48-51. “Bu iki cennet türlü ağaçlarla doludur. Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız? Bu cennetlerde akan iki kaynak vardır. Öyleyken, Rabbi-nizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?” Bu iki cennetin ikisinde de türlü türlü ağaçlar vardır. Çeşit çeşit meyve ağaçları, güzel yeşillikler vardır. Böyle iken Rabbinizin hangi nimetini yalanlarsınız? Yine o cennetlerde akan kaynaklar, nehirler, ırmaklar vardır. Ya zeminlerinden ırmaklar akan cennetler, ya da o mü’minlerin kendi taht-ı tasarruflarında ırmaklar akıp giden cennetler vardır. Kendi emirlerine verilmiş, kendi arzularına âmâde kılınmış bal, su, süt ve şarap ırmakları vardır o cennetlerde. İşte cennetlik mü’minlerin durumu ve işte cehennemliklerin durumu… İşte Allah için yaşanan bir hayatın sonucu ve işte Allah’ı hesaba katmadan yaşanan bir hayatın sonucu… İşte bu âyetlerde sonuçları, âhiretleri bakımından mü’minlerle kâfirler arasında bir değerlendirme görüyoruz. Âkıbetleri yönünden mü’minlerle kâfirler birbirlerinden farklıdırlar. Dünyada dünya nimetlerinden istifade açısından her iki taraf da birbirine benzerken, yaşadıkları bu hayatın sonunda karşılaşacakları âkıbetler açısından farklıdırlar. Mü’minler altlarından ırmaklar akan cennetlere uçarlarken, kâfirler de cehenneme akacak, cehenneme dolacaklardır. Velâyetlerini Allah’a verip hayatlarını O’nun belirlediği yasalar çerçevesinde yaşayanlar velîlerinin kendilerine hazırladığı konaklara yerleştirilirken, velâyetlerini Allah’a vermeyerek kendi ellerinde tutanlar, kendi hayatlarını kendileri düzenlemeye kalkışanlar, ya da velâyetlerini Allah’tan başkalarına verip onların kendileri adına belirledikleri yasalara tâbi olanlar da sonunda velîlerinin gittiği yere gitmek zorunda kalacaklardır. Çünkü o velîlerin hiçbirisinin o kullarına sunabilecekleri cennetleri yoktur. Bütün bunları duyduktan sonra gerçekten insanın aklı almıyor. Bütün bu müjdeleri, bütün bu nimetleri duydukları halde bu insanlar nasıl kâfir olabiliyorlar? Gerçekten anlamak mümkün değil... Rabbi-mizin kitabında haber verdiği bütün bu nimetler, bütün bu lütuflar kâfirlerin kulağına gittiği, kâfirler bunları duydukları halde, hayret ki yine de âhireti inkâr etmeye sebep bulabiliyorlar. Hayret ki, cenneti gündeme almadan bir hayat yaşayabiliyorlar.