95,96. “İnananlardan, özürsüz olarak yerlerinde oturanlar ile mal ve canlariyle Allah yolunda cihad edenler birbirine eşit değildir. Allah mal ve canlarıyla cihad edenleri, mertebece, oturanlardan üstün kılmıştır. Allah hepsine de cenneti vaâdetmiştir, ama Allah, cihad edenleri oturanlara, büyük ecirler, dereceler, mağfiret ve rahmetle üstün kılmıştır. Allah bağışlar ve merhamet eder.” Savaşa çıkmalarına engel hiçbir özürleri, hiçbir meşru mâze-retleri olmadığı halde Allah yolunda savaşa çıkmayıp kadınlar gibi evlerinde oturup kalanlarla Allah yolunda malları ve canlarıyla savaşa gidenler eşit değildir. Bu ikisi müsavi değildir. Tabii bu değerlendirme unutmamalıyız ki genel bir seferberlik ilanı olmadığı dönemlere aittir. Aksi takdirde peygamber genel bir seferberlik ilan edip, dâvetiyesini çıkarıp, eli silah tutan herkese savaş emrini verdiği anda artık hiçbir Müslümanın evinde oturması caiz değildir. Ama böyle genel bir seferberlik emri değil de Allah’ın Resûlü isteyenler savaşa gelsinler dileyenler de evlerinde oturabilirler şeklinde bir savaş çağrısında bulunmuş, savaşa gelmeyenlere izin çıkarmışsa işte böyle bir durumda malları ve canlarıyla savaşa iştirak edenler, evlerinde oturanlardan daha üstündür, daha hayırlıdır buyuruyor Rabbimiz. Ancak tabii savaşa iştirak konusunda hiçbir geçerli mâzeretleri olmayıp evlerinde oturanlar kastediliyor âyette. Yâni savaşa katılmak isteyip de meşru mâzeretlerinden dolayı katılamayanlar bunun dışındadır. Hasta oldukları için, yaşlı oldukları için veya herhangi bir özürleri sebebiyle savaştan alıkonanlar için Allah’ın Resûlü, onlar da aynen mücahidlerin sevabını alırlar buyurmaktadır. Allah ve Resûlünün beyanlarından şunu anlıyoruz ki Allah’ın istediğine uygun olarak iyi bir niyet taşıyan ama fırsat bulamadığı için bunu gerçekleştiremeyen mü’min bu niyetinden ötürü mükafat alacaktır. Buhârî ve Müslim’in birlikte rivâyet ettikleri bir hadislerinde Allah’ın Resûlü şöyle buyurur: “Kim bir iyilik yapmaya niyet eder ama onu yapmaya muvaffak olamazsa, Allah onun için katında tam bir iyilik sevabı yazar. Kim de bir iyilik yapmaya niyet eder ve onu gerçekleştirirse Allah ona on haseneden yüz haseneye kadar iyilik yazar.” Yine Ahmed İbni Hanbel’in Müsnedinde Allah’ın Resûlü şöyle buyurur: “Ümmetimin şehidlerinin çoğu şehidliği gönülden niyet ederek yaşayan fakat takdirde olmadığı için yataklarında ölen kimselerdir. Savaş ortamlarında çarpışarak ölen niceleri vardır ki onların ne niyetle öldüklerini Allah bilmektedir. “ Yine başka bir hadislerinde: “Sizin arkanızda kalmış nice kardeşleriniz vardır ki onlar imkânları olmadığı için sizinle birlikte sefere çıkamamışlardır. Kalplerinde Allah için cihad niyeti taşıdıkları halde şu anda sizinle beraber olamayan bu kardeşleriniz sizin yürüdüğünüz, konakladığınız her bir vadide bilesiniz ki sizlerle beraberdirler” Buyurur. Başka bir hadislerinde de: “Malı olup da onu Allah yolunda infak eden bir mü’min kardeşine imrenerek: Eğer benim de bu kardeşim gibi malım olsaydı ben de aynen onun gibi onu Allah yolunda harcardım diyen bir Müslüman sevap ta ötekisine müsavidir” Buyurmaktadır. Evet bu durumda olanlar hariç, hiçbir mâzeretleri olmadığı halde evlerinde oturanlardan Allah yolunda malları ve canlarıyla savaşanlar daha üstündür. Allah o mücahidlere bir derece üstünlük vermiştir. Bu derecenin nasıl bir derece olduğunu bilmiyoruz, ama bu derece kelimesinin nekre olması, sınırsızlığını, eni boyunun belli olmadığını ve çok büyük bir derece olduğunu anlıyoruz. Ama: Mü’minlerin her birerine, gerek malları ve canlarıyla savaşa gidenlere, gerekse geride kalıp oturanlara, ama keyfi bir oturma değil geri hizmetleri ifa edenlere çok güzellikler vaâdetmektedir. Mücahidlere oturanlar üzerine büyük bir ecir ve Allah’tan dereceler, mağfiret, rahmet vardır. Ya şehâdetle cennete ulaşma, rahmete ulaşma vardır onlar için, yahut da galibiyet, zafer ve bunun sonucu olarak dünyada şerefli bir hayat vardır. Allah Ğafûr ve Rahîmdir. Allah’ın mü’min kullarına lütufları boldur. Yeter ki kulları Allah’ın istediği gibi olsunlar. Yeter ki Müslümanlar Allah’ın istediği gibi bir hayat yaşasınlar, Allah için savaşa çıkıp hayatlarını Allah’a fedâ etmeyi göze alabilsinler.