20. “Andolsun ki İblis, onlar hakkındaki görüşünü doğru çıkartmış; inananlardan bir topluluk dışında hepsi ona uymuşlardı.” İblis, Sebe’ halkı üzerinde görüşünü doğru çıkarmıştır. Hani al-çak İblis, “ben onları saptıracağım, onları sana kulluktan, sana şükürden koparacağım, onların pek çoğunu sana şükreder bulamayacaksın, hiçbir kimse senin yoluna gitmeyecek, elbette senin kullarından belli bir pay alacağım” demişti ya, işte Allah’a karşı verdiği bu sözüne yoldan çıkardığı Sebe’ halkını şahit tuttu. Allah onu lânetleyip rahmetinden kovunca, o da Allah üzerine yemin ederek şöyle demişti: “Muhakkak ki senin kullarından tespit e-dilmiş, bana ayrılmış, muayyen, bilinen, takdir edilmiş bir hisse, bir nasip alacağım, kendime seçeceğim, kendime edineceğim. Senin kullarından belli bir kesimi kendime kul-köle edineceğim. Onların hayatlarından, zamanlarından, çalışmalarından, enerjilerinden, mallarından, çocuklarından bir kısmını kendim sahipleneceğim” demişti. Ancak Sa’d sûresinin beyanıyla; “İblis dedi ki; Ben onların hepsini saptıracağım, ama hâlis mü’minler müstesna.” demişti. Halis kullarına, ihlaslı kullarına, katışıksız din sahibi kullarına, katışıksız vahiy sahibi kullarına hiçbir şey yapamayacağım demişti. İşte gerçekten sözünü tuttu şeytan. Sebe’liler şeytana tabi oldular, katışıklı din sahipleri ona itaat ettiler. Ancak mü’minlerden bir grup, dinlerini Allah vahyine dayandıran bir grup ona tabi olmadılar. Allah’a, Allah’ın istediği şekilde iman edenler, Allah’a Allah’ın istediği şekilde kulluk yapanlar Allah’ın yardımıyla kurtulurken, çoğunluk peygamber yolunu terk ederek şeytan vahiylerine uydular, şeytanın peşine düştüler. Elbette sonunda İblis kazanıyor, peşine takılanlar kaybediyordu. Ama hayır, yanlış söyledim, asıl kazananlar şeytan vahiylerine de-ğil de Allah vahyine teslim olan Müslümanlar oluyordu. Çünkü İblis bu dünyada kazansa da kaybediyordu. Çünkü o saptırdıklarıyla beraber cehenneme gidiyordu.