20. “Allah'ın size lütuf ve merhameti bulunmasaydı, Allah şefkatli ve merhametli olmasaydı hemen cezanızı verirdi.” Önce demişti Rabbimiz, burada bir daha söylüyor. Allah’ın size karşı fazlı ve rahmeti olmasaydı, Allah sizin iffet ve hayalarınızı korumasaydı, Allah size iftiralardan dolayı gelebilecek belâ ve musîbetlerden sizi korumasaydı, Allah size acıyarak uymak zorunda olduğunuz bu yasaları göndermeseydi ne olurdu sizin haliniz? Size iftira edenlerin iftiralarını boşa çıkarıp temizlerin temizliğini ortaya koymasaydı ne yapardınız? İşte bunu anlamak zorundayız. Yâni Allah’ın bizim üzerimizdeki fazlını ve rahmetini, Rabbimizin bize merhamet ederek bizi korumasını, bizi kötülüklerden, pisliklerden arındırıp tertemiz bir dünya yaşatmasını çok iyi anlamak zorundayız ki bundan dolayı hep Rabbimizi dinlemeli, hep Ona itaat etmeli, hep Onun istediği bir hayatı yaşamaya yönelmeliyiz. Biz eğer Onun koruması altına girer, Onun istediği hayatı yaşamaya çalışırsak işte o zaman Onun koruması ve rahmeti bize ulaşacaktır. Değilse Onun korumasını, Onun rahmetini, desteğini kaybedeceğiz demektir. İşte bakın bundan sonraki âyet bunu çok hoş ortaya koyuyor: