42. “Onlardan öncekiler de tuzak kurdular, oysa bütün tuzakların (cezası) Allah'ındır, herkesin yaptığını bilir. İnkarcılar da, neticenin kimin olduğunu göreceklerdir.” Ey peygamberim, eğer şu anda senin düşmanların senin dâvânın önünü kesmek için türlü türlü tuzaklar mı kuruyorlar? Üzülme sen buna. Çünkü önceki peygamberlerin toplumları da tuzak kurdular. Yâni önceki toplumlar da boylarını aşan, kendilerine yakışmayan tuzaklar kurdular. Senden önceki elçilerimin mesajının tesirini gönüllerden silebilmek için, böylece bana kulluğu unutturup insanları kendi yasalarına kul köle edebilmek için tuzaklar kurdular, hileler düşündüler. Hayatı, ekonomiyi, eğitimi, hukuku, kılık kıyafeti, vitrinleri, sokakları bana ve benin istediğim kulluğun aksine düzenleyerek tuzaklar kurdular. Kendilerine göre din kitapları oluşturarak, resmi bir din oluşturup, işte din budur diye insanlara sunarak, benin dinimi bozarak tuzaklar kurdular. Din eğitimini yasaklayarak, benin kullarımın benin dinime ulaşma imkânlarını ellerinden alarak bana ve benin dinime tuzaklar kurdular. Kendi âyetlerinin gündemde kalması adına benin âyetlerimi toplumun gündeminden düşürdüler. Kendi yasalarının ikâmesi adına benim sistemime yasaklar koyarak tuzaklar kurdular. Benin arzımda, benin mülkümde bana ve benim elçilerime hayat hakkı tanımayarak tuzaklar kurdular. Büyük imtihanı, büyük günün imtihanını unutturmak üzere dünyada kendilerince çeşitli imtihanlar düzenleyerek tuzaklar kurdular. Çocukların beyinlerini orada Kur’an ve sünnete yer kalmasın diye çok lüzumsuz bilgilerle doldurarak tuzaklar kurdular. Sana kulluğa zamanları kalmasın diye insanların hayatlarını eğlencelerle, kendi vahiyleriyle, kendi oluşturdukları gündemlerle doldurarak tuzaklar kur-dular. Ama sen o tuzak kuranlara karşı benim ne yaptığımı gördün peygamberim. Çünkü tüm düzenler bana aittir. Onların tüm düzenlerini altüst edip mahvetmek bana aittir. Çünkü herkesin ne yaptığını? Ne kazandığını bilen sadece benim. Tüm insanlara hakim olan, egemen olan benim. Ne yaparlarsa yapsınlar, ellerinden geleni geri koymasınlar. Onların bir hesapları varsa elbette benim de bir hesabım var diyor Rabbimiz. Öyle değil mi? Kâfirler Allah’ın sistemine karşı, Allah’ın âyetlerine karşı, Allah’ın elçisine karşı ne kadar tuzak kurabilecekler? Üstelik onların tuzaklarının tümünün Allah biliyorken. Allah onların tuzaklarının tümünü bilir, ama onlar Rabb’inin tuzaklarını bilmezler bilemezler. Rabb’in onların kurdukları tuzakların nereye kadar gideceğini bilmektedir, ama onlar Rab’lerinin kendilerine karşı neler hazırladığını asla bilmemektedirler. Ama onlar gözlerinin önündeki çukuru bile görememektedirler. Elbette Allah’la, Allah’ın elçileriyle, Allah’ın mü’min kullarıyla girecekleri bir savaşta mağlup olanlar onlar olacaktır, galip olanlar da Allah desteğinde olan mü’minler olacaktır. Çünkü Allah onların kendisine karşı, kendi âyetlerine ve siz müslümanlara karşı tüm niyetlerini, tüm komplolarını bildiği için unutmayın ki sizi onların komplolarından koruyacaktır. Onların kurdukları tuzaklar konusunda sizi bilgilendirecek ve korunma yollarını gösterecektir. Gerçi bundan sonra vahiy gelmeyecek ama Rabbimiz önce gönderdiği o vahiyleriyle müslümanlara öyle bir basiret, öyle bir feraset kazandırmıştır ki kendilerine nereden nasıl bir tehlike geleceğini müminler bilmektedirler. Çünkü Allah kâfirlerin tün tuzaklarını bilmektedir, yazmaktadır, yazmıştır. Şu anda irtica-mirtica hikayeleriyle müslümanları yok etmeye soyunanlar, Allah’la Allah’ın âyetleriyle, Allah’ın sistemiyle savaşa tutuşanlar kiminle savaştığının farkında değildirler. Kiminle savaştığını dahi bilmeyen zavallı insanlardır bunlar. Zannediyorlar ki müslüman-lar zayıftır, zannediyorlar ki müslümanlar yalnız ve yardımcısızdırlar. Onların safında Allah’ın bulunduğunun farkında olmayan bu iman yoksunları yakında nasıl bir inkılapla sarsıldıklarını görecekler. Çok yakın bir gelecekte iyi sonucun, iyi âkıbetin, bu yurdun sonucunun kime ait olacağını, zaferin kime ait olduğunu bilip anlayacaklar o kâfirler.