21. “Ey inananlar! Şeytana ayak uydurmayın. Kim şeytanın arkasına takılırsa, bilsin ki, o, hayasızlığı ve fenalığı emreder. Allah'ın size lütuf ve merhameti bulunmasaydı, hiçbiriniz ebedîyen temize çıkamazdı. Fakat Allah dilediğini temize çıkarır. Allah işitir ve bilir.” Ey iman edenler, şeytanın yoluna gitmeyin, şeytanın adımlarına uymayın, şeytanın vesveselerine, vartalarına düşmeyin. Şeytanın peşine takılarak Onun istediği bir hayatı yaşamayın. Allah’ın yasakladığı nikâh dışı bir ilişki içine girmeyin. Allah ne demişse, Peygamber ne istemişse ona tabi olun. Kim ki Allah’ın ve elçisinin yolunu bırakarak şeytanın adımlarına tabi olursa, yâni Allah’ın yasalarının dışına çıkar, Allah’ın yasakladığı davranışların içine girerse kesinlikle bilesiniz ki şeytan fuhşiyatı, münkeratı, kötülüğü emreder. Çirkin hayasızlıkları, aşırılıkları emreder. Nikâh dışı gayri meşru ilişkileri emreder. Şeytan size maddî ve manevî her tür aşırıkları emreder. Mal talebinde aşırılık, ev mesken konusunda, mal mülk konusunda, sevgi saygı ko-nusunda, kadın erkek ilişkileri konusunda, her konuda aşırıkları emreder. Tabii ki fahşanın ve münkeratın ne olduğunu yine Allah ve Re-sûlü belirleyecektir. Hiç kimsenin şu iyidir, şu kötüdür, şu münkerdir demeye hakkı yoktur. İnsanların değer yargıları değişip de toplum Allah’ın değer yargılarını bir kenara bırakarak efendim bir erkekle bir kadının kendi istek ve arzularıyla, hiç kimsenin baskısı olmaksızın bir araya gelmelerinde bir sakınca yoktur demeleri Allah ve Resûlünün değer yargılarıyla çatıştığı için çirkin bir davranıştır. Eğer Allah ve Resûlü nikâh dışı bir ilişkiye çirkin demişse, fuhşiyyat demişse o çirkindir, o fuhuştur. Evet erkek evlendiği zaman karısının hakkına riâyet ederek başkalarıyla düşüp kalkamaz. Ama bekârken, kimseye karşı sorumlu değilken o dilediğiyle dilediği ilişkiyi kurabilir demeye hiç kimsenin hakkı yoktur. Çünkü Allah, ona çirkinlik demişse, fahşa demişse kimsenin onu değiştirmeye hakkı yoktur. Veya kadınlar iffet ve hayalarını korusunlar, onlar namuslu yaşasınlar, ama erkekler bırakın onlar serbest yaşasınlar, diledikleri kadınlarla düşüp kalksınlar demeye de hiç kimsenin hakkı yoktur. Kadınlar için bu büyük bir günâh ve suçtur, ama erkekler için günâhlık yoktur. Zaten erkek adam dediğin dilediğini yapandır demek de Allah ve Resûlüyle çatışmaya girmek demektir. İşte bütün bunları şeytan istiyor ve insanları bu taraflara doğru çekiyor. Rabbimiz de bizleri uyararak diyor ki sakın şeytanın çektiği tarafa gitmeyin. Öyleyse kesinlikle şeytan vahiylerini dinlemeyeceğiz, hep Allah’ın vahyini dinleyeceğiz. Allah’ın helâl dediği helâldir, haram dediği de haramdır. Allah’ın çirkin dediği çirkin, fahşa dediği fahşa, münker dediği de münkerdir. Allah doğru söyler, Allah güzel söyler diyeceğiz ve şeytana uymayacağız. Allah karşıtı düşüncelerin, sistemlerin egemenliğinde bir hayata asla razı olmayacağız. Eğer üzerinizde Allah’ın fazlı ve rahmeti olmasaydı sizden hiçbiriniz temiz olamazdı, temiz kalamazdı. Lâkin Allah dilediklerini, temizleri, temiz olmak isteyenleri, temizlik isteyenleri temizler, tezkiye eder. Çünkü Allah işitendir, bilendir. Kimin temiz bir hayat istediğini, kimin namuslu bir hayatın peşinde olduğunu, kimin de günâh dolu, pislik dolu bir hayatın cazibesine kapıldığını Allah en iyi bilendir. İnsanların ne niyet taşıdıklarını, kalplerinde neleri tasarladıklarını, nelerden hoşlanıp nelerden nefret ettiklerini en iyi bilendir. Ve onun için de kime takva, temizlik vereceğini, kimi rezil ve rüsva edeceğini bilendir. Yâni öyleyse şu toplumda şeytana rağmen, şeytan vahiylerine rağmen temiz bir hayat yaşayanlar, temiz kalabilenler kesinlikle bilesiniz ki ancak Allah’ın lütfu ve keremiyle bunu becerebilmişlerdir. Onun için bizler de sürekli Rabbimize sığınmak, Ondan istemek, Ona yalvarıp yakarmak zorundayız. Ya Rabbi bizleri koru, bizden bu lüt-funu esirgeme. Ya Rabbi biz temiz olmak istiyoruz. Hanımlarımızla, çocuklarımızla temiz bir hayat yaşamak istiyoruz. Şunu kesin biliyoruz ki bu kadar pis insanların içinde, sen temiz kılarsan, sen korursan an-cak biz temiz kalabiliriz. Sen bizi korursan biz korunmuş oluruz demek zorundayız. Temiz olmak, temizliği seçmek ve bu konuda Allah’a sığınmak zorundayız. Evet temizlik Allah’ın istediği temizliktir. Tezkiye Allah’ın ortaya koyduğu tezkiyedir. Şu dünya üzerinde herkesin, her toplumun bir temizlik anlayışı olabilir. Herkes kendine göre bu konuda bir değer yargısı geliştirip bu dünyada kendi keyiflerince yaşayabilirler. Ama ölümleriyle birlikte geçerli olacak olan bilelim ki Allah’ın değer yargılarıdır. Allah’ın temiz dedikleri temiz, pis dedikleri de pis olacaktır. Unutmayalım ki insanların ortaya attıkları tüm değer yargıları, meselâ eğitimle ilgili, hukukla ilgili, ekonomiyle, kılık-kıyafetle, erkek kadın ilişkileriyle ilgili, nikâh, talakla ilgili, siyasetle ilgili tüm değer yargıları ölümle birlikte bitecek Allah’ın değer yargıları devreye girecektir. Şu anda altı milyar insan kafa ve kalp bütünlüğü içinde bizim bu konudaki görüşümüz şudur dese, Allah ta onun zıddını söylese, o altı milyar insan öldükleri zaman Allah’ın değer yargısına teslim olmak zorunda kalacaklardır. Sonuçta bu dünyada Allah’ın değer yargılarına sahip çıkanlar, onu yaşayanlar kurtulacaklar, reddedenler de kaybedeceklerdir.