Saffât Suresine Dön

Saffâtالصافات

18. Ayet

18Saffât Suresi

قُلْ نَعَمْ وَاَنْتُمْ دَاخِرُونَۚ

De ki: “Evet, sizler boyun eğip, alçalmış olarak (diriltileceksiniz).”

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

15-18. “Bu apaçık bir sihirdir; öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman, önceki babalarımız yahut biz mi dirileceğiz?” derler. Ey Muhammed! De ki: “Evet hem de zelil ve hakir olarak.” Bu apaçık bir büyüden, bir sihirden başkası değildir. Rabbimiz onları adam yerine koyup, onları muhatap kabul edip kendi bilgisinden aktarımda bulunacak, Kur’an ile bilgilenip şereflenecekler, Kur’an ile gündemlenecekler, Allah bilgisiyle bilgilenecekler, nasihatle şereflenecekler, yolları aydınlatılacaklar, ama gelin görün ki onlar Allah’ın bu apaçık âyetlerine, “bu bir sihirden başkası değildir,” diyecekler. Sonra da diyecekler ki, “yâni demek şimdi biz öldükten, toprak olduktan, yok olup gittikten, kemik olduktan, kemiklerimiz çürüyüp gittikten sonra tekrar dirileceğiz öyle mi? Önceki atalarımız da tekrar dirilecekler öyle mi? Siz bunu iddia ediyorsunuz ha? Buna inanacağımızı zannediyorsunuz ha? Siz onu bizim külahımıza anlatın. Hayır hayır, olmaz böyle bir şey! Biz kesinlikle böyle saçmalıklara inanmayız,” derler. İşte kâfirin, müşrikin tutunduğu tüm inancı, gücü, kuvveti buradadır. Her bir dönem elçiler geliyor, uyarıcılar geliyor, Allah’ın melekleri Rabbimizin âyetlerini indiriyor, kendi aleyhlerine uyarılar geliyor, yaşadıkları kâfirce, müşrikçe ve zalimce bir hayatın sorgulanmasına yönelik bilgiler gelince hemen reddediyorlar, inkâr ediyorlar, olmaz böyle şey diyorlar. Şu bir gerçektir ki bir adam kâfir mi, zalim mi, onun bu dünyada ilk yapması gereken şey Allah’ı, Allah’ın dinini, Allah’ın kitabını, Allah’ın elçilerini ve dirilişi, kıyamet gününün hesabını reddetmektir. Neden? Kâfirliği, zalimliği rahat icra edemeyecektir de ondan. Yâni düşünün bir insan hem Allah var diyecek, hem de kâfir ve zalim olacak. Ham âhiret var, tekrar dirilecek ve yaptıklarımızdan ötürü hesaba çekileceğiz diyecek, hem de zalimlik yapabilecek. Bu mümkün değildir. İşte bunun için yok bu iş diyorlar. Olmaz böyle bir şey diyorlar. Hani binlerce yıldır ölen atalarımızdan bir ses, bir haber yoktur diyorlar. Âyetin bu ifadesi bir de şunu hatırlatıyor: Hani kimi imansızlar diyorlar ya, “efendim daha önce ölen kimseler daha sonra bir başka insan kılığında tekrar dirilip dünyaya gelirler. Ölmüşlerin ruhları bir başka doğan çocukla tekrar dünyaya dönmektedir” filan diye zırvalarlar ya, eğer daha önceden ölüp de tekrar böyle dirilip dünyaya geri gelen bir kişi bile olmuş olsaydı, elbette bu insanlar peygambere karşı bu tavırlarını sergileyemezlerdi. Ama bakın şimdi diyorlar ki, madem ki öldükten sonra tekrar diriliş var, hesap kitap var diyorsunuz, haydi bir kişi bile örnek gösterebilir misiniz, diyorlar. Böylece kendilerine büyük bir güç ve haklılık bulmaya çalışıyorlar. Gerçekten ilk insan Hz. Adem’den (a.s) bu yana ölüp de tekrar dirilen bir tek insan yoktur. Zaten ne önceki örneklerimiz, ne de son örneğimiz Hz. Muhammed (a.s) hiçbir zaman böyle bir şey de dememişlerdir. Yâni insanlar şimdi ölecekler, şimdi dirilecekler gibi bir vaatte, bir iddiada bulunmamışlardır. Nereden çıkarıyorlar bunu? Böyle bir şey diyen mi olmuş ki, bunu delil olarak kullanmaya kalkışıyorlar? Onların dedikleri, bugün bizim de dediğimiz şudur: Herkes bu dünyada yaşayacak, ölecek ve kıyametin kopuşuyla herkes tekrar dirilip hesaba çekilecektir. Onların bu itirazlarına karşılık Rabbimiz sevgili elçisine şöyle dedirtiyor: O akılsız kâfirlere de ki peygamberim, “evet kıyamet günü sizler rezil rüsva olarak dirileceksiniz. Reddettiğiniz o gerçeği görmenin horluğu, hakirliği içinde dirileceksiniz. Hor, hakir, aşağılanmış mahluklar olarak diriltileceksiniz. Hem de zannettiğiniz gibi bu dirilişleriniz zor da olmayacak.” Nasıl olacak? Şöyle: