8-10. “Onlar yüce âlemi asla dinleyemezler. Her yönden kovularak atılırlar. Onlara sürekli bir azap vardır. Hele bir tek söz kapan olsun; delici bir alev onun peşine düşüverir.” Onlar, asi ve inatçı şeytanlar, cinler Rabbimizin görevli, itaatkâr, saf saf emre âmâde bekleyen, Rabbimizin zikrini gündemlerinden düşürmeyen meleklerin görev mahalli olan, konuşma mahalli olan, Rabbimizin emirlerini icra mahalli olan o Mele-i A’lâ’yı asla dinleyemezler. Meleklerin konuşmalarına, yazışmalarına asla muttalî olamazlar. Allah, gaybına asla muttalîi kılmaz onları. Gaybını o pislere asla ezdirip bozdurmaz Rabbimiz. Her yönden kovularak atılırlar onlar. Her ne zaman azıcık bir dinlemede bulunurlarsa, her ne zaman bir kırıntı elde etmişlerse her bir taraftan taşlanır, atılır, kovulurlar. Onlar için sürekli bir azap vardır. Hemen o anda onları yakan bir alev, bir ateş parçası onları takip eder de, onu orada helâk ediverir. İşte böylece bina ettiği gökler âlemini korunma altına almıştır Rabbimiz. İşte yaptırım gücü olan melekler ve yıldızlarla âlemin programı olan Levh-i Mahfuz cinlerden, şeytanlardan, sihirbazlardan, kahinlerden muhafaza edilmiştir. Artık kimsenin bunlara inanması, bunlara bel bağlaması da gerekmeyecektir. Çünkü hiç kimsenin Allah’ın gay-bını bilmesi mümkün değildir. Cinlerin ve şeytanların da hiçbir güçleri yoktur. Göklerde, yerde ve tüm âlemde tek güç, kuvvet sahibi, tek egemenlik, tek söz sahibi Allah’tır. Bakın bizim çıkardığımız bu çıkarımı bundan sonraki âyetinde Rabbimiz şöylece ilân eder: