38. “Yakınlığı olana, yoksula, yolda kalmışa hakkını ver. Allah'ın rızasını dileyenler için bu daha hayırlıdır. İşte onlar saadete erenlerdir.” Yakınlığı olan akrabalara hakkını ver. Fakirlere ve yolda kalmışlara da haklarını ver. İşte Allah’ın rızasını isteyenler için bu daha hayırlıdır. Ve işte felaha erenler, dünyada da ukbada da kazananlar, başarıya ulaşanlar bunlardır. Evet demek ki bu dünyada çok servete ulaşmak, sıhhate kavuşmak, iyiliklere ulaşmak değil, bunları Allah yolunda Allah’ın istediği yerlerde harcayabilmekte, kullanabilmektedir. Öyle bir Müslüman olacağız ki sahip olduklarımızı Müslümanlarla paylaşacağız. Öyle bir Müslümanca hayat yaşayacağız ki diğer Müslüman kardeşlerimizden farklı bir yaşam standardımız olmayacak. Ekonomik gücümüzü, akrabalarımızla, fakirlerle, yolda kalmışlarla bölüşeceğiz. Öyle bir infak hayatı, öyle bir paylaşım hayatı yaşayacağız ki karşımızdaki Müslüman kardeşlerimizi kendimize imrendirmeyeceğiz. Hiçbir Müslüman kardeşimiz bizim ekonomik gücümüz karşısında ezilmeyecek. Evimiz, barkımız, harcamalarımız karşısında hiçbir Müslüman aşağılık duygusuna kapılmayacak. Bize bakan insanlarda şahsiyet bozukluğu oluşmayacak. Malımızı, harcamamızı kısıp, hayat standardımızı aşağıya çekip arta kalan paramızı Müslüman kardeşlerimize ulaştırmanın kavgasını vereceğiz. Rasulullah efendimiz ve sahâbesinin yaşantısını, ihtiyaç anlayışını kendimize örnek alacağız. İşte o zaman bu bizim hakkımızda, toplumumuz hakkında hayırlı olacaktır. O zaman hem biz hem de toplumumuz felaha erecektir. Dünyada da ukbada da başarıya ulaşacak, felaha erenlerden olacağız inşallah.