42. “Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah'ındır. Dönüş Allah'adır.” Göklerin ve yerin sahibi Allah’tır. Yâni tesbih edeceğin, yücelteceğin, kulluk edeceğin, sözünü dinleyeceğin, çektiği yere gideceğin varlık göklerin ve yerin mülkünün sahibidir. Yâni senin de sahibindir O, senin de mâlikindir. Diğer varlıklar gibi sen de Onun mülküsün. Ay-nı zamanda yaşadığın bu hayatın sonunda huzuruna döneceğin varlık ta Odur. Sonunda hesabı ona ödeyeceksin. Sonunda Onun yargısına, Onun hükmüne teslim olacaksın. Şimdi böyle bir durumda böyle bir Allah tesbih edilmez mi? Böyle bir Allah’a teslim olunmaz mı? Akıl işi midir böyle bir Allah’ı tesbihten yüz çevirip insan kendi kendisini, yahut da kendisi gibi âciz mülkleri tesbih etsin? Biz kendi kendimizi tesbih edeceğiz, biz bizim gibileri tesbih edeceğiz, biz bizim kitaplarımızı yücelteceğiz, kendimizin anlayışını, kendimizin keyiflerini, kendimizin oluşturduğu sistemleri, kendimizin oluşturduğu siyasal tanrıları yücelteceğiz demek ne ka-dar akılsızlıktır? Çünkü ne kendimiz, ne de kendimiz gibiler mülkün sahibi değiliz. Hiçbirimiz birbirimize karşı sorumlu değiliz. Bizi Allah-tan başka hiç kimse hesaba çekmeyecek.