Rûm Suresine Dön

Rûmالروم

42. Ayet

42Rûm Suresi

قُلْ س۪يرُوا فِي الْاَرْضِ فَانْظُرُوا كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلُۜ كَانَ اَكْثَرُهُمْ مُشْرِك۪ينَ

De ki: “Yeryüzünde gezip dolaşın da bakın (bakalım), öncekilerin akıbeti nasıl olmuş? Onların çoğu müşriklerdi.”

Dipnot

Allah’ın (cc) çoğunluk ve azınlık hakkında söyledikleri için bk. 11/Hûd, 40

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

42. “Ey Muhammed! De ki: “Yeryüzünde dolaşın da daha öncekilerden çoğu putperest olanların sonunun nasıl olduğuna bir bakın.” Evet haydi yeryüzünde gezin dolaşın, sizden öncekilerin âkıbetleri ne olmuş? Nasıl olmuş bir bakın. Onların pek çoğu müşrikti. Allah’a Allah’ın istediği gibi iman etmiyorlardı. Allah’ı hayatlarına karıştırmak istemiyorlardı. Allah’la birlikte hayatlarında söz sahibi ortaklar kabul ediyorlardı. Evet böyle geçmişte hakkı yalanlayanların, dinin aleyhinde kıyam edenlerin âkıbeti ne oldu? Eyke’nin, Ashab-ı Uhdû-d’un, Ashab-ı Hûd’un, kavm-i Lût’un, Sodam, Gomerin hali nice oldu? Bizans’ın Romanın hali ne oldu? Onlar Allah’a şirk koşmuşlar, hakkı yalanlamışlar, dini reddetmişler, kendileri rubûbiyet ve ulûhiyet iddiasında bulunmuşlar. Ya Rabbi her ne kadar da sen eğitiminiz şöyle ol-sun demişsen de, hukukunuz böyle olsun, ekonominiz şöyle olsun, ticaretiniz, aile hayatınız, sosyal düzeniniz, siyasal yapılanmanız şöyle olsun diyorsan da biz böyle de yaparız diyenlerin âkıbetleri ne oldu? bir görün diyor Rabbimiz. Allah dünyayı yarattı ve işi bitti diyerek, Allah hayata karışmaz, Allah dünyanın idaresini bize bıraktı, bizim için en ideal sistem bizim yaptığımız sistemdir, Allah sistem konusunda bilgisizdir, Allah bu konuları bilmez diyerek Allah’a şirk koşanların âkıbetleri nasıl olmuş bir bakın diyor Rabbimiz. Gezin dolaşın ve onların âkıbetlerine bir bakın diyor. Yeryüzü bunların enkazlarıyla doludur diyor. Evet Rabbimiz bizden geçmişi ibretle tahlil edip ondan ibret almamızı istiyor. Öyleyse bizler bizden öncekilerin durumlarını incelemek zorundayız. Peki acaba öncekilerin durumlarını anlamanın bilmenin yolu ne? Nereden öğreneceğiz bunu? Kur’an üzerinde yapacağımız ciddi bir gezinti geçmişi bizim gözümüzün önüne getirecek, bizi geçmişle yüz yüze, burun buruna getirecektir. Bizi tarihin derinliklerine götürecektir. Bir anda kendimizi geçmişlerin dünyasında bulacağız. Nuh (a.s) un toplumunun içine gideceğiz. Yok olanlarla, harap olanlarla yüz yüze geleceğiz. Çoğunluğunun müşrikçe bir hayat sürdüğü nice toplumların yıkılışlarına, batışlarına şahit olacağız. Onların helâklerini gözlerimizle göreceğiz. O toplumlar içinde azınlıkta olan peygamber taraftarlarını göreceğiz. Peygamber ve beraberindeki az sayıdaki Müslümanlar kâfirle karşısında direnmek zorundalar. Direndiler Allah’ın elçileri. Kâfirlerin zulümleri, işkenceleri karşısında asla müşrik olmadılar. Bütün bir dünyaya canları pahasına karşı koydular. Ama toplumları hayatlarına Al-lah’ı ve elçilerini karıştırmamakta direndiler. Her bireri ayrı ayrı bir kü-für ve şirkin takipçisi oldular da Allah ta onları yerin dibine İkinci olarak da yeryüzünde gezip dolaşarak Rabbimizin meş-hûd âyetleriyle yüz yüze gelerek, geçmişlerin harabeleri, kalıntıları arasında dolaşarak böylece geçmişi tanıma imkânını elde etmiş olacağız. Bunu elde edince de geçmişi yargılama, geçmişten ibret çıkarabilme imkânını da elde etmiş olacağız. Yâni geçmiştekiler niçin helâk olmuşlar? Bunlar ne yapmışlar, nasıl davranmışlar da helâk olmuşlar? Nasıl bir helâk yasası gerçekleşmiş? Bunu bilecek, bundan ibret alacak ve böylece biz de onların düştüklerine düşmemeye çalışacağız. İşte Rabbimiz bizden bunu istiyor. Evet gerek bu kitabın âyetleri arasında, gerekse şu yeryüzünde böylece helâk olanları gördükten, bildikten sonra sen ey peygamberim, sen ey Müslüman: