28. “Allah size kendinizden misaller vermektedir: Size verdiğimiz rızıklar da, emrinizde bulunan kölelerinizin de eşit sûrette hak sahibi olmalarına razı olur ve birbirinizi saydığınız gibi bu ortaklarınızı sayar mısınız (ki, bizzat yaptığımız işlerde Bize ortaklar koşulmasına razı olasınız?) Düşünen millete âyetleri böylece uzun uzadıya açıklarız.” İşte O Allah size bir misal veriyor. Allah size kendi nefislerinizden bir misal vermiştir. Söyleyin bakalım: Şu mülkiyetiniz altında bulunan kölelerinizle, câriyelerinizle, işçilerinizle ortak olarak, kullanımı konusunda onlarla denk olarak, eşit olarak, eşit haklara sahip olarak Benim size vermiş olduğum rızıklar konusunda birbirinizden çekindiğiniz gibi kendilerinden de çekineceğiniz seviyede o kölelerinize eşit hak veriyor musunuz? İşte Allah size mal, mülk ve saltanat verdi. Ev, bağ, bahçe, tarla, tapan, dükkan, tezgah verdi, müdürlük, amirlik verdi. Bir şehrin, bir ülkenin yönetimini verdi. Bir de sizin mahiyetinizde, sizin egemenliğiniz altında işlerinizde çalıştırdığınız işçiler, memurlar, köleler, câriyeler verdi. Yâni sizin hâkimiyetiniz altında olup bir imtihan sebebiyle rızkı sizden bekleyen insanlar var. Halbuki Allah bu elinizdeki malları size verirken onları da hesap ederek vermektedir. Yâni Allah size tak-dir ettiği rızıkta kölelerinizi, işçilerinizi, hizmetçilerinizi, memurlarınızı da ortak kabul ediyor. Şimdi sizler sahip olduğunuz, hakim olduğunuz o malda, mülkte, o saltanatta, o bağda, bahçede, o dükkanda, fabrikada, o işyerinde hâkimiyetiniz altındaki o işçilerinize, o memurlarınıza, o kölelerinize, câriyelerinize bir yetki veriyor musunuz? Yâni şunu diyebiliyor musunuz? Bir fabrikanız var ki; bir çiftliğiniz var ki; Allah onu size vermiş, ama orada çalışanları da size ortak kılmıştır. Şimdi şunu diyebiliyor musunuz onlara: Gelin ey benim iş yerimde, benim fabrikamda, benim çiftliğimde çalışan insanlar, aslında bu mülk sadece benim değildir. Bu mülkü Rabbim bana verirken sizi de buna ortak kılmıştır. Sizin gayretlerinizle, sizin alın terlerinizle bu mülk bu hale gelmiştir. Gelin bundan sonra bu mülk sadece benim değil hepimizin olacaktır. Bu mülkte her birerimiz eşit haklara sahibiz. Diyebiliyor musunuz bunu? O mallarınızda onlara da yetki verebiliyor musunuz? Dünyanın herhangi bir bölgesinde, herhangi bir ülkesinde egemenliği eline geçirmiş olan hakim güçler, egemen oldukları halka karşı, kölelere karşı şunu diyebiliyorlar mı: Gelin ey insanlar, bu ülke hepimizin, bu şehir hepimizin, bu devlet, bu imkânlar hepimizindir. Şimdiye kadar bizim bu ülkede sürdürdüğümüz egemenliğimiz bizim haksızlıkla sürdürdüğümüz bir söz sahipliğiydi. Bundan sonra bu ülkeyi birlikte yöneteceğiz, siz de söz sahibi olacaksınız, siz de şuraya katılacaksınız. Sizler nasıl bir hukuk, nasıl bir eğitim, nasıl bir kılık kıyafet, nasıl bir yaşam biçimi istiyorsanız öylece yapalım, öylece yaşayalım diyen birilerini biliyor musunuz? Var mı böyle diyen birisi? Yok değil mi? Ne ülkelerin, devletlerin egemenleri ellerine geçirdikleri bu mülkü başkalarıyla paylaşmadan yanalar, ne de herhangi bir ekonomik gücün sahibi olanlar ellerindekileri işçileriyle, köleleriyle paylaşmadan yana olmuyorlar değil mi? Kimse istemez bunu? Babasını, oğlunu bile karıştırmıyor adam değil mi? Halbuki Allah’ın verdiği bu mülk bütün insanlarındır. Bütün insanların onda hakkı vardır. Şimdi nasıl ki siz Allah’ın ortaklaşa kullanınız diye verdiği o mülk ve saltanatta hak sahiplerini bile elinizdeki yetkilerden faydalandırmıyorsunuz da, kendinizde böyle bir hak görüyorsunuz da nasıl oluyor da Allah’ın şu dünyasında, Allah’ın şu mülkünde Allah’ın yet-kilerini de elinden alarak hâşâ hâşâ sen bu işe karışamazsın, bu mülkte yetki bizimdir demeye çalışıyorsunuz? Nasıl oluyor da mülkünde Allah’a ortaklar aramaya, bulmaya çalışıyorsunuz? Nasıl oluyor da tamam gökleri Ona verelim, göklerde O İlâhlığını sürdürsün, ama yeryüzüne O Allah karışamaz, yeryüzünde İlâhlık bizimdir, ya da yeryüzünde bizim sözünü dinleyeceğimiz, yasalarını uygulayacağımız başka İlâhlarımız, başka Rablerimiz vardır diyebiliyorsunuz? Gerçekten bu çok zalimce bir düşünce değil mi? Nasıl oluyor da bu kadar zayıf halinizle, ölümlü halinizle, Allah’a muhtaç halinizle geçici olarak sahibi bulunduğunuz mülklerinizde kimseye yetki tanımıyorsunuz da, göklerin ve yerin ölümsüz sahibi olan Allah’tan yetkisini alarak Onun berisinde başka Rabler, başka İlâhlar bulup onların da Allah’a ortak olduklarını söyleyebiliyorsunuz? Nasıl oluyor da onlara da kulluk edebiliyorsunuz? Nasıl oluyor da yeryüzünde şirki yasallaştırmaya çalışıyorsunuz? Hakkınız var mı buna? diyor Rabbimiz. İşte biz âyetlerimizi böylece açıklıyoruz akıl eden, aklını kullanan bir kavim için.