Sâd Suresine Dön

Sâdص

30. Ayet

30Sâd Suresi

وَوَهَبْنَا لِدَاوُ۫دَ سُلَيْمٰنَۜ نِعْمَ الْعَبْدُۜ اِنَّهُٓ اَوَّابٌۜ

Dâvûd’a, Suleymân’ı ihsan ettik. Ne güzel bir kuldur o. Çünkü o, çokça (Allah’a) yönelirdi.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

30. “Dâvût’a Süleyman’ı bahşettik; o ne güzel bir kuldu! Doğrusu o daima Allah’a yönelirdi.” Evet Allah âyetlerine değer veren, Allah âyetleri üzerinde te-debbür eden, Allah âyetleri rehberliğinde Allah’ın semâvât ve arzı ni-çin yarattığını bilen, anlayan bir kişi, Allah âyetleri rehberliğinde iman ehliyle küfür ehlini, takvâ ehliyle fücûr ehlini fark eden, bereketin kaynağı olarak kitabı tanıyan ve kitapla berekete ulaşma kavgası içine giren bir kişi, kitabı tedebbür etmeye, kitap üzerinde kafa yormaya çalışan olarak Dâvût (a.s) kitabın bereketine ulaşıyor. Bereketin kaynağı olan Allah, bir bereket olarak Süleyman’ı (a.s) lütfetmiştir. Ne güzel bir abd, ne güzel kuldur o. Dikkat edin, kulluk en güzel makamdır, en yüce şereftir ama burada bir de ne güzel abd’dır dendiğine göre acaba Süleyman (a.s.) ne yapmıştır diye üzerinde düşünmek zorundayız. Nasıl bir kulluk gerçekleştirmişti ki, Rabbimiz ona ne güzel kuldu buyuruyor acaba? Bakın Rabbimiz buyuruyor ki, o Evvah’tı. Hep Allah’a dönen, hep Allah’a yönelen, hep Allah’ı düşünen, hep O’nu razı etmeye çalışan, rotasını, kıblesini, pusulasını, ayarını hep O’na doğru yaparmış ki, “ne güzel bir kuldu” buyuruyor Rabbimiz. Evet, kitapla beraber olan, kitaba göre düşünen, kitapla hareket eden, kitap rehberliğinde bir hayat yaşayan Dâvûd’a Rabbimiz özel bir lütuf ve bereket olarak Süleyman aleyhisselâmı veriverdi. Yâ-ni eğer biz de Dâvûd aleyhisselâm gibi olursak, kesinlikle inanıyorum ki bize de lütuf olarak Süleymanlar verilecektir. Ama unutmayalım ki bizler ne kadar Dâvûd gibi olabilirsek bizim Süleymanlarımız da o kadar olacaktır. Tabi biz Dâvûd aleyhisselâm gibi peygamber olamayacağımıza göre bizim Süleymanlarımız da peygamber olamayacak-tır. Yâni herkese bir Süleyman vererek bereketlendirmez Allah. Farklı bereket kapıları açıverir. Tıpkı mahza Allah’ın istediği kulluğu yaşayan bir Nuh aleyhisselâm’a kâfir bir oğul verip beri tarafta başka bereket kapıları açtığı veya meselâ İbrahim aleyhisselâm’a kâfir bir baba verip başka bereket kapıları açtığı gibi. Yâni Allah herkese bereketi evlâttan vermez. Kim o Süleyman? Dâvûd’a lütfedilen Süleyman’ın ne özellikleri varmış? Ne güzel bir kul…. O da Evvâb idi. Dağlar, taşlarla birlik, kuşlar kurtlarla birlik Dâvûd’a Evvâb idiler. Süleyman da babasının oğlu olarak, Allah dedi diye o da Evvâbdı. Allah’a dönen, O’na yönelen, sadece O’nun için niyet taşıyan, tüm hayatıyla, tüm programıyla sadece O’nu razı etmeye, O’nu memnun etmeye çalışan, hep O, hep O diyen idi. İşte baba oğul Yâkub aleyhisselâm’ın soyundan bir aileyle karşı karşıyayız. Süleyman aleyhisselâm Kur’an’da farklı yerlerde farklı özellikleri anlatılan bir peygamber. Diğer peygamberlerden farklı belirgin özelliği saltanatta doruk noktada bir örnek oluşudur. Cinler onun emrinde, şeytanlar onun emrinde, rüzgarlar onun emrinde böyle çok yüce saltanat sahibi bir peygamber. Hattâ ta Yemen’den Filistin’e Belkıs’ın tahtını göz açıp yumacak kadar kısa bir sürede getirten peygamber. Ama bu saltanatının kendisine imtihan konusu olduğunun farkında, bilincinde bir peygamber. İşte şu anda onunla beraberiz. Bizler de Rabbimizin ne güzel abd övgüsüne lâyık olmak isti-yorsak böyle olmak, böyle yaşamak zorundayız. Müslümanlar kendilerini galiba bu peygamberlere izafe edebilmek gayretiyle bir namaz kılıyorlar ve adına da “Evvabîn namazı” diyorlar. Akşam namazından sonra dört veya altı rekat bir namaz kılıyorlar. Oh, artık Süleyman ve Dâvût’la (a.s) birlikte oldular. Bakın bir defasında: