Saffât Suresine Dön

Saffâtالصافات

12. Ayet

12Saffât Suresi

بَلْ عَجِبْتَ وَيَسْخَرُونَۖ

Sen (onların Kur’ân’a ve ahirete inanmayışlarına) şaşırdın. Onlarsa alay ederler.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

12-14. “Ey Muhammed! Evet; sen onlara şaşıyorsun, onlar da seni alaya alıyorlar. Onlara öğüt verildiğinde öğüt dinlemezler. Bir mucize gördüklerinde onu eğlenceye alırlar.” Sen ey peygamberim, Rabbinin bu âyetlerinin bilincine erince Rabbinin bu gücünü, kudretini, yaratıcılığını, göklere ve yere egemenliğini görünce hemen şaşkınlık içine düşüyorsun. Rabbinin âyetleriyle Rabbini tanıdıkça taaccüp ediyor, Rabbine karşı sevgin, saygın, kulluğun, haşyetin artıyor, ama onlar senin bu durumunu gördükçe seni alaya alıyorlar. Ya da ey peygamberim, sen onların Bana karşı bu nankörce tutumlarına, Bana savaş açma divaneliklerine şaşıyor, hayret ediyor, onlar adına üzülüyorsun, onlarsa seni alaya alıyorlar. Ne öğüt dinle-mez insanlar bunlar? Ne uyarılara aldırış etmez, ne vurdumduymaz insanlar bunlar? Bunca âyet karşısında düşünüp, akıllarını kullanıp ibret almaları gerekmez mi bu adamların? Öyle değil mi? Yâni ben bir topraktan yaratılacağım. Ben kendi kendimi yaratmaktan aciz olacağım. Rabbim beni basit bir topraktan var edecek, beni adam edecek, bana hayat, güç kuvvet, göz kulak verecek, el ayak, akıl fikir verecek ve aramızdan seçtiği birini peygamber seçip benim Rabbim, benim sahibim olarak bana arzularını duyuracak, beni adam yerine koyup kendi bilgisiyle beni bilgilendirmeyi murad edecek, beni o peygamberiyle şereflendirecek ve ben bu âciz halimle O’nu bırakıp kendimi veya kendim gibilerini tanrılaştırarak onlar istikâmetinde bir hayat yaşamaya kalkışacağım. Olacak şey midir bu? Nasıl yapabilir bunu insan? İnsanın Allah’la böyle bir çatışma içine girmesi, Allah’ın dinini, âyetlerini, elçilerini alaya alması, Müslümanlarla eğlenceli bir tavır içine girmesi işinden daha şaşkınca bir şey düşünülebilir mi? Kendilerine zikir duyurulduğu zaman, kendilerine Allah’ın âyetleri duyurulduğu zaman, Allah’ın dini gündemlerine getirildiği zaman gündemi anlamıyorlar. Kendilerine nasihat edildiği zaman nasihatten faydalanmıyorlar, kendilerine bir şeref, bir gündem, bir hayat programı olarak sunulan kitabı ve peygamberi ciddiye almıyorlar. Kendi şereflerinin kadr-u kıymetini bilemiyorlar. Ne zaman ki Rabblerinden kendilerine akıllarını erdirecek bir âyet gelse hemen onu alaya alıyorlar. Allah’ın âyetlerinin işlevini bitiriyor ve diyorlar ki: