Nûh Suresine Dön

Nûhنوح

16. Ayet

16Nûh Suresi

وَجَعَلَ الْقَمَرَ ف۪يهِنَّ نُورًا وَجَعَلَ الشَّمْسَ سِرَاجًا

“Ay’ı (gökler içinde) bir nur, Güneş’i de aydınlatan bir kandil kılmıştır.”

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

15-16. “Allah’ın, göğü yedi kat üzerine yarattığını görmez misiniz? Aralarında Ay’a aydınlık vermiş ve güneşin ışık saçmasını sağlamıştır.” Birbirine mutabık yedi kat semâyı Rabbinizin yarattığını gör-müyor musunuz? Birbirine mutabık, birbiriyle uyumlu bu üzerinizdeki semâyı nasıl kurduğunu, nasıl bina ettiğini hiç düşünmüyor musunuz? Nasıl? Yaratabilir miydiniz böyle bir âyeti? Gücünüz yeter miydi buna? Bakın gökyüzüne, direkler de yok, hiçbir şey de yok. Göklerin de, yerin de yaratılmasında mü’minler için pek çok âyetler vardır. Gökler ve yerler Rabbimizin âyetleriyle doludur. Gökler, yer nereye bakarsa baksın mü’min sürekli Rabbinin vechi ile, Rabbinin âyetleriyle yüz yü-ze gelecektir. Allah’ın bu görsel âyetlerini müşahede ettikçe mü’minin Rabbine karşı imanı artacak, teslimiyeti artacak, Rabbine karşı sevgisi, saygısı, muhabbeti, kulluğu artacak, Rabbini vakar mevkiinde tutması gerçekleşecektir. Üstünüzdeki bu yedi kat semânın da, şu anda sahip olduğunuz ve istifade ettiğiniz her şeyin de sahibi ve yaratıcısı Allah’tır. Peki sizler şu anda kimin arzında yaşıyor ve kime kulluk yapmaya çalışıyorsunuz, bunu hiç düşünmez misiniz? Kimin ekmeğini yiyip kimin kılıcını sallıyorsunuz? Hiç aklınız yok mu sizin? Şu yeryüzünü yaratan Allah’tır. Unutmayın ki İlâh olanın yaratıcı olması gerekir. Rabb olanın yaratıcı olması gerekir. Hani şu sizin Allah’a denk tutmaya çalıştıklarınız, Allah’a ortak yapmaya çalıştıklarınız bir şey yaratmışlar mı? Sizi yaratan, sizin şu anda hizmetinize sunulmuş bulunan her şeyi yaratan Allah sizin Rabbiniz iken, sizin İlâhınızken, sizin kendisine kulluk yapmanız gereken, boyunlarınızdaki ipin ucu elinde olması gereken, hayat programınızı sadece O’ndan, O’nun kitabından almanız gereken Rabbiniz iken, nasıl oluyor da O’nu bırakıp da hiçbir şey yaratmayan, sizin yaratılışınızda en ufak bir katkısı olmayan, kendilerini bile yaratmamış olan, kendileri de Allah tarafından yaratılmış olan bir kısım varlıkları Allah’a ortak koşmaya, onları vakar mevkiine oturtmaya kalkışıyorsunuz? Nasıl oluyor da onları dinliyor, onlara itaat ediyor, onların hayat programlarına tâbi oluyor ve onlara teşekkür ederek, onlara kulluk yaparak nasıl da nankörlük yapıyorsunuz. Yani Rabbinizin tek Rabb oluşuna sayısız delillerden, sayısız âyetlerden sadece bir tanesi. Semânın yaratılışı. Bu âyeti yaratan Allah olduğu gibi, şu anda düzenli bir biçimde varlığını ve fonksiyonlarını yürüten de Allah’tır. Eğer böyle olmasaydı düzen bozulur ve sizin hayatınız altüst olurdu. Yani bu semanın yıkılmadan düzenli bir biçimde varlığını sürdürmesi onun bir sisteme boyun eğdiğini gösterir. Yaratıldıkları günden beri gerek semâ, gerek diğer varlıklar Rabbleri-nin emrine teslimken, Rabblerinin emrine boyun bükmüşken, ey insanlar siz kime teslimsiniz? Siz kimin arzularına boyun büküyorsunuz? Hayat programınızı kimden alıyorsunuz? Siz kime kulluk ediyorsunuz? Siz kimi vakar mevkiinde tutuyorsunuz? Gökyüzü Allah’ın emirlerine boyun bükmüş Allah’ın bir âyetidir. Üstelik bunu anlayabilmek için uzun uzun araştırmalara da gerek yoktur. İnsanların istifadesine sunulmuş bu âyeti her an müşahede etmektesiniz. O kadar ki kör, sağır, dilsiz biri bile bu âyeti görmezlikten gelemez. Bu iş elbette tesadüfî olamaz. Bu muazzam düzen ne tesadüfe, ne kör tabiat kuvvetlerine ne de kendilerini bile yaratmaktan aciz olan şu egemenlik bizimdir diyen yeryüzü tanrı ve tanrıçalarına verilemez. Bu düzeni kuran başkası değil sizin Rabbinizdir. Ondan başka da kulluk yapılmaya lâyık ilâh yoktur, bunu hiçbir zaman hatırınızdan çıkarmayın, diyor Rabbimiz. Ama ne gariptir ki insanlardan kimileri Allah’ın bu tür âyetlerinin üzerini örttükleri, işaret levhâlârını kamufle ettikleri, Allah’ın âyetlerinden habersiz yaşadıkları için haktan, hakikatten, hidâyetten, dosdoğru yoldan yüz çeviriyorlar. Allah’tan yüz çevirip başkalarına yöneliyorlar. Allah’a kulluk yapmaları, Allah’ı razı etmeleri gerekirken başkalarına kulluk etmeye, başkalarını razı etmeye çalışıyorlar. Hayat programlarını hayatın sahibi olan Allah’tan almaları gerekirken, başkalarının hayat programlarını alıp uygulamaya yöneliyorlar. Sonra sizin Rabbiniz ay'a aydınlık vermiş ve güneşin ışık saç-masını sağlamıştır. Sizin dünyanızda ayı nûr kılmış, güneşi de ışık sa-çan bir kandil yapmıştır Allah. Kimileri Rabbimizin bu ifadesinden ayın ışığı başkasındadır ama güneşin ışığı kendisindendir, demişlerdir. Halbuki biz biliyoruz ki bu nûr kelimesini Kur’an’da Rabbimiz kendisi için de kullanmaktadır. Allah, semâvât ve arzın nûrudur, buyuruluyor. Peki sormak lazım o zaman değil mi, Allah kimden almış ışığını? Kur’an için de nûr ifadesini kullanıyor Rabbimiz.