Ra'd Suresine Dön

Ra'dالرعد

6. Ayet

6Ra'd Suresi
Mushafta Aç

وَيَسْتَعْجِلُونَكَ بِالسَّيِّئَةِ قَبْلَ الْحَسَنَةِ وَقَدْ خَلَتْ مِنْ قَبْلِهِمُ الْمَثُلَاتُۜ وَاِنَّ رَبَّكَ لَذُو مَغْفِرَةٍ لِلنَّاسِ عَلٰى ظُلْمِهِمْۚ وَاِنَّ رَبَّكَ لَشَد۪يدُ الْعِقَابِ

Senden iyilikten önce kötülük getirmeni istiyorlar. Muhakkak ki onlardan önce (buna benzer) nice örnekler gelip geçmiştir. Şüphesiz ki Rabbin, zulümlerine karşılık insanlara karşı mağfiret sahibidir. Şüphesiz ki Rabbin, cezası pek çetin olandır.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

6. “Puta tapanlar senden, iyilikten önce kötülük isterler, oysa onlardan önce nice ibret alınacak cezalar verilmiştir. Doğrusu Rabb’inin, insanların zulümlerine rağmen onlara mağfireti vardır. Rabb’inin cezalandırması çetindir.” Evet onlar iyilikten önce kötülüğü istiyorlar. Kendileri için iyilikten önce kötülüğe acele ediyorlar. Kötülüğü çabuklaştırmak istiyorlar. Hemen kendilerine vaat edilen azabın gelmesini istiyorlar. Hani nerde kaldı şu sözünü ettiğiniz azap? Bir an evvel gelse de görsek ya! Di-yorlar. Ey peygamber! Ve ey peygamber yolunun yolcuları! Şu bizi tehdit edip durduğunuz azap nerde kaldı? Hani niye gelmiyor ya? diyerek alay ediyorlar. Halbuki ölüm bize her şeyden daha yakındır. Gerçi şu anda bundan gafil olan insanlar ölümün, âhiretin, hesabın, kitabın değil de başka şeylerin acelecisidirler. Paranın, pulun, makamın, mansıbın, hattâ kimi günâha batmış kimseler yaşadıkları hayatın karşılığı olarak kendilerini bekleyen azabın, ateşin acelecisidirler. Yaşadıkları hayatla sanki; gelsin bakalım, ne gelecekse gelsin de görelim diyorlar. Ey peygamber! Ve ey peygamber yolunun yol-cuları! Haydi ne getirecekseniz getirin de bir görelim! diyerek alaylı bir biçimde azaplarını acele istemektedirler. Akılsızlar gariptir ki Allah’tan istenmesi ve beklenmesi gereken şeyleri Allah elçilerinden ve onların yolunun yolcusu Müslümanlardan istiyorlar. Haydi ey peygamber şu bize vaat edip durduğun azap neyse getir de görelim bakalım diyorlar. Veya bugün kâfirler bunu şu andaki Müslümanlardan istiyorlar. Tabii hainler ne peygamberlerin ne de onların yolcularının böyle bir azabı acilen kendilerine getiremeyeceklerini bildikleri için de bu konuda cesur davranabiliyorlar. Güya Müslümanlara delil getirmiş ve galip gelmiş sayıyorlar kendilerini ve işledikleri suçlara devama kılıf bulduklarını zannediyorlar. Tabii bunlar yeni değil, geçmiş toplumlar da peygamberlerinden aynı şeyleri istemişlerdi. Kur’an bunu detayıyla anlatır. Evet bu beyinsizlerin bu isteklerine karşılık Rabbimiz buyurur ki bakın: Halbuki bu beyinsizler bilmiyorlar, kendilerinden önce nice ibret alınacak cezalar verilmiştir. Kendilerinden önce niceleri de aynen bunlar gibi tavır takındılar da Allah onları yerin dibine batırmıştır. Öncekilerin başlarına gelenleri bilmiyorlar bu hainler. Ve bir de: Doğrusu Rabb’in gece-gündüz günâh işleyen, kendilerini Allah’a kulluk ortamının dışında tutarak hem Allah’a karşı, hem kendilerine, hem de çevrelerine karşı zulmeden kimselere karşı merhametle muamele etmektedir. Halbuki Allah’ın yakalaması, Rabb’inin cezalandırması pek çetindir. Yâni eğer Allah insanlar için onların işledikleri suçlar yüzünden hak ettikleri şerri acele etseydi, yâni bu insanların amellerinin karşılığını dünyada hemen gönderme konusunda acele etseydi, nasıl? Onların hayra, hayır konusuna acele edip istedikleri gibi, yâni paraya, pula, mala mülke, dünyaya, dünyalıklara acele edip onları istedikleri gibi, onların dünyalık oldukları, maddeci kesildikleri gibi Allah da onlar için amellerinin karşılığı olan cezalarını, azaplarını gönderme konusunda acele etseydi onların ecelleri hemen acele gelir ve defterleri dürülürdü. Ama böyle yapmıyor Rabbimiz. Mühlet veriyor, imkân tanıyor belki dönerler diye. Belki pişman olurlar da bana kulluğu karar verirler diye. Yâni Allah aslında bu hainler cahillikleri sebebiyle kendileri hakkında şerri acele isteseler de Allah’ın onlara imkân tanıması kendilerinin hayrınadır da bunlar farkında değiller. Alçaklar bakmıyorlar öncekilerin başlarına gelenlere. Önceki toplumlar da peygamberlerinden azap istemişlerdi de Âd kavmi, Se-mûd toplumu, Nuh kavmi, Lût kavmi aynı tavrı sergilemişlerdi de, is-tedikleri azap kendilerini kuşatıvermişti. Ama merhametlilerin en mer-hametlisi olan Rabbimiz onlara acıdığı için onların bu zulümlerine, bu küfürlerine, bu şirklerine ve bu cüretlerine karşılık hak ettikleri azabı hemen gönderip defterlerini dürüvermiyor. Mühlet tanıyor ki acaba küfürlerini, zulümlerini bir gün anlayıp dönerler mi diye. Ama eğer bu alçaklar akıllarını başlarına alıp adam olmazlarsa kesin bilsinler ki Allah Şediydül ikâptır. Yakalaması ve azap etmesi çok şedittir. Buna rağmen bakın kâfirler dediler ki: