93. “Kim bir mü'mini kasten öldürürse cezası, içinde temelli kalacağı cehennemdir. Allah ona gazap etmiş, lânetlemiş ve büyük azab hazırlamıştır.” Kim de bilerek, isteyerek, kasıtla, taammüden bir Müslümanı öldürürse onun cezası da içinde hiç çıkmamacasına, ebediyen kalma-casına cehennemdir. Allah ona gazap etmiş, onu lânetlemiş ve ona çok büyük bir azap hazırlamıştır Allah korusun Bir Müslümanı öldürmek işte böyle cezası çok büyük bir günahtır. Öldürülür mü hiç bir Müslüman? Eğer Allah ve Resûlünün belirlediği yasalar çerçevesinde bir Müslümanın öldürülmeyi hak etmiş bir cezası varsa onu zaten İslâm öldürecektir. Beriki Müslümanın onu öldürmeye hakkı ve yetkisi yoktur. Allah insan canına çok büyük değer vermiştir ve Allah’ın verdi-ği canı almaya sadece kendisi yetkilidir. Bakın Allah diyor ki bile bile, şer’an öldürülmeyi hak etmemiş bir Müslümanın canını alan kişi ebediyen cehennemde kalacaktır. İslâm’da insanın hayatı işte bu kadar değerlidir, muhteremdir, kimsenin ona kast etmesine İslâm izin vermez. Çünkü biliyoruz ki yeryüzünde dinin varlığı mü’minin varlığına bağlıdır. Yeryüzünde dinin yaşanması mü'minin varlığına bağlıdır. Yeryüzünde bin mü'min varsa bilelim ki yeryüzünde bin mü’minlik bir din var demektir. Bin bir mü’-min varsa yeryüzünde bin bir mü’minlik bir din var demektir. Öyleyse bunlardan birinin yok edilmesi, yeryüzünde bir mü’minin canına kıyılması demek, yeryüzünde Allah’ın dininin eksiltilmesi demektir ki kimsenin buna hakkı yoktur. e şunu da unutmayalım ki Allah katında birle binin farkı yoktur. Hattâ yine Kur’an’da anlatıldığına göre yeryüzünde haksız yere bir mü’mini öldüren kişi sanki yeryüzündeki tüm mü’minleri, tüm insanları öldürmüş gibidir. Binaenaleyh bir mü’minin canına kastederek yeryüzünde onun Allah’a kulluğunu yok etmeye kimsenin hakkı yoktur. Allah korusun da menfaatlerle, para için, kinle, gayzla bu sebep-lerle mü'min öldürmek dini bunlarla değiştirmek demektir ki bu suçu işleyenin cezası ölümdür ya da ebediyen cehennemde kalmaktır. Böyle bir mü’minin cehennemden kurtulması kendisine Allah’ın belirlediği biçimde kısasın uygulanmasıyla Allah’ın rahmeti sebebiyle mümkün olabilecektir. Öldüren kişiye Allah’ın istediği biçimde kısas uygulandığı zaman bu onun arınmasına, cehennemden kurtulup cennete gitmesine, hayat kazanmasına sebep olacaktır. Yine öldüren kişiye Allah’ın emrettiği kısas uygulandığı zaman toplumda insan değer kazanacaktır. Ölüm oranları birden bire sıfıra inecektir. Bakıyoruz bugün tavuk kadar adamın değeri yoktur. Yüz bin lira karşılığında adam öldürülüyor. Niye? E sonunda ölüm yok ya! Üç sene yatar, beş sene yatar çıkarım diyor adam ve hiç çekinmeden basit bir şey yüzünden adam öldürebiliyor. Türkiye’de sadece bir senede öldürülenlerin sayısı on binleri buluyor. Halbuki eğer kısas uygulansaydı o zaman eller öyle rahat rahat tetiğe gidemeyecektir. Adam durup bir düşünecek yoo!! Eğer ben bunu öldürürsem benim kelle de gider, ben bunun dişini kırarsam benim diş de kırılır! diyecek ve eller öyle rahat rahat tetiğe gitmeyecektir. Eğer bir toplum kısası uygulamayarak insan hayatına gereken kutsiyeti vermezse, katili korumaya çalışırsa, bu suça pirim vermiş ve binlerce insanın hayatını tehlikeye atmış demektir. Ölüm cezasını tamamen kaldırarak cinâyetleri teşvik etmek insan hayatına karşı işlenmiş en büyük insanlık suçlarından biridir. Ve yıllardır şu bizim toplumda bu suç işlenmektedir. Allah basiret versin, şuur versin bu insanlara ne diyelim? Öyleyse ey mü’minler! Ey Allah’ın bu yasalarına muttali olan, Allah’ın bu âyetlerinin bilincine eren müminler: