16. “İnkar edip, âyetlerimizi ve âhirette Bana kavuşmayı yalanlayanlara gelince, işte onlar azapla yüz yüze bırakılırlar.” Ama beri tarafta kâfirlere, Allah’ı, Allah’ın âyetlerini, Allah’ın dinini, Allah’ın hayat programını örtenlere, fıtratlarını örterek bir hayat yaşayanlara, âyetlerimize küfreden, âyetlerimizi örtbas edenlere, yalanlayan, yalan sayan, yok farz edenlere, âhirete kavuşmayı da örten, âhireti gündemlerinden düşürerek bir hayat yaşayanlara gelince işte onlar Allah’ın azaba hazır olacaklar, azabın mahkumu olacaklar. İşte bakın hemen hayat ikileşiverdi. Dünyada da böyleydi zaten. Dünyada iki grup vardı, mü’minler ve kâfirler. İnananlar, inkâr edenler. Âhirette de böyle iki grup insan ve onlara hazırlanmış iki yerleşim merkezi. Cennet ve cehennem, cennetlikler ve cehennemlikler. İşte bu iki grubun dışında bir ayırım söz konusu olmayacak. İnsanların bu dünyadaki değer yargılarının orada hiç bir değeri olmayacak. Bu dünyada insanlar belki birbirlerini sosyal sınıflara, ekonomik sınıflara, ırk, kavim, kabile sınıflarına ayırabilirler. Ama ne dünyada ne de âhirette bu ayırımların Allah katında zerre kadar bile bir değeri yoktur. İşte Allah’ın ayırımı böyledir. Cennet ve cehennem. Allah’ın ayırımı bu dünyada Müslüman ve kâfir, İslâm ve küfür.