19. “O, ölüden diri çıkarır, diriden ölü çıkarır; yeryüzünü ölümünden sonra O canlandırır. Ey insanlar! İşte siz de böylece diriltileceksiniz.” Ölüden diriyi, diriden de ölüyü çıkarandır. Ölümünden sonra yeryüzünü de diriltendir. Evet O Allah ölüden diriyi, diriden de ölüyü çıkarandır. Toprağın altındaki ölü bir tohumu diriltip ondan hayatı, di-riliği çıkaran Allah’tır. Hiç hayat emaresi olmayan küçücük ölü bir çekirdekten koskoca bir ağacı çıkaran Allah’tır. Peygamberine indirdiği vahiyle ölü kalpleri dirilten, kâfirlerden dipdiri mü’minleri çıkaran da Allah’tır. Ama dipdiri mü’minlerden kâfirleri çıkaran da Allah’tır. Yâni ölü bir insandan diriyi çıkarır, diri bir insandan da ölüyü çıkarır. Kâfirden mü'mini mü'minden de kâfiri çıkarır. Veya meselâ Nuh (a.s) gibi dipdiri bir babadan iman etmeyen ölü bir oğul çıkardığı gibi, Âzer gibi ölü bir kâfirden dip diri bir İbrahîm çıkarabilir Allah. Ya da Zekeriyya (a.s) gibi yüz yaşını aşkın bir babadan üstelik de kısır bir anadan Yahya gibi bir diri çıkarır Allah. Veya işte bir zamanlar yok iken, yokluktan var edilen bir mevcudat çıkarıverir. Ölüyken, yok iken yeryüzünde, hayat sahnesinde varlıkları var ediverir. Öyle değil mi? Bir zamanlar yoktu varlık, yoktu insanlar, yoktu semalar, yoktu arz, yoktu güneş, yoktu ay yoktu yıldızlar da yokları var etti Rabbimiz. Kupkuru topraktan Adem’i yaratan odur. Kupkuru topraktan varlıklara hayat veren odur. Var olanları da sonunda öldürerek diriden de ölüyü çıkarıyor Rabbimiz. İşte sizin dirilişiniz, ölümünüzden sonra dirilişinizin çıkarılması da aynen böyle olacaktır. İşte sizler de böylece çıkarılacaksınız. Ölümünden sonra yeryüzü nasıl diriliyorsa sizin dirilişiniz de aynen öyle gerçekleşecektir. İşte şunlar da Onun âyetlerindedir diyerek bundan sonra Rabbimiz bir dizi âyetleriyle bizi karşı karşıya getirecek ve bize Onu inkâra, Onu yalanlamaya, Onu diskalifiye ederek bir hayat yaşamaya fırsat tanımayacak.