۚ وَمَنْ تَوَلّٰى فَمَٓا اَرْسَلْنَاكَ عَلَيْهِمْ حَف۪يظًاۜ

Kim Resûl’e itaat ederse hiç şüphesiz Allah’a itaat etmiş olur. Kim de yüz çevirirse seni, onların üzerine koruyucu göndermedik.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

80. “Peygambere itaat eden, Allah'a itaat etmiş olur. Kim yüz çe­virirse bilsin ki, Biz seni onlara bekçi göndermedik” Bir önceki âyette Allah’ın, Resûlüne şehâdeti, Allah’ın pey-gamberinin hayatını, örnekliliğini tescili elbette bizim ona itaat etme-mizi, onun örnekliliğine evet dememizi, onun örnekliğinde bir hayatı kabul etmemizi de beraberinde getirecektir. İşte bakın Allah’ın şeha-detinin ve onayının gündeme getirilmesinden sonra devam eden bu âyetinde de öyle buyuruluyor. Resule itaat eden Allah’a itaat etmiştir buyuruluyor. Yâni biz hem Allah’a iman ve itaat etmek hem Resûlüne iman ve itaat etmekle mükellefiz. Yâni hem “Eşhedü en lâ İlâhe illallah” diyerek Allah’a iman ve Ondan başka İlâh olmadığına şe-hâdet ederken hem de “Ve eşhedü enne muhammeden abdü-hu ve Resûlühü” diyerek Rasulullah efendimizin örneklili­ğine şe-hâdet etmek zorundayız. Yâni bizler hem Kur’an okumak, Al­lah’ın kitabıyla birlikte olmak hem de sünnet okumak, sünneti tanımak ve onunla birlikte olmak zorundayız. Önceki âyetlerde demeye çalıştığım gibi dinde Allah’la pey­gamberin arasını ayırmaya hakkımız da yetkimiz de yoktur. Efendim, işte peygamberin görevi sadece bize kitabı ulaştırmaktır, o sadece bir postacı olarak bize Kur’an’ı ulaştırmıştır, peygamberin bunun dışında başka bir görevi, başka bir fonksiyonu yoktur. Binaenaleyh bize Kur’-an yeter. Bizim Allah’ın kitabının dışında başka hiçbir şeye ihtiya­cımız yoktur. Biz Kur’an’la beraber olduk mu, Kur’an’la amel ettik mi bize yeter, bizim Resule de, onun örnekliliğine de ihtiyacımız yoktur mantığının zulüm olduğunu da asla unutmamalıyız. Bu en büyük bir zulümdür. Kime karşı zulümdür? Allah’a karşı, Allah’ın âyetlerine karşı, Kur’an’a karşı, peygambere karşı işlenmiş en büyük bir zulüm­dür bu. Allah’ın bu kadar apaçık âyetlerini duyduktan, tanıdıktan sonra bir Müslümanın böyle bir zulmün içine düşmesi mümkün değildir. Çünkü eğer gerçekten peygambere ihtiyaç olmasaydı, peygamberin varlığı, peygamberin uygulamaları, peygamberin hayatı, peygamberin sünneti bizim için hiçbir değer ifade etmeyecek olsaydı o zaman Allah bu kitabı gönderirdi herkese, atardı herkesin posta kutusuna ve her­kes, insanlar bu kitapla karşı karşıya kalır, öylece herkes ne anla­mış-larsa onunla sorumlu olurlardı. Kitaplarından anladıkları gibi bir hayat yaşarlar olur biterdi. Ama bakıyoruz ki Hz. Ademden bu yana yeryüzünde peygambersiz bir toplum olmadığını, peygamber örnekli­ğinde görüyoruz din gönderildiğini görüyoruz. Allah her topluma o toplum içinden seçtiği peygamberleri önekliğinde din göndermiştir. Acaba bunu neyle izah edeceğiz. Kitapsız ve sahifesiz dönem var, toplum var, ama peygambersiz hiçbir toplum yoktur. Bu neyin nesidir? Allah ne anlatıyor bu sünnetiyle bize? İşte bu bize anlatıyor ki mutlak olarak peygamberlere itaat edilecektir. Allah kendilerine itaat edilsin diye peygamber göndermek-tedir. Öyleyse Resule itaat olmayan, peygamberin örnekliliğini redde-den bir din anlayışını yasallaştıracak olursak acaba bu âyetleri nereye koyacağız? Eğer bu âyetlerde anlatılan peygambere itaatten kasıt ona indirilen Kur’an’a itaat anlamına geliyorsa o zaman zaten kitabının her bir bölümünde kendisine ve kitabına itaati vurgulayan Rab-bimizin bir de ayrıca Resûlüne itaati gündeme getirmesinin ne anlamı olacaktı? Ne gerek vardı buna? Bakın bir önceki âyetinde Rabbimiz Resûlünün Risâletine, Resûlünün hayatına şehâdette bu­lunduktan, onun hayatının temizliğine, örnekliliğine dikkat çektikten sonra ona itaati emrediyor. Evet acaba Rabbimizin Resûlünün haya­tını tescil edip onayladığını ısrarla bize bildirmesinin anlamı ne olabi­lir? Eh madem o peygamberin hayatı, onun sünneti bizi ilgilendirme­yecekti de neden ısrarla örnekliliğinden söz ediliyor? Bunu bir düşü­nelim. Kim de peygambere itaatten yüz çevirirse, onun örnekliliğini red­deder, ona itaatten çıkarsa artık onu kendileri bilecektir. Çünkü biz seni onların üzerine muhafız kılmadık, muhafız göndermedik diyor Rabbimiz. Allah’ın istediği gibi Resûlünü dinde temel bilip, kullukta ör-nek bilip onun örnekliliğinde onun gibi bir hayat yaşamaya çalışan­lar hem dünyalarını hem de âhiretlerini kazanacaklar, kendileri için güzel bir örneği değerlendirmiş olacaklardır. Ama onu kabul etme­yenlerse o zaman da kendileri bilir cehenneme kadar yolları vardır. Artık onlar için Rasulullah’ın zorlama durumu yoktur. Benim Resullü­ğümü, benim örekliliğimi kabul edin, benim hükmüme razı olun diye onları zorlamasına gerek yoktur. Canları isterse. Cennet yolu pey­gamber rehberliğindedir, cehennem yolu da şeytan rehberliğindedir. Dileyen peygam-ber örnekliliğinde cennete, dileyen de şeytan rehber­liğinde cehenneme gidebilir. Hal böyleyken insanlardan kimileri: