12. “Gündüz estiğinde bir aylık mesafeye gidip, akşam es-tiğinde bir aylık mesafeden gelen rüzgarı buyruğu altına verdik. Onun için su gibi erimiş bakır akıttık. Rabbinin iz-niyle, yanında iş gören cinleri onun buyruğu altına verdik ki, bunlar içinde buyruğumuzdan çıkan olursa ona alevli ateşin azabını tattırırdık.” Süleyman (a.s) için de rüzgarı mûsâhhar kıldık. Rüzgarı onun emrine verdik ki, o rüzgarın sabah gidişi bir ay, akşam dönüşü de bir aydır. Yâni Süleyman (a.s) sabah biniyor binitine ve bir aylık mesafeye gidebiliyor. İster yaya yürüyüşüyle, ister deve ya da başka bir vasıta yürüyüşüyle bir aylık bir mesafeye gidiyor. Sabahleyin Kudüs’ten çıkıyor Afganistan’a gidiyor ve oralarda Allah’ın dinini tebliğ ve talim ediyor, sonra akşam sarayına, kentine dönüyor. Duydunuz mu böyle bir melik? Rüzgarın emrine verildiği böyle bir melik yoktur yeryüzünde. Yine onun için su gibi erimiş bakır akıttık. Süleyman’a bakır madenini de lütfedip emrine verdik. Bakırı kaynağından sel gibi akıtıp, emrine verdik. Sonra Rabbi’nin izniyle, yanında iş gören cinleri de onun buyruğu altına verdik ki, bunlar içinde buyruğumuzdan çıkan olursa ona alevli ateşin azabını tattırırdık. Allah’ın emriyle bakır ve cinler de Süleyman’ın (a.s) emrine âmâde kılınıyor. Görüyor musunuz Allah’a kul olanlara, Allah’ın emrine itaat edenlere Rabbimiz her şeyi lütfediyor, her şeyi onların emrine veriveriyor. Kesinlikle bilelim ki, şâyet şu anda bizler de Allah’a, Allah’ın istediği teslimiyeti, Allah’ın istediği kulluğu gerçekleştirirsek Rabbimiz bize de bu tür nimetlerini yağdıracak ve yeryüzünde bize de en büyük izzet ve şerefi kazandıracaktır. Bu Allah’ın değişmez bir yasasıdır ki, zaten bunun için bunları bize anlatmaktadır. Bakın Allah’a itaat eden, gücünü kuvvetini, iktidarını, saltanatını Allah’ın emrine teslim eden bir peygamberin emrine veriliyor cinler, rüzgarlar. O cinlerden kim Süleyman’ın (a.s) emrinden dışarı çıkmaya kalkışırsa, çılgın ateşin azabına maruz bırakılıyordu. Kimse onun emrinden dışarı çıkma imkânı bulamıyordu. Elbette gücünü, kuvvetini, iktidarını Allah’ın emrine teslim eden bir kuluna Rabbimiz her şeyi âmâde kılıyor. Evet, Allah emriyleydi bunlar. Allah boyun büktürüyordu tüm bunları elçisine. Peki ne yapıyordu bu cinler? Ne görevleri varmış onların?