Nûh Suresine Dön

Nûhنوح

11. Ayet

11Nûh Suresi

يُرْسِلِ السَّمَٓاءَ عَلَيْكُمْ مِدْرَارًاۙ

“(İstiğfarınıza karşılık) üzerinize gökten bolca yağmur yağdırır.”

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

10-12. “Dedim ki: “Rabbinizden bağışlanma dileyin; doğrusu O, çok bağışlayandır. Size gökten bol bol yağmur indirsin. Sizi, mallar ve oğullarla desteklesin; sizin için bahçeler var etsin, ırmaklar akıtsın.” Allah’ın peygamberi diyor ki: “Rabbinize istiğfar edin ki size gökten bol bol yağmurlar göndersin, sizi mallar ve oğullarla desteklesin, sizin için bağlar, bahçeler var edip ırmaklar akıtsın.” Demek ki bü-tün bunlara ulaşmanın yolu Allah’a istiğfardan geçmektedir. Hz. Ömer efendimiz bu âyeti delil getirerek yağmur duasına çıkanlara istiğfarı tarif ve tavsiye edermiş. Çıktıkları bir yağmur duasında Hz. Ömer efendimiz sadece “estağfurullah, estağfurullah” deyince, etrafındakiler: “Ey Ömer Rabbimizin kapısını çalmışken bir şeyler söylesen, dua etsen olmaz mı?” şeklindeki tekliflerine karşı Hz. Ömer efendimiz: “Vallahi ben Nuh sûresinden biliyorum ki istiğfar yağmurun yağmasına, bereketin artmasına sebeptir” der ve işte bu âyeti okur. Hattâ çocuğu olmayan, çocuğum yok diye şikâyet edene ve de rızık darlığı içindekilere bu âyet gereği selefimiz istiğfar tavsiye ederlerdi. “Çokça istiğfarda bulunursan Allah sana bolluk ta verecektir, çoluk çocuk ta verecektir” derlerdi. Elbette yağmur duasına çıkan insanlar hatalarını, kusurlarını, kulluklarındaki eksikliklerini anlayacaklar ve düzelme yoluna gireceklerdir. Elbette bu çok önemli bir şeydir ve Allah onların bu tavırlarına karşılık onlara bolca yağmur yağdıracaktır. Hz. Nuh diyor ki: “Rabbinize istiğfar edin ki Allah size bol bol versin. Eksikliklerinizi kusurlarınızı anlayın; ya Rabbi biz sana senin istediğin kulluğu beceremedik deme adına Allah’a istiğfarda bulunun. Ya da size yüklenen emirler konusunda bir kusurunuz olmuşsa, Rab-binizin sizden istediklerini yerine getirirken bir eksiğiniz, bir ihmaliniz olmuşsa, emri verenin yüceliğine, azametine yakışmayan bir hareketiniz, bir zaafınız olmuşsa, Allah’a istiğfar edip o kusurunuzun affedilmesini, o eksiğinizin örtülmesini ve ciddiye alınmamasını Allah’tan dileyin.” Veya Allah her şeyin en güzeline, en mükemmeline lâyık olduğu halde sizin yaptıklarınız O’na lâyık değilse, O’nun size sayısız lütuflarına karşılık bu eksikliklerinizden ötürü O’na “estağfurullah” de-yin. “Allah’ım kusuruma bakma ancak bu kadarını becerebildim” deyin. “Ya Rabbi senin için daha güzelini yapmalıydım ancak bu kadarını becerebildim diyerek eksiğinizin örtülmesini dileyin.” Zaten istiğfarın mânâsı da budur. İstiğfar, Rabbimizden eksiğin örtülmesini, kusurun görmezden gelinmesini, hatanın ciddiye alınmamasını istemektir. Meselâ bakın Allah’ın Resûlü kıldığı her namazının sonunda üç defa “estağfurullah el-azîm” der ve bunu sahâbesine de öğütlerdi. Öyleyse bizler de her namazımızın arkasından üç defa “estağfurullah” diyeceğiz. “Ya Rabbi! Bu benim namazım olmadı! Bu namazım yüzde yüzlük bir namaz, tam bir namaz olmadı. Yüzde yüzlük peygamberinin namazının yanında bu benimki belki yüzde üçlük, yüzde beşlik bir namaz oldu. Ya Rabbi benim bu eksiğimi, kusurumu görmeyiver, ciddiye almayıver, eksiğimi tam kabul ediver, yüzde yüzlük bir namaz kabul ediver, tam bir namaz kabul ediver ya Rabbi” deme adına estağfurullah diyeceğiz. Ama şunu da unutmayacağız. Madem ki bir namazın arkasından bu eksiğimizi anlayıp estağfurullah dedik, “eksik oldu, kusurlu oldu ya Rabbi! Bir daha yapmayacağım Allah’ım!” dedik, o zaman ondan sonra kılacağımız namazlarımızda aynı hataları işlememeliyiz değil mi? Mesela öğle namazının arkasından estağfurullah diyerek eksiğimiz, kusurumuzu anladığımızı ortaya koyduk, ikindiyi biraz daha düzgün kılmalı değil miyiz? Veya sünnetin sonunda estağfurullah de-yip hatamızı gündeme getirdikten sonra farzında bari biraz düzgün kılmalı değil miyiz? Estağfurullah kişinin eksiğini, kusurunu anlamasının ve bunu itiraf ederek düzelmeye dair söz vermesinin ifadesidir. İşte bunu gerçekleştirme yoluna girenleri Rabbimiz affedecek ve onlara yağmurlarını, bereketlerini yağdıracaktır. Bundan sonra bakın Allah’ın elçisi diyor ki: