44. “Ey Eyyûb! “Eline bir demet sap alıp onunla vur, yeminini bozma demiştik. Doğrusu Biz onu sabırlı bulmuştuk. Ne iyi kuldu; daima Allah’a yönelirdi. Ayrıca Biz ona dedik ki, “ey Eyyub, bir demet sap al onunla vur ve yeminini bozma.” Bir yemini varmış Eyyûb’un (a.s) ne olduğunu bilmiyoruz. Kitabımızdan detayını vermiyor Rabbimiz, sahih sünnette de bir açıklama görmedim. “Doğrusu Eyyûb’u çok sabırlı bir kul bulduk, gerçekten o ne iyi bir kuldu. Muhakkak ki o Evvâb’tı.” Allah’a çok yönelen, çok kulluk eden, çok tevbe eden bir kuldu. Evet, dedik ki ona; eline bir demet sap al. Buğday sapı mı? Yoksa arpa sapı mı? Ya değilse çavdar sapı mı? Biz şehirliler ne an-larız da bunlardan? Al eline bir demet sap ve vur onunla. Kime? Dememiş onu Allah. Onunla vur. Nereye? Kime? Yok o bölüm. Nasıl vu-rulacak? O da yok. Ne var ya? Yemin etmiştin ya, işte o yemininden cayma. Yeminini yerine getir. Anlıyoruz ki, hasta iken, imkânsızken, güçsüzken yaptığın ye-minleri imkân dahilindeyken yap, yerine getir buyuruyor. Belki de has-ta iken ettiği yemin iyi olunca yerine getirilebilecek bir yemindi bilemiyoruz ki. Yâni iyi olursam yüz sopa vurayım demişti de işte onların her biri böyle bir uygulamayla yerine getirilmiş olacaktı. Çünkü; Onu sabreden bulduk diyor Allah. O sabrediyordu. Sabır makamındaydı. Dayanan, direnen, bıkıp usanmayandı. Rabbine kulluğa, Rabbinin istediğine sabredendi. Öyle bulduk onu diyor Allah. Demek ki bu, sabredenlere bir ihsan, bir lütuf, bir kolaylık imiş. Dâvûd aleyhisselâm Evvâb, Süleyman aleyhisselâm Evvâb, dağlar taşlar, kurtlar kuşlar Evvâb, bir de Eyyub aleyhisselâm Evvâb. Bizler de o Evvâb’lardan olabilmek için akşam namazından sonra iki, dört veya altı rekat namaz kılacağız. Ama unutmayacağız ki sadece bu namazı kılıvermekle hemen Evvâb olamayacağız. Bunun için elbette onlar gibi namaz kılmak zorundayız. Tıpkı onlar gibi namazı ikâ-me etmek, namazla Allah’tan mesaj almak, namazla Allah’a tekmil vermek, namaz sonrası hayatımızı namazla düzenlemek zorunda ol-duğumuzu unutmayacağız. Yâni Dâvûd aleyhisselâm gibi tüm imkânlara rağmen Allah’a teslim olmak, Süleyman aleyhisselâm gibi saltanatın zirve noktasında bulunsak bile şımarmamak, tüm sahip olduklarımızı Allah’tan bilip O’na kulluğa harcamak, Eyyub aleyhisselâm gibi bize verilenlerin tümü elimizden alınsa bile yine kulluğumuzu sürdürmek zorundayız. İşte o zaman Evvâb olma yolundayız demektir Allah’ın izniyle. Evvâb olanların safındayız demektir inşallah.