22. “İçinizde lütuf ve servet sahibi olanlar, yakınlarına, düşkünlere ve Allah yolunda hicret edenlere, vermemek için yemin etmesinler, affetsinler, geçsinler. Allah'ın sizi bağışlamasından hoşlanmaz mısınız? Allah Bağışlayandır, merhametli olandır.” Ayşe annemiz iftiraya maruz kalmıştır. Ayşe annemizin babası Ebu Bekir efendimiz bundan çok etkilenmiştir. İftirayı yapanların büyüğü münâfıkların reisi Abdullah Bin Übey’dir, ama Müslümanlardan da bu işe karışanlar olmuştur. İşte bu işe karışan Müslümanlardan birisi de Mıstah’tır ve fakir olduğu için sürekli Ebu Bekir efendimizin kendisini kolladığı birisidir. Mıstah Ebu Bekir efendimizin bu iyiliklerini görmezden gelerek bilmediği bir konuda susmaya değil de konuşmaya ve bu dedikoduyu yaymaya çalışmıştır. Hz. Ebu Bekir efendimiz onun bu durumunu öğrenince: “ Vallahi ben de bundan böyle ona ve ailesine yardımımı kesiyorum” demişti. Tabii bu kararı alan sadece Ebu Bekir efendimiz değildi. Müslümanlardan bazıları bu tür insanlara yardım etmeme kararı almışlar, bu konuda yemin etmişlerdir. Allah buyurdu ki sizden faziletli ve varlıklı olanlar, hali vakti yerinde olanlar yakınlara, yoksullara ve Allah yolunda hicret edenlere yadım etmekte eksiltme yapmasınlar. Onlara vermeye devam etsinler. Affetsinler, onları hoş görsünler, onlara karşı müsamahalı davransınlar. Allah’ın sizi bağışlamasını, Rabbinizin sizin günâhlarınızı, kusurlarınızı örtmesini, hatalarınızı örtbas etmesini istemez misiniz? Eğer istiyorsanız Rabbinizin size mağfiretini, o zaman onlar size karşı kötülük etmiş olsalar bile siz de onlara vermeye devam edin. Kin tutmayın. Onları bağışlayın. Tıpkı Rabbinizin sizi bağışladığı gibi sizler de onları bağışlayıp Rabbinizin ahlâkıyla ahlâklanın. Hz. Ebu Bekir bunu duyar duymaz hemen: Vallahi biz Rab-bimizin bizi bağışlamasını dileriz. Biz bunu isteriz diyerek hemen yardım ettiği Mıstah’a önceki yaptığı yardımını artırıverdi. Diğer Müslümanlar da öyle yaptılar. Çünkü Allah’ın hoşnutluğu, Allah’ın mağfireti her şeyden önde geliyordu. Evet dün o Müslümanlar kendilerine seslenen Rabbimizin bu dâvetine icabet ediyorlardı. Şimdi bu âyetler bize sesleniyor. Allah tarafından bağışlanmayı sevmez misiniz? Allah’ın mağfiretine ulaşmayı istemez misiniz? Şu anda çevremizde problemli olduğumuz akrabalarımız var, Müslümanlar var. Belki haklı da olabiliriz. İşte Ebu Bekir’de haklıydı. Eğer Rabbinizin sizi bağışlamasını istiyorsanız sizler de onları bağışlayın. Size karşı yanlış yapan, hata eden kardeşlerinizi bağışlayın ki Allah ta sizi bağışlasın.