1,5. “Elif, Lâm, Mîm. Rumlar en yakın bir yerde yenildiler; onlar bu yenilgilerinden üç ila dokuz yıl sonra galip geleceklerdir. İş eninde sonunda Allah'a aittir. İşte o gün, inananlar, istediğine yardım eden Allah'ın yardımına sevineceklerdir. O güçlüdür, merhametlidir.” Elif, Lâm, Mîm. Rumlar, Rum orduları yakın bir yerde, Araplara yakın bir bölgede mağlup oldu. Mekke’ye, Müslümanların yaşadığı bölgeye yakın bir yerde, yâni Suriye sınırında yenildiler. Ama onlar bu yenilgilerinden sonra birkaç yıl içinde tekrar kesinlikle galip geleceklerdir. Bid kelimesi üçten dokuza kadar bir sayıyı ifade eder. Rabbimizin bu kesin haberini duyan müşrikler Müslümanlarla alay edince Ebu Bekir efendimiz bu konuda müşriklerle bahse girer. Übey Bin Halef yalan söylüyorsun ey Ebu Bekir, böyle bir şey asla gerçekleşmez, haydi aramızda bir zaman tayin et de seninle bahse girelim der. Arlarında 10 yıl müddet tayin edip 10 devesine bahse tu-tuşurlar. Sonra Ebu Bekir efendimiz Rasûlullah efendimize gelip durumu haber verince Rasûlullah efendimiz bid üçten dokuza kadar bir sayıyı ifade eder, binaenaleyh süreyi uzat ve bahsi artır buyurur. Bunun üzerine Ebu Bekir efendimiz giderek süreyi dokuz yıla, bahsi de yüz deveye çıkardı. Ve sonunda tabii kazanan taraf Ebu Bekir efendimiz oldu, yüz deveyi alıp peygamberin emriyle tamamını tasadduk etti. Önce de, sonra da emir Allah’a aittir. Başında da, sonunda da yetki Allah’a aittir. Evet iş eninde sonunda Allah’a aittir. İş ne doğuya, ne batıya, ne doğunun güçlü görünenlerine, ne de batının egemen bilinenlerine aittir. Sonuç silahın elinde değildir. Sonuç gücün ve güçlünün uhdesinde, yetkisinde değildir. Bugüne kadar bu böyle olmadığı gibi bundan sonra da böyle olmayacaktır. Her şey Allah’ın kudret elindedir. Yeryüzünde devletleri kurduran irade Allah’ın iradesidir. Yeryüzünde devletlerin yıkılış emrini veren yine Allah’ın iradesidir. Yeryüzünde galibiyet ve mağlubiyet yasasını takdir eden yine Allah’ın iradesidir. Yâni dün İranlılar Rumlara galip gelirken de, bugün Rumlar İranlılara galip gelirken de emir ve takdir Allah’a aittir. Yâni ne dün İranlılar galip gelirken hâşâ Allah’ı diskalifiye edip emir ve kumandayı İranlılar ellerine geçirmiş, ne de bugün Rumlar galip gelirken onlar Allah’ın yetkilerini ellerine geçirmiş değillerdir. Dün birine zaferi, ötekisine mağlubiyeti takdir eden Allah bugün de tersini irade buyurmuştur. İşte o gün mü’minler Allah’ın nusretiyle sevinirler. Allah dilediği kimseye yardım eder. Allah Azîzdir, izzet ve şeref sahibidir, Rahîmdir, sonsuz merhamet sahibidir. İbni Abbas efendimiz Rumların İranlılara karşı zafer kazandığı günlerde Müslümanlar da Bedirde müşriklere karşı bir zafer kazandılar buyurur. İki zafer aynı günlere tesadüf ediyordu. Bu sebepten Müslümanlar iki sevinci birden yaşıyorlardı. Tabii daha sonraları Müslümanlar bu iki süper devletin ikisini de yıkacaklardır. Yeryüzünün en süper güçlerini yerle bir edecekler ve tüm dünyaya Allah’ın dinini yayacaklar. Tabii işte burada da yine: Yasası geçerli olacaktır. Emir, yetki önce de Allah’a aittir, sonra da Allah’a aittir. Allah bu yetkisiyle Müslümanlara yardım edip onların galibiyetine hükmetmeseydi elbette Müslümanların yeryüzünde böyle bir başarıya ulaşmaları da mümkün olmayacaktı. İşte Rabbi-mizin bu yardımıyla Müslümanlar çok kısa bir zamanda tüm dünyayı fethediyorlar, dünyada izzet ve şerefin Allah’a, Resûlüne ve mü’min-lere ait olduğunu net bir şekilde ortaya koyuyorlar. Yetkinin Allah’a ait olduğunu, izzet ve şerefin Allah’a ait olduğunu bilen Müslümanlar kar-şısında yeryüzünün en süper güçleri devriliyor, en düzenli ordular Müslümanların karşısında erimek zorunda kalıyorlar. Ve işte böylece Rabbimiz kıyamete kadar değişmeyecek bir yasayı ortaya koyuyordu. Kim Allah’a iman ederse, kim Allah’a güvenirse, kim Allah’ın iradesine teslim olursa bilsin ki o Allah’ın desteğiyle yeryüzünde tüm güçlere galip gelecek, tüm yeryüzüne egemen olacaktır.