27. “Ey inananlar! Evlerinizden başka evlere, izin almadan, seslenip sahiplerine selâm vermeden girmeyiniz. Eğer düşünürseniz bu sizin için daha iyidir.” Ey iman edenler, kendi evlerinizin dışındaki evlere, sizin olmayan, mâliki olmadığınız evlere girerken bir ünsiyet bulmadan, bir izin almadan, size buyurun denilmeden ve ehline selâm vermeden girmeyin. İsti’nas aslında keşifte bulunmak demektir. Öyleyse size izin verilip verilmeyeceğini araştırıp öğrenmeden girmeyin buyuruluyor. Böyle davranmanız sizin için daha hayırlıdır, umulur ki tezekkür edersiniz. Evet bir insanın, ister erkek, ister kadın bir başkasının evine kapıyı çalmadan, izin istemeden, ehline selâm da vermeden öyle paldır küldür girmeyecek. Rabbimiz daha kötülük doğmadan boğmak istiyor. Kötülüklere açılan kapıları kapatmak istiyor. Yâni muhtemeldir ki o eve bir kadın girerken evde yalnız erkek vardır veya bir erkek girerken evin hanımı yalnızdır. Bir mahremiyete muttali olma, uygunsuz bir duruma düşme söz konusu olabileceği için Rabbimiz bunu yasaklıyor. Peki ne yapılacak: 1- Kapıyı çalacak bir Müslüman. Bir, iki, üç kere çalar. İçerden kim o? denilirse, Selâmun aleyküm, ben filan oğlu filanım. Veya ben falan kızı filanım der. Kendini tanıtmadan aç benim denmeyi Rasû-lullah efendimiz yasaklıyor. Eğer müsaade ederlerse girilir. Diyelim ki hiç ses gelmedi içerden. İkinci kere daha çalarsın, yine kim o? denilirse selâm verip ben filanım dersin. İzin verilirse girersin. Ses gelmi-yorsa, üçüncü defa çalarsın içerden ses gelmezse, ya da içerden ge-len ses dön git derse dönüp gidersin. Tabii çalarken de kapının tam karşısında durulmaz. Kapının sağında veya solunda durulmalı ki içerden çıkan erkek ya da kadın o haliyle görülmemelidir. Yâni kapıyı açan aceleyle Allah’ın görülmesini istemediği bir durumda bulunabilir. Ve yine az evvel ifade ettiğim gibi yalnız başına bir kadının bulunduğu bir eve yalnız başına bir erkek girmemelidir, yalnız başına erkeğin yanına da bir kadın girmemelidir. Hattâ kişi kendi evine girerken bile, kendi öz annesinin evine girerken bile böyle paldır küldür girmeyecektir. Sahâbeden birisi Rasûlullah efendimize sorar: Ey Allah’ın Resûlü, annemin evine girerken de izin isteyecek miyim? Allah’ın Resûlü evet der. Adam der ki ya Rasulallah o benim annem deyince, Rasûlullah anneni çıplak bir vaziyette görmek ister misin? buyurur. Müslüman karısı evdeyken, dışardan gelirken bile ök-sürerek, haberdar ederek girmelidir. Böylece hem meskenler korunmuş olacak, hem de insanları zinaya, kötülüklere götürücü yollar kapatılmış olacaktır. Yine Rasû-lullah efendimizin beyanları ve uygulamalarıyla biliyoruz ki kapının, ya da pencerenin yanından bağırmak, Şiddetle kapıyı çalmak haramdır. Hucurât sûresinde de Rabbimiz bunu şöyle anlatır: “Ey Muhammed! Sana odaların ötesinden seslenenlerin çoğu akl etmeyen kimselerdir.” (Hucurât 4) Yine kapıdan, pencereden, duvardan içeriyi gözetlemek de yasaktır. Rasûlullah efendimiz azatlısı Sevban’a bir gün buyurur ki: “İçeriye göz attıktan sonra izin istemenin ne anlamı kalır?” Hattâ böyle evinin içini dikizleyen bir adamın gözünü yara-layan ev sahibine hiç bir cezanın uygulanmayacağına dair rivâyetler vardır. Tabii dinlemek de aynı şekilde yasaktır. Başkalarının mahremiyetini ihlâl etmeye hiç kimsenin hakkı yoktur. Evet bunları size anlatıyoruz, böyle yaparsanız sizin hakkınızda daha hayırlıdır, umulur ki öğüt alırsınız diyor Rabbimiz. Bu sizin için daha hayırlıdır. Sizleri bir töhmete düşmekten, bir töhmet makamında bulunmaktan kurtarır, iffet ve temizliğinizi artırır.