Saffât Suresine Dön

Saffâtالصافات

28. Ayet

28Saffât Suresi

قَالُٓوا اِنَّكُمْ كُنْتُمْ تَأْتُونَنَا عَنِ الْيَم۪ينِ

(Saptırıcı liderlere derler ki:) “Şüphesiz ki sizler, bize sağdan gelip yanaşıyordunuz.”

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

26,30. “Hayır; bugün onların hepsi teslim olmuşlardır. Birbirlerine dönüp soruşurlar. İleri gelenlerine: “Doğrusu siz bize sûret-i haktan görünürdünüz” derler. Onlar da şöyle derler: “Hayır; siz inanmış kimseler değildiniz. “Bizim sizin üstünüzde bir nüfûzumuz yoktu. Bilâkis, azmış bir millettiniz.” Hayır hayır, bilâkis bugün onlar tutukludurlar. Bugün onlar tutuklanmışlardır. Allah’ın emriyle tutuklananlar ne yapabilirler ki? Melekler onları cehenneme doğru sürüklerse, ne yapabilirler ki? Yardıma bir yetkileri, güçleri olmazsa ne yapabilirler ki? O tutuklu olarak ateşe sevk edilenler, ancak şunu yaparlar: Birbirlerine dönerler, birbirlerine yönelirler ve birbirleriyle konuşmaya, atışmaya başlarlar. Birbirlerine sorup soruştururlar. Şimdi şu anda birilerinin kulu kölesi olarak bir hayat yaşayanlar, Allah’ın dinini, Allah’ın hayat programını bırakıp ta birilerinin arzuları, istekleri, yasaları doğrultusunda bir hayat yaşayanlar diyecekler ki, “siz bize sağdan geliyordunuz. Sağdan gelerek, sûret-i haktan görünerek bizi kandırıyordunuz.” Onlar da derler ki, “yok yok siz mü’minler değildiniz. Siz aslında inanmış kimseler değildiniz. Tamam, doğrusu biz size Rabblık ve İlâhlık taslayarak sizleri aldatmaya çalışıyorduk, ama siz de Allah’a inanmadığınız için peşin peşin bize aldanıyordunuz, aldanmadan yana bir tavır sergiliyordunuz. Bize aldanmak işinize geliyordu. Çünkü bizim Rabb olmadığımızı, İlâh olmadığımızı, sizin gibi birer âciz kul olduğumuzu pekâlâ biliyordunuz. Bizim sizden farklı bir tarafımız yoktu. Bizim sizin üzerinizde bir sultamız, saltanatımız, gücümüz kuvvetimiz de yoktu. Sizi biz yaratmamıştık, havanızı, suyunuzu, güneşinizi, elinizi, ayağınızı biz vermemiştik. Sizi zorlayıcı bir gücümüz yoktu. İradeleriniz vardı, serbesttiniz. Ama sizler azgın, zalim, Rabbinizden, Rabbinize kulluktan, Rabbinizin yasalarını uygulamaktan, hayatın her alanında O’na kulluktan, O’nu dinlemekten bıkıp usanmış, kendinize, kendi hevâ ve heveslerinize uygun yasalar yapacak tanrılara ihtiyaç duyan sapıklardınız. Siz seçtiniz, biz hükmettik. Siz teslim oldunuz, biz yasa yaptık. Siz verdiniz, biz aldık. Size, sizin vicdanlarınızı satın almaya geldiğimizde hangi tepkiyi gösterdiniz? Alan memnun, satan memnundu. Böylece siz gönüllü kullar, bizler de gönüllü tanrılar olarak bu hayat bizi ölüme kadar götürdü.”