12,13. “Kıyamet koptuğu gün suçlular umutsuz kalıverirler. Koştukları ortakları artık şefaatçileri değildir; ortaklarını inkâr ederler” Kıyamet koptuğu gün, kıyamet başlarında patladığı an mücrimler, günâhkârlar iblisleşiverecek, ümitsizleşiverecekler. Evet kıyamet gerçekleşince günâhkârlar tüm ümitlerini kaybedip iblisleşiverecekler. İnanmadıkları, hiç beklemedikler kıyamet saatiyle yüz yüze gelince, kıyametin şokuyla günâhkârlar donup kalacaklar. Suçüstü yakalanmış suçluların yakalanışı gibi Allah’a isyan içinde bir hayat yaşayan mücrimler ümitsizliğin acısını yaşayacaklar. Evet bir gün kıyamet kopacak. Şu anda yeryüzünün müstek-birleri, günâhkârları, Allah’a isyan içinde bir hayat yaşayanlar ne yapabilecekler? Ne gelir ellerinden? Büyük devlet gücüne, büyük siyasal ve askeri güce sahip olanlar, ısrarla Allah’a yetki tanımayanlar, Allah’a hayat hakkı tanımayanlar, hayatlarına Allah’ı karıştırmayanlar, hukuklarına, eğitimlerine ekonomilerine, evlenmelerine boşanmalarına, siyasal ve askeri yapılanmalarına, kazanmalarına harcamalarına Allah’ı karıştırmayanlar bilsinler ki bir gün dünya tepe taklak gelecek. Güneşin defteri dürülecek, yıldızlar yerlerinden sökülüp sağa sola atı-lacak, dağlar yürütülüp denizler yok olacak. Böyle bir ortamda ne ya-pabilecek bu insanlar? Nereye kaçabilecek bu mücrimler? Kime sığınacaklar? Kiminle beraber olacaklar? Kıyamete karşı gelebilecekler mi? Altlarından kayıp giden toprağı durdurabilecekler mi? Patlayan denizlerin karşısında kendilerine bir sığınak bulabilecekler mi? Biz ölmeyeceğiz diyebilecekler mi? Bugüne kadar kim ölmemeyi becerebilmiş ki onlar becersinler? Onlara yardım edecek ortakları da yoktur ki kendilerine şefaat etsinler. Evet o zalimlerin Allah’a ortak koştukları şerikleri içinde kendilerine şefaat edecekler de yoktur. Kim yardım edecek onlara? Kim şefaatçi olup kurtarabilecek onları? Mümkün müdür bu? Bırakın o Allah berisinde Allah makamına oturtup kendilerine kulluk ettikleri var-lıkların kendilerine yardım etmelerini, üstelik onlar ortaklarını da inkâr edecekler. Biz asla dünyada bunları tanrı kabul etmedik, biz bunları asla hayatımızda egemen bilmedik, biz asla bunları Rab ve İlâh bilip yasalarını uygulamadık diyecekler. Bu dünyada Allah yetkilerine sahip olarak gördükleri, kendilerine tapındıkları, kendilerine sığındıkları, arzularını yerine getirdikleri, kendilerine dua ettikleri tanrı taslaklarının hiçbir faydasını görmeyecekler. Evet ya bu dünyada Allah’ı bırakıp ta Allah berisinde bir takım varlıkları dinleyenler o dinledikleri Rablerini İlâhlarını ret edecekler, yahut da dünyada tanrı bilinenler kullarını reddedecekler. Biz sizlerden bize kulluk istemedik. Biz size biz tanrıyız demedik. Siz kendiniz sapıklar olarak bize kulluk etmişseniz bunun sorumluluğu kendinize aittir. Bizim sizin bu pisliklerinizle bir ilgimiz yoktur diyecekler. Öyleyse madem ki bir gün kıyamet kopacak, madem ki bir gün bu hayat bitecek, hepimiz öleceğiz ve tekrar diriltileceğiz, madem ki bir gün Allah’ın hesabıyla karşı karşıya geleceğiz, madem ki o gün yetki sadece Allah’ın olacak, madem ki insanların Allah berisinde ken-dilerinde yetki gördükleri varlıkların hiçbirisinin zerre kadar bir faydası dokunmayacak, öyleyse niye insanlar bu dünyada sadece Allah’ı din-lemiyorlar? Niye sadece Allah’a kulluk yapmıyorlar? Niye Allah berisinde kendilerine Rabler, İlâhlar buluyorlar da onlara kulluk yapıyorlar?